Dünyanın paylaşıldığı kent Yalta

3 Ekim 2011 Kapalı Yazar: admin

haber

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünyanın paylaşıldığı kent Yalta
Yalta şehir merkezine 3 kilometre uzaklıktaki sarayı 1911 yılında kendisine yazlık olarak Çar 2. Nikolay yaptırmış. Çar, bu saraya iki defa gelebilmiş. Yalta Konferansı anısına sarayın bahçesine dikilen üç palmiyeye özenle bakılıyor

Erol Yaraş – Milliyet Haberi

Yalta, Ukrayna’nın Karadeniz sahilindeki sayfiye şehri. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin göz bebeği ve şimdi Karadeniz’in Rivierası olması için büyük yatırımlar yapılan, tarihi bronz çağına kadar uzanan bir kent.
Yalta’da hava alanı olmadığı için en yakınındaki şehir Simferepol üzerinden gidiyorsunuz. İki şehir arasındaki yol 130 km. fakat yaklaşık 2 saatte Yalta’ya varabiliyorsunuz. Yol genelde 2 şerit bazen 4 şerit oluyor, Avrupa’nın en uzun troleybüs hattı burada ve iki şehri toplu taşım aracı olarak bir birine bağlıyor. Troleybüslerin eski ve yavaş olmaları iki kent arasındaki trafiği oldukça yavaşlatıyor.
Yalta’nın geçmişi bronz çağına kadar gitse de, esas ünü 1860 yılında Prof. Botkin’in Çar 2. Aleksander’a bölgede bir sağlık ve tatil merkezi yapmasını tavsiye etmesiyle başlamıştır. Rus Çarı buraya saray yaptırınca Yalta çarların ve soylularının sayfiye şehir olarak ön plana çıkmış.

Kırım Özerk Cumhuriyeti yetkilileri Yalta’yı Karadeniz’in rivierası yapmaya karar vermişler. Kıyılarda bir kirlilik olmadığı için şehrin her kıyısından denize girebiliyorsunuz. Yazın ortalama sıcaklık 30-35 derece. Sahiller, her zaman insanlarla dolu.

140 bin kişi yaşıyor
1475 yılında Osmanlı egemenliğine giren Yalta o yıllarda tarım ve balıkçılıkla yaşamını kazanan insanların yaşadığı bir yerdi. 1542 tarihli Osmanlı arşivlerinde Yalta 3 mahalleli bir köy olarak geçiyor. 1783 yılında Rus egemenliğine giren Yalta’da bu tarihte 13 ev vardı ve tipik bir balıkçı kasabasıydı. İkliminin güzelliğiyle çarların ilgisini çeken bölge hızla büyüdü ve bugün çevresiyle birlikte 140 bin kişinin yaşadığı bir şehir oldu.
Yalta’nın tüm dünya tarafından bilinmesi ikinci dünya savaşı sonrasında burada düzenlenen konferans sayesindedir. Diğer bir adı da “Dünyanın Paylaşıldığı Konferans” olan toplantı 4-11 Şubat 1945 yılında gerçekleşti. Rusya adına Stalin, İngiltere’den Churchill ve ABD Başkanı Roosevelt bir araya gelerek dünyanın yeni şeklini ve sınırlarını burada belirlediler.
Çar 2. Nikolay için 1911 yılında yaptırılan Livadiya Sarayı’nda bir araya gelen 3 lider bir anlamda dünyayı burada paylaştılar. Livadya Sarayı hala bu toplantının izlerini taşımaktadır. Birinci katta 3 ülkenin liderinin toplantı yaptıkları salonlar size konferans hakkında birçok belge ve fotoğraf sunarken ikinci katta Rus ihtilalinde tamamı öldürülen Romanov ailesinin izlerini görebilirsiniz.
Yalta’da Livadiya Sarayı gibi daha görülecek ve gezilecek birçok yer var. Bunların başında Kont Vorotsov Sarayı, Kırlangıç Yuvası, Botanik Bahçesi ve Massandra Şarap Mahzenleri geliyor.

Geceleri harika
Özellikle yazın Yalta geceleri görülmeye değer. Gece yaşamı, kafeteryalar, barlar ve bir birinden güzel genç kızlar birçok Avrupa şehrini aratmayacak özelliklere sahip. Yatla sahil şeridi özellikle geceleri oldukça hareketli. Lenin Meydanı gençlerin buluşma mekanı. Burada ellerinde bira şişeleri denize karşı içip sokak müzisyenleri eşliğinde dans edenleri her an görebilirsiniz.
Yalta’da iyi bir restoranda balık, meze ve kaliteli bir şarabı 50 ile 70 dolar arasında yiyebiliyorsunuz. Fakat ben makarna, pizza veya yerel yiyeceklerle karnımı doyuracağım derseniz 10 dolara da rahat doyarsınız. İyi bir restoranda güzel yerli bir şişe şarap 15-20 dolar.
Yalta aynı zamanda bir çok ünlü sanatçıya da ev sahipliği yapmış; onlara ilham kaynağı olmuş bir şehir. Mark Twain, şair Stepan Rudansky, Şair Lesya Kayinka, ünlü Rus yazarı Anton Çehov yine ünlü yazar Biryukov ömürlerinin bir kısmını Yalta’da geçirmişler.
Müzik Festivaliyle turizm sezonunu uzatmaya çalışan Yaltalı yetkililer, yılda 5 milyon olan turist sayısını ikiye katlamanın peşindeler. Kaldığım 5 günde şunu gördüm ki, bu inanç ve azimle çok kısa sürede hedeflerine varırlar.

Massandra’nın mahzeninde yatan 1775 üretimi şaraplardan her yıl bir şişesi açık artırmayla satılıyor. Bu yıl açık attırmanın başlangıç fiyatı 110 bin Euro olacak. Kaça kadar yükseleceği tahmin edilemiyor. Alarmlarla korunan mahzende 1775 yılı şarapları ayrıca kilit altında korunuyor.

1775’ten kalma şarap

Yalta şarapları ile de ünlü bir belde. Yılda 20 milyon litre şarap üretiyor. Şarap üretimi buraya ilk yerleşenlerden, Yunanlılardan bu yana sürüyor. 90 kilometrelik sahil şeridinde 4 bin hektarı geçen bir alana kurulu bağlarda yetişen üzümlerden şarap üretiliyor. Üretilen şarabın yüzde 90’ı tatlı.
Dünyanın en önemli şarap üreticilerinden ve kolleksiyonerlerinden biri olan Massandra görülmeye değer bir yapıya sahip. Dünyanın en eski şarap üreticilerinden biri olan Massandra, aynı zamanda asırlık şarapları mahzenlerinde barındıran bir yer. Yaz kış sıcaklığın 15 derece olduğu, dağın içine oyulmuş 150 metrelik mahzenlerinde 1775 yılından kalma şaraplar var. Her yıl açık arttırmayla elindeki şişelerden bir tanesini satan işletmenin bu yıl yine açık arttırmaya koyacağı 1775 üretimi şişenin artırma başlangıç fiyatı 110 bin Euro olacak.
Yalta’nın şaraplarına yönelik ilginç hikayeler de var. Bunlardan bir tanesi Garbaçov döneminde yaşanıyor. Rus lider votka satışlarının artması için şarap üretimini yasaklıyor. 3 yıl şarap üretilmiyor ve üreticiler kabus gibi yıllar geçiriyorlar ve birçok imalathane kapanıyor. 1941’de de Yalta’yı Almanlar işgal etmeden önce Stalin tüm şarapların denize dökülmesi emrini veriyor ve bu yüzden deniz yüzeyi uzun bir süre kızıl renge bürünüyor.

http://www.milliyet.com.tr/dunyanin-paylasildigi-kent-yalta/ege/haberdetayarsiv/03.10.2011/1445928/default.htm?ver=91