Ukrayna’da ‘yeni devrim’ tartışmaları, Deniz Berktay

25 Kasım 2014 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

ukrayna-berktay-main

Ukrayna’da 2004’teki “Turuncu Devrim” ve geçen yıl yaşanan gösteriler Kiev’in Bağımsızlık Meydanı’nda 21 Kasım’da patlak vermişti.  Her ikisinin de simgesi olan yer, Kiev’in ana meydanı olan Bağımsızlık Meydanı ya da Ukraynaca adıyla, ‘Maydan Nezalejnosti’ idi. Türkçe’den Ukraynaca’ya geçen bir kelime olan ‘Maydan’, son yıllarda Ukrayna’daki Batı yanlılarının Rusya yanlısı yöneticilere karşı sokağa dökülüp yönetimin değişmesini sağladığı gösterileri ifade ediyor. Geçen yıl patlak veren olaylar, ‘İkinci Maydan’ veya ‘Euro Maydan’ adını aldı.  Bugünkü Ukrayna yönetimi, her iki olayın yıldönümünü “Özgürlük ve Onur Günü” ilan etti ve bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle anmaya karar verdi.

10 YILDA İKİ ‘İHTİLAL’

2004 yılında düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ülkeyi on yıldan beri otoriter bir şekilde yöneten dönemin cumhurbaşkanı Leonid Kuçma, görev süresi dolduğu için yeniden aday olmamış, fakat bunun yerine, Rusya yanlısı olarak bilinen dönemin başbakanı Viktor Yanukoviç’in adaylığına destek vermişti. Batı yanlısı ve milliyetçi kesimler ise, Viktor Yuşçenko’nun çevresinde birleşmişti. Seçimlerin ikinci turunu önce Rusya yanlısı olarak bilinen Yanukoviç’in kazandığı açıklandı. Fakat seçimlere hile karıştırıldığına dair çok sayıda iddianın ortaya atılması nedeniyle başlayan protestolar, Kuçma-Yanukoviç ikilisine çeşitli nedenlerle duyulan tepkilerle birleşince, yüzbinlerce kişi, Bağımsızlık Meydanı’nda toplandı. ABD ve AB’nin açık destek verdiği olaylar sonucunda seçimlerin ikinci turu tekrar düzenlendi ve bu sefer Batı yanlısı aday Viktor Yuşçenko’nun kazandığı açıklandı. Ukrayna’daki bu hareket “Turuncu Devrim” adı verildi.  Fakat, Turuncu Devrim liderlerinin yolsuzlukların üzerine gitmek yerine eski rejimin temsilcileriyle uzlaşması ve kendi aralarında sert mücadelelere girişmeleri, bu ihtilali destekleyen kesimlerde hayal kırıklığı yarattı.

‘İkinci Maydan’ olarak bilinen ve bundan tam bir yıl önce başlayan olaylar ise, turuncu liderleri yenip 2010’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Viktor Yanukoviç’in yönetimine tepki olarak çıktı. İlk olaylar, Yanukoviç yönetiminin AB ile ortaklık anlaşmasını imzalamayı ertelediğini açıklamasıyla patlak verdi. Polisin sert müdahalesi ise, Yanukoviç’e çeşitli nedenlerden ötürü tepki duyan çok daha geniş kitleleri sokağa döktü. İlk Maydan’da can kaybının olmamasına karşılık İkinci Maydan’da 100’den fazla kişi hayatını kaybetti. Daha sonra Rusya’nın Kırım’a müdahalesi ve Doğu Ukrayna’da Rusya yanlısı ayrılıkçılarla başlayan ve 4 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar, ülkeyi savaş ortamına sürükledi.  Her iki ihtilal de ağırlıklı olarak, Orta ve Batı Ukrayna nüfusundan destek bulmuş, buna karşılık, Rusya yanlısı eğilimlerin daha güçlü olduğu Güney ve Doğu Ukrayna, bu gelişmelere daha mesafeli yaklaşmıştı.

 

Geçen yıl yaşanan olaylarda 100’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi, bu yıl da Doğu Ukrayna’da Rusya yanlısı ayrılıkçılarla yürütülen silahlı mücadelede asker-sivil 4 binden fazla kişinin ölmesi nedeniyle etkinlikler şenlik havasında değil. Daha çok ölenler için anma törenleri düzenleniyor.

Bağımsızlık meydanında toplanan Ukraynalılar geçen yılki gösterilerde ölenlerin resimlerini, can verdikleri yerlere koydu, çevresinde mumlar yaktı.  Bu yılki etkinliklere, yeni iktidardan memnun olmayan grupların ‘Üçüncü Maydan’ çağrısı damga vurdu. Göstericiler, bu olaylar sayesinde iktidara gelen Batı yanlısı iktidarın, kendilerini iktidara taşıyan eylemlere ve eylemcilere sırtını döndüğünü ve vaat ettikleri reformları yapmadığını söylüyor. Eylemci gruplar, iktidarın tutumunda değişiklik olmazsa, eski cumhurbaşkanı Yanukoviç’i devirdikleri gibi şimdiki yönetimi de devireceklerini ve tavırlarının daha acımasız olacağını ifade ediyor.

İki ‘devrimin’ farkı

Her iki “devrimin” Ukrayna tarihindeki yeri ve aralarındaki farklar konusunda Ukraynalı siyasetbilimci Volodimir Fesenko, Al Jazeera’ye şunları söyledi:

“Hem Birinci, hem de İkinci Maydan, Ukrayna ulusunun ortaya çıkmasını sağladı. Çünkü Ukrayna, bağımsızlığını bir mücadelenin sonucunda değil, Sovyetler Birliği’nin dağılıvermesi sonucunda elde etti. Böyle olunca, ulusal devlete sahip olmanın önemi anlaşılamadı. Toplum, özellikle bu olayların ve Rusya’yla girişilen mücadelenin sonucunda Ukrayna ulusuna mensup olduğunu gördü.”

2004 Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinci olan, Birinci ve İkinci Maydan’a etkin şekilde katılmış olan Ruslana, ilk Maydan’ın ardından dönemin Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’nun partisinden milletvekili olmuş, fakat kısa süre sonra, parti mücadelesini bırakmıştı. Ruslana, o dönemle ilgili şöyle konuştu:

“Her iki Maydan’da da, Rusya yanlısı lider Yanukoviç’in baskılarına tepki duyan kitleler sokağa dökülmüştü. Çünkü Yanukoviç’in çevresindekiler, istedikleri tesise zorla el koyan bir mafya sistemiydi. Yapılan hileli seçimlerin hemen ardından Rusya, Yanukoviç’in zaferini kutlayarak ona açık destek verdiğini gösterdi. Bizim Rusya’ya karşı da mücadele etmemiz gerekiyordu. Fakat birinci maydanda toplum, şimdiki kadar bilinçli değildi. Halk, yönetim değiştikten hemen sonra evlerine çekildi . Böyle olunca, iktidara yeni gelenler kendi bildiklerini yaptılar.”

Ruslana: Yuşçenko’nun da yargılanması lazım

2006 yılında Turuncu Devrim’le iktidara gelen Batı yanlısı lider Viktor Yuşçenko’nun Bizim Ukrayna Partisi’nden milletvekili olan Ruslana, o dönemi şöyle değerlendiriyor:

 

Fotoğraf: Deniz Berktay – AJT
2004 Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinci olan Ruslana, daha sonra Yuşçenko’nun Bizim Ukrayna Partisi’nden milletvekili oldu.

 

“Yuşçenko’nun partisinden milletvekili olduğumda ideallerim doğrultusunda mücadele edeceğimi düşünüyordum. Fakat bir süre sonra onun benim adımı paravan olarak kullanıp kendi politikalarını kamufle etmeye çalıştığını gördüm. Yuşçenko, eski rejimle hesaplaşacağı vaadiyle iktidara gelmişti, fakat bir süre sonra, Yanukoviç’le uzlaştı. Böylelikle, eski rejimin suçlarına ortak oldu. O nedenle ben Yanukoviç’in yanısıra Yuşçenko’nun da yargılanması gerektiğine inanıyorum.”

Diğer taraftan Ruslana, Birinci Maydan’dan farklı olarak bu sefer kitlelerin çok daha bilinçli olduğunu  ve sivil toplum örgütlerinin sürekli olarak iktidarı denetim altında tuttuğunu belirtiyor.

Yakında yeni bir devrim mi?

İkinci Maydan’la birlikte sivil toplum örgütlerinin denetiminin arttığını söyleyen bir isim de, Ukraynalı siyaset bilimcilerden Oleysey Garan. Garan, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, İkinci Maydan’a destek veren pek çok eylemcinin yeni parlamentoya milletvekili olarak girdiğini belirterek, bunların siyasi liderleri sürekli denetim altında tutacağını söylüyor. Bu da, Garan’a göre, reformların daha kısa sürede yapılmasını ve siyasetin daha sağlıklı işlemesini sağlayacak.

Protestocuların bazılarının yeni yönetimden memnun olmadığını ve yeni bir ihtilal, yani Üçüncü Maydan olasılığının bulunduğunu hatırlattığımızda ise Garan, Ukranya’da siyasetin bu aşamada parlamentoda yürümesi gerektiğini, ülke savaş şartlarındayken yapılacak ihtilalin Rusya’nın çıkarlarına hizmet edeceğini söylüyor. Garan ayrıca, Ukrayna’da Birinci Maydan’dan sonra iktidara gelen siyasetçilerin kendi aralarında mücadeleye girmesinin bu ihtilali sona erdirdiğini belirterek, İkinci Maydan’la iktidara gelen siyasetçilerin bundan ders çıkardıını, dolayısıyla ülkeyi yeni bir krize sürüklememek için ellerinden geleni yapacağını ifade ediyor.

 

Fotoğraf: Deniz Berktay – AJT
Tatyana Çornovol, yeni parlamentoda Halk Cephesi’nden milletvekili oldu.

 

Rusya’ya yakın çizgideki eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç döneminde meçhul kişiler tarafından tartaklanan dönemin muhalif gazetecisi ve eylemci Tatyana Çornovol, yeni parlamentoda Halk Cephesi’nden milletvekili oldu. Al Jazeera’ye konuşan Çornovol, İkinci Maydan’ın olup bitmiş bir olay gibi değil, hâlâ devam eden bir süreç olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Maydan eylemlerine destek veren bazı kesimlerin yeni yönetimi çok pasif bulduklarını hatırlattığımızda ise Çornovol, şunları söyledi:

“Bazı kesimler, her şeyin hemen halledilmesini istiyor, fakat bu mümkün değil. Yeni yönetim, gerekli reformları kararlı bir şekilde yapıyor ve bu doğrultuda yoluna devam edecek. Biz, yeni bir ihtilalin meydana gelmemesi için mücadele edeceğiz. Maydan, Rusya’nın pek çok provokasyonunu boşa çıkarmış olan ve bilinçli insanların bulunduğu bir yerdir. Biz, siyasette aynı ruhu sürdüreceğiz”. 

Kaynak: Deniz Berktay – Al Jazeera