Yeni Stratejik Dengelerde Türkiye-Polonya Ortaklığı

7 Aralık 2015 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

Türkiye ve Polonya ilişkileri uzun bir tarihi geçmişe sahip ve iki ülke arasında ilk diplomatik temas 1414 yılında kurulmuş. Altı asırlık köklü ilişkilere bakıldığında iki ülke arasında işbirliği ve dostluğun ön planda olduğu görülüyor. 1999’da NATO üyeliği ile birlikte Polonya, Türkiye’nin müttefiki haline geldi. Son olarak Ankara ve Varşova 14 Mayıs 2009’da imzaladıkları bir anlaşma ile ilişkileri “stratejik ortaklık” boyutuna taşıdılar.

Hem Ankara hem de Varşova mevcut durumla yetinmeyip ilişkileri daha da geliştirmek istiyorlar. Bu çerçevede yeni bölgesel ve küresel konjonktürde ikili işbirliğinin nasıl geliştirilebileceği konusu, T.C. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) ve Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (PISM) tarafından 2 Aralık 2015’te Ankara’da düzenlenen çalıştayda ele alındı. Çalıştayda ikili ilişkilerin yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri, göç ve mülteciler sorunu, Suriye meselesi, Rusya ile sorunlar, Çin’in ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimi gibi konularda Türk ve Polonya tarafının yaklaşımı değerlendirildi.

6701

Polonyalıların Türk-Rus krizine bakışı

Polonyalılar, 2014’teki Ukrayna ve Kırım krizleri sırasında Türkiye’nin Rusya ile Soğuk Savaş tarzı bir kutuplaşmaya karşı olduğu için gerilimi tırmandıracak adımlar atmaktan kaçındığını ve Moskova’ya karşı yatıştırıcı bir politika izlediğini belirtiyorlar. Bu açıdan Suriye sınırında düşürülen Rus savaş uçağı ile Ankara’nın Moskova’ya karşı uyguladığı yatıştırma politikasından vazgeçip geçmediğini merak ediyorlar. Polonyalılara göre NATO ve AB, son yıllarda Rusya’ya karşı yeterince caydırıcı politikalar izleyemedi ve Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın üyelikleri konusunda belirgin bir strateji geliştiremedi. Rusya ise NATO ve AB’nin bölgede bıraktığı boşluğu 2008 Gürcistan ve 2014 Ukrayna hamleleriyle doldurmaya başladı. Moldova’daki Transdinyester sorunu ise zaten donmuş bir anlaşmazlık, Moskova’nın elinde bir koz olarak duruyor. Polonyalılara göre Doğu Akdeniz ve Suriye’de Batı’nın bıraktığı boşluğu Moskova’nın doldurmak istemesi sürpriz bir durum değil. Bu açıdan Türkiye, hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağını düşürerek Rusya’ya dur diyen ilk NATO ülkesi oldu.

4f170b964a08b4ae80a996506b936d77_aa_picture_20151129_6932173_webjpg

Polonya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine desteği

Polonya, Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen ülkelerin başında geliyor. Varşova açısından Ankara’nın üyeliği ekonomik gerekçelerden daha çok siyasi ve stratejik saiklere dayanıyor. Türkiye’nin AB üyeliği sayesinde Polonya, örgütün en doğusunda yer almaktan kurtulacak ve Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın üyeliğine giden yol daha elverişli hale gelecek. Varşova’ya göre Ankara’nın Batı bloğu içinde çok sağlam bir şekilde yer alması, Moskova’ya karşı da bir denge unsuru olacak. Bu açıdan Polonya, Suriyeli mülteciler sorunu üzerinden de olsa Türkiye-AB ilişkilerinin son dönemde yeniden canlanmasından memnun.

Çin’in ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimi 

Polonya, Çin’in Avrupa’da daha aktif ekonomik bir girişim başlatmasından memnun. Pekin zaten 16 Orta ve Doğu Avrupa (ODA) ülkesiyle yıllık zirveler düzenleniyor. Dördüncü Çin-ODA zirvesi 24 Kasım 2015’te gerçekleştirildi. Doğu Avrupa ülkeleri de Çin yatırımlarını çekmek için kendi aralarında yarışıyorlar. Bu açıdan ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimi, Polonya tarafından Avrupa ve Çin arasındaki coğrafi boşluğu dolduracak ve ekonomik fırsatları arttıracak olumlu bir proje olarak değerlendiriliyor. Varşova’nın Çin’in İpekyolu projesiyle ilgili yaklaşımı bu yönüyle Ankara ile benzerlik arz ediyor. Türkiye de Çin’in bu girişimini Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya pazarına açılmak ve ulaşım altyapısını geliştirmek için ekonomik bir fırsat olarak değerlendiriyor. Bir Kuşak Bir Yol projesinin Çin’in bölgesel bir hegemonya kurma girişimi olduğu yönünde bazı ülkelerin dile getirdiği endişeler, Ankara ve Varşova tarafından pek paylaşılmıyor veya yeterince önemsenmiyor. Türkiye ve Polonya’nın coğrafi konumları dolayısıyla Çin’in yükselişinden stratejik açıdan pek rahatsız oldukları söylenemez.

oY7lyb

İkili ekonomik işbirliği

İki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler de hızlı bir şekilde gelişiyor. 2014 yılı itibariyle ikili ticaret hacmi 5,5 milyar dolar civarında gerçekleşirken bunun 3 milyar dolarlık kısmı Polonya’nın Türkiye’ye yaptığı ihracattan oluşuyor. Son yıllardaki ticaret hacmi itibariyle Polonya’nın Türkiye’nin 20. büyük ticaret ortağı olduğu görülüyor.

İki ülke de benzer ekonomik sorunla karşı karşıyalar.  Üretime yönelik Ar-Ge ve inovasyon eksikliği, Türkiye ve Polonya’nın orta gelir tuzağını aşmasının önündeki en büyük engel olarak duruyor. Dost ve müttefik olan iki ülke, savunma sanayi gibi stratejik bir sektörde de işbirliğini geliştirmek istiyor. Enerji kaynakları açısından dışa bağımlı olan Türkiye ve Polonya’nın yeşil enerji (güneş ve rüzgâr) konusunda işbirliğine gitme arayışları bulunuyor. 2014’de Avrupa Uzay Ajansı üyesi olan Polonya, uzay sanayi konusunda Türkiye ile işbirliği yapabileceğini düşünüyor.

Sonuç olarak Türkiye-Polonya ilişkileri 602. yılına yeni bir ivmeyle giriyor.

********

Bu yazı Dr. Selçuk Saraçoğlu tarafından ilk olarak Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) için kaleme alınmıştır.

A’dan Z’ye Polonya!