Ukrayna’da objektif kararlara ihtiyaç var

4 Mart 2014 Kapalı Yazar: admin

yazdirabden-ukraynaya-yardim-paketi-hazirligi
Ukrayna’da yaşanmakta olan siyasi kriz ve Kırım’da yaşanan son gelişmeler, Karadeniz Bölgesi’ndeki mevcut durumu daha da karmaşık hale getirdi.

Taraflar arasındaki gerginliğin daha fazla tırmanmaması adına uluslararası alanda yürütülen diplomatik temaslarda ise bugünlerde hızlı bir artış yaşanmakta. Bu önemli temaslardan bazılarını ünlü siyaset bilimci Stanislav Tarasov yorumluyor:

22 Şubat tarihinde Kiev’de meydana gelen hükümet darbesinin ardından ülkedeki siyasi iktidarı ele geçiren aşırı milliyetçi gruplar, Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in görevden alındığını ve yürürlükte olan Ukrayna Anayasası’nda değişikliğe gidileceğini ilan etmişlerdir.

Bundan daha da önemlisi, Kiev’de işbaşına gelen milliyetçiler tarafından kabul edilen ilk kararların ülkede yaşayan azınlıkların; özellikle de Rusça konuşanların mevcut haklarını açıkça ihlal etmesidir. Söz konusu gelişmeler üzerine, Rusça konuşan halkın çoğunlukta olduğu Kırım Yarımadası’ndaki Kırım Özerk Yönetimi ve Sivastopol Kent Konseyi aldıkları kararlarla Ukrayna’nın yeni yönetiminin meşrutiyetini tanımayı reddetmişledir. Kırım Özerk Bölgesi Başbakanı Sergey Aksenov da konu ile ilgili yaptığı resmi açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den ‘‘Kırım topraklarında barışın ve huzur ortamının sağlanması’’ konusunda yardım ricasında bulunmuştur.

Bu yardım çağrısına kayıtsız kalmayan Rusya, gerekli tedbirleri almakla birlikte, aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğü prensibini desteklediğini, ancak bunun gerçekleşmesi için ülkedeki sosyal ve siyasi hayatın yeniden normalleştirilmesi; bunun için de 21 Şubat’ta Ukrayna Devlet Başkanı Yanukoviç ile Fransa, Almanya ve Polonya Dışişleri Bakanları arasında imzalanan anlaşmanın şartlarına geri dönülmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Bilindiği üzere söz konusu anlaşma, Ukrayna’daki tüm siyasi tarafların katılımı ile oluşturulacak bir geçiş hükümeti kurulmasını, ulusal bir referandum düzenlenmesi yoluyla mevcut Anayasa’da birtakım değişiklere gidilmesini ve Aralık ayında devlet başkanlığı seçimlerinin yapılmasını öngörmekteydi.

Yani bir başka deyişle, Ukrayna’daki mevcut mesele, hukuk zemini üzerinde ne kadar hızlı bir şekilde çözülürse, buradan çıkan sonuçlar bir o kadar iyi olacaktır. Çünkü Suriye’de meydana gelen olaylardan ve Arap Baharı sürecinin yaşandığı diğer Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde ortaya çıkan gelişmelerden edinilen tecrübe göstermektedir ki, siyasi meselelerin çözümü için hukuk zemini dışındaki faaliyetlerin kullanılması, silahlı çatışmaları körüklemekte ve tırmandırmaktadır. Bu durumu çok iyi analiz eden Moskova, özellikle söz konusu sebepten dolayı Ukrayna’daki siyasal krizin barışçıl ve karşılıklı diplomatik diyalog ile çözülmesini önermekte, meselenin taraflarından sadece biri üzerine siyasi bir bahis oynamamaktadır.

Yukarıda açıklanan gelişmeler ışığında, Ukrayna ile arasında sadece Karadeniz bulunan ve bölgede ortaya çıkacak bir çatışma durumunun mevcut konjonktürdeki güç dengelerini ciddi değişime uğratacağının gayet iyi bir şekilde farkında olan Türkiye de söz konusu gelişmeleri yakından takip etmekte ve bunlara özel bir önem vermektedir.

1 Mart tarihinde Kiev’i ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şu an Ukrayna Dışişleri Bakanlığı görevini vekaleten yerine getiren Andrey Deşitsa ile bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmede tıpkı Rusya gibi Türkiye’nin de Ukrayna’nın toprak bütünlüğü prensibini desteklediğini ifade etti. Tam da bu noktada Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu’nun kısa bir süre önce yaptığı ve Brüksel’i ‘‘Ukrayna’daki iç savaşı körüklemekle suçladığı’’ açıklamasını hatırlamakta fayda vardır. Çavuşoğlu’nun ifade ettiği söz konusu siyasal pozisyon, Kiev’de Davutoğlu tarafından da tekzip edilmemiştir. Çünkü her tarafı devrim ve darbeyle çevrelenmiş bir bölgenin tam ortasında yer alan Türkiye de kendi içişlerine dışarıdan yapılan müdahalelere maruz kalmaktadır. Söz konusu müdahaleler, ülkede faklı bölünme kolları yaratmaya çalışan dış güçler tarafından yürütülmektedir. Bu yüzden de Türkiye’nin Ukrayna meselesine ilişkin aldığı pozisyon, Rusya’nın mevcut pozisyonuna yakındır.

Davutoğlu’nun Kiev ziyaretinin hemen ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Birinci Yardımcısı Feridun Sinirlioğlu’nun Rus meslektaşı Grigori Krasin ile bir telefon görüşmesi yapması ve Davutoğu’nun Kiev temaslarından çıkan sonuçlar hakkında kendisini bilgilendirmesi de elbette tesadüf olmamaktadır. Söz konusu telefon görüşmesinde taraflar, Ukrayna’daki sosyal ve siyasi durumun normalleştirilmesi adına birilikte çaba sarf etmeye ve işbirliği yapmaya devam etme konusunda mutabık olduklarının da altını çizmişlerdir.

Ukrayna’daki geçiş hükümeti ile görüşme yapmak için önümüzdeki günlerde Kiev’i ziyaret etmeyi planlayan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, yaptığı açıklamada, ‘‘ABD’nin Ukrayna’da meydana gelen olaylar yüzünden Rusya’ya karşı yeniden bir soğuk savaş ortamına girmeyi düşünmediğini ve mevcut siyasi meseleyi Doğu ile Batı arasında bir mücadeleye dönüştürmeye de çalışmadığını’’ ifade etti. Eğer Beyaz Saray gerçekten Kerry’nin belirttiği gibi Ukrayna’da istikrar ortamının sağlanması ve ülkenin kaderinin bizzat Ukrayna Halkı tarafından belirlenebilmesi için bu ülkedeki aşırılık yanlısı güçlere ve çete yapılanmalarına karşı Rusya ile birlikte mücadele verme konusunda samimiyse, o takdirde ülkeler arasında uzlaşmaya giden yol açıktır. Türkiye’nin de bu yönde bir takım adımlar atması halinde, mevcut meselenin çözümüne büyük bir katkı yapacağı yadsınamaz bir gerçek olmaktadır. Bu arada, Putin ile Erdoğan’ın yakın bir zamanda görüşecekleri üzerine Türk basınında kısa bir süre önce çıkan haberler de oldukça dikkat çekicidir.

Kaynak:
http://turkish.ruvr.ru/2014_03_03/Ukrayna-objektif-kararlar/