Ukrayna’da Koalisyonu Kim Oluştursun ?, Gönül Şamilkızı

31 Ekim 2014 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

1414671057_1410451287-2635-poroshenko-petr-yatsenyuk

Ukrayna’da geçtiğimiz sene sokağa çıkan halkın en önemli taleplerinden biri gerçekleştirildi – erken genel seçim yapıldı. Yeni oluşan parlamento “değişim” talebine ne kadar cevap verecek, ülkenin sonu görünmeyen sorunlarına çare olacak mı, yoksa yeni bir sorun mu olacak, söylemek çok erken. Şimdilik tek gerçek şu – Ukrayna, içinde bulunduğu zor şartlara rağmen mayıstaki adil cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından demokratik ve şeffaf erken genel seçim yapmayı da başardı.

Ama sorun bununla bitti mi? Hayır. Hiçbir siyasi gücün parlamento (ve dolayısıyla siyaset) üzerinde tekeline fırsat tanımayan seçim sonuçları Maydan müttefiklerini zorlu pazarlıkla karşı-karşıya koydu.

Seçimin sürprizleri

450 üyeli Ukrayna parlamentosunun yarısı parti listesiyle, yarısı dar bölge çoğunluk sistemiyle belirleniyor. Merkezi Seçim Komisyonu, parti listelerine verilen oyların sayımını neredeyse tamamladı. Sonuç her kes için sürpriz oldu.

Seçime bir hafta kala parlamentoya en iyi halde üçüncü sıradan gireceği beklenen Halk Cephesi sandıktan birinci çıktı. Eski Başbakan Yuliya Timoşenko’nun eski ekibinin – Başbakan Arseni Yatsenyuk, parlamento başkanı Aleksandr Turçinov, İçişleri Bakanı Arsen Avakov gibi isimlerin oluşturduğu Halk Cephesi %22,17 oy almış görünüyor.

Sürprizden Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’ya yakın isimlerin oluşturduğu Petro Poroşenko Bloku da nasibini aldı – birincilik beklerken %21,82 oyla ikinci oldu.

Seçimin en büyük atılımını Lvov merkezli Samopomiç (Kendi Kendine Yardım) Partisi gerçekleştirdi. Halk, iki sene önce ülkenin batısında Lvov Belediye Başkanı Andrey Sadovıy liderliğinde kurulan, bölgelerin yetkilerinin arttırılmasını savunan, Avrupa’ya entegrasyonu destekleyen Samopomiç’e %11,01 civarında oy verdi.

Ülkenin doğusunda yaşanan savaşa ve Rusya ile ilişkilerin bozulmasına rağmen Rusya yanlılarından oluşan Muhalif Blok da aslında bir nevi sürpriz yaptı – seçmenden %9,35 oy alarak  dördüncü parti olarak parlamentoya girme hakkı kazandı.

Seçime günler kalıncaya kadar üçüncülüğüne ve hatta ikinciliğine kesin gözle bakılan Oleg Lyaşko liderliğindeki Radikal Parti ise %7,44 oyla ancak beşinci ola bildi. Hapisten çıktığı günden itibaren siyasi kariyerinin düşüş dönemini yaşayan eski Başbakan Yuliya Timoşenko’nun Batkivşina’sı ise %5,68 oyla parlamentoya kıl payı girebildi.

Sandık önü anketlerde Oleg Tyagnibok liderliğindeki Svoboda Partisinin de yedinci parti olarak parlamentoya girdiği belirtiliyordu, ancak MSK’daki sayım, milliyetçilerin parti olarak Yüksek Rada’da temsil olunamayacağını gösteriyor.

Merkezi Seçim Komisyonu henüz seçim sonuçlarını açıklamadı – oy sayımı sürüyor ve kesin olmayan resmi sonuçların 10 Kasım’a kadar açıklanması bekleniyor. Ancak ülkedeki durum siyasi güçlere bu kadar bekleme şansı vermiyor – bir an önce koalisyonun oluşturulması gerekiyor. Şimdi en kritik soru bu:

Koalisyonu kim oluştursun?

Başbakan Arseni Yatsenyuk ve taraftarları, parti listesiyle seçimden birinci çıkan parti olarak koalisyon oluşturma yetkisinin kendilerinde olduğunu düşünüyor. İlk bakışta haklılar. Ancak Ukrayna parlamentosu sadece parti listesiyle oluşmuyor, Yüksek Rada’nın yarısını dar bölge çoğunluk sistemiyle seçilenler oluşturuyor. Dar bölge çoğunluk sistemiyle yapılan seçimlerin kesin olmayan sonuçları henüz tam olarak belli değil, ama gelen bilgiler Poroşenko taraftarlarının açık ara önde olduğunu gösteriyor. Yani,  seçim sonuçlarının tamamına bakıldığında, parlamentoda en büyük grup Poroşenko Bloğunun olacak. Bugüne kadar gelen sonuçlara göre, Poroşenko Bloku yaklaşık 130 milletvekili sandalyesi elde edebilecek. Cumhurbaşkanı ve taraftarları bu mantıktan yola çıkarak koalisyon kurma hakkının kendilerinde olduğunu savunuyorlar. Ancak ortada onların elini zayıflatan iki faktör var. Birincisi, Poroşenko taraftarları seçimden önce Başbakanın parti listesiyle seçimi kazanan grubun temsilcisi olacağını söylüyorlardı. Yani bu durumda Yatsenyuk’un Başbakan olmasını kabul etmek zorundalar. İkincisi, Samopomiç’in tavrı şu an Halk Cephesi’ne daha yakın.  Elbette, Sadoviy’in partisi pazarlık payını yüksek tutmak için de böyle davranıyor olabilir, ancak gerçek şu ki, Poroşenko’nun Başbakanlık konusunda Yatsenyuk’a taviz vermek dışında bir seçeneği yok.

Kiev’deki kaynaklar, Poroşenko’nun Başbakanlığı Arseni Yatsenyuk’a vermeyi kabul ettiğini, ancak kabinenin oluşturulması konusunda görüş ayrılıklarının olduğunu bildiriyor. En önemli görüş ayrılığı kolluk kuvvetlerinin hangi grubun kontrolünde olmasıyla ilgili. Poroşenko, kolluk kuvvetlerinin, özellikle de İçişleri ve Savunma Bakanlıklarının kendi kontrolünde olmasını istiyor. Ayrıca, Başbakan Yardımcılığı ve parlamento başkanlığı da Poroşenko Bloğunun istediği görevler sırasında.  Yatsenyuk ise Başbakanlığın yanı sıra İçişleri, Adalet, Maliye, Enerji ve Kömür Sanayisi, Altyapı, Sağlık  bakanlıklarını talep ediyor.

Kim ne öneriyor?

Salı günü Poroşenko Bloku 48 sayfadan oluşan koalisyon anlaşmasını Halk Cephesi, Samopomiç ve Batkivşina’ya gönderdi, ardından kendi internet sitesinde yayınladı. Bunun üzerinden 3 saat geçmeden Yatsenyuk da kendi anlaşma taslağını açıkladı.

Poroşenko Bloğunun anlaşma taslağı Koalisyon Konseyi’nin ve Koalisyon Meclisi’nin oluşturulmasını öngörüyor.  Taslağa göre, Koalisyon Konseyinde her parti grubunun 15 temsilcisinden biri temsil olunacak. Bu durumda Konsey’de Poroşenko’nın temsilcilerinin sayısı daha fazla olacak. Yani, şu an parlamentoda yaklaşık 130 sandalye kazandığı belli olan Poroşenko Bloğu Konsey’de 9 üye ile temsil olunacak, Halk Cephesi’nin 6, Samopomiç’in ise 2 temsilcisi olacak. Yani Konsey’e 17 milletvekili girebilecek ve kontrol Poroşenko Bloğunda olacak.

Anlaşma, Koalisyon Konseyine büyük yetkiler verilmesini öngörüyor. Öte yandan, Poroşenko Bloku parlamento muhalefetine de parlamento başkan yardımcılığını ve birkaç komitenin başkanlığını öneriyor. Taslağa göre, Başbakan ve hükümet üyelerinin Koalisyon Anlaşmasını desteklemesi ve yerine getirmesi gerekiyor. Bakan Koalisyon Anlaşmasında belirtilen sorumluluklarını yerine getirmezse, bu, istifa nedeni olabilir. Aynı şekilde Bakanlar Kurulu anlaşmadan doğan sorumluluklarını yerine getirmezse, koalisyon parlamentoda Bakanlar Kurulunun istifası girişiminde bulunabilir. Taslağa göre, hükümet tarafından sunulan yasa tasarıları parlamentoda kabul edilmezse, koalisyon kendi varlığına son verebilir. Parlamento Bakanlar Kurulunun pozisyonuna rağmen bütçe giderlerinin arttırılmasını öngören yasa kabul ederse, hükümetin istifa etmesi, koalisyonun ya yeni kabine oluşturması, ya da kendi mevcudiyetine son vermesi gerekiyor. Aynı şekilde taslak Bakanlar Kurulunun temel bütçe verileri konusunda koalisyonla uzlaşmaya varmaması durumunda da benzer kararlar alınmasını öngörüyor.

Yatsenyuk’un önerdiği koalisyon anlaşması sayfa itibarile Poroşenko Bloğunun taslağından daha küçüktü – 2,5 sayfa.  Halk Cephesi lideri, yıl sonuna kadar koalisyonun 36 yasa tasarısını kabul etmesi gerektiğini öne sürdü. Koalisyonda Poroşenko Bloğunun yanı sıra Radikal Parti, Samopomiç ve Batkivşina’yı görmek istediğini belirten Yatsenyuk,  bu partilerin tamamından Pazartesine kadar Bakanlar Kurulu için kendi adaylarını öne sürmesini istedi ve bütün adaylıkların canlı yayında görüşülerek şeffaf şekilde karara bağlanmasını önerdi: “Artık kulis olmayacak, yalnız şeffaflık ve hesap verme olacak. Başka çare yok. Bizim daha da karanlıklaşmamız gerekiyor. Her kes aydınlığa…”

Yatsenyuk ayrıca, Halk Cephesi’nin koalisyonun ana sütununu oluşturması gerektiğini, yalnız bu durumda Başbakan görevine iddia edeceğini bildirdi.

Yatsenyuk’un açıklamasının ardından basın toplantısı düzenleyen Poroşenko Bloku’nun temsilcisi Vladimir Groysman, koalisyonun şeffaf şekilde oluşturulmasına hazır olduklarını bildirdi ve “Birleşmek için güç bulacağımızı umuyorum” diye konuştu.

Anlaşmaktan başka çare yok

Yani aslında sorun koalisyonun hangi siyasi güçlerden oluşacağı değil, koalisyonu kimin kontrol edeceği. Gerek Poroşenko, gerek Yatsenyuk, koalisyonun temelini bu birlikte oluşturacaklarının farkında – diğer güçler mecburen bu ikilinin oyun kurallarına uyacaklar.

Çünkü birincisi, Muhalif Blok’un hiçbir durumda koalisyona katılmayacağını dikkate alacak olursak, ne Poroşenko’nun, ne de Yatsenyuk’un ayrı-ayrılıkta parlamentoda ne anayasal çoğunluk oluşturma şansı yok.  Teorik olarak Yatsenyuk diğer güçlerle birlikte koalisyon kura bilir, ama bu koalisyon çalışamaz – zira dar bölge çoğunluk sistemiyle seçilenler dikkate alındığında Yatsenyuk’un parlamentodaki milletvekili sayısı Poroşenko Bloğundan az olacak. Ukrayna’nın zor ekonomik durumu ve bu ülkedeki koalisyonların kırılganlığı dikkate alınırsa,  Yatsenyuk’un Poroşenko’suz koalisyonu sürdürmesi imkansız.

İkincisi, Poroşenko ve Yatsenyuk, kendi aralarında anlaşamazlarsa, bunu onları birlikte görmek isteyen ve onlardan nihayet ülkenin sorunlarına çözümler bekleyen halka açıklamaları zor olacak.

Üçüncüsü, ikilinin koalisyon konusunda anlaşmazlığını Batı’ya anlatması zor olacak. Koalisyon kurulmadan, yani yeni hükümet oluşmadan Ukrayna’nın uluslararası kuruluşlardan finans yardımı alması mümkün olmayacak.

Nihayet dördüncüsü, 2006 senesindeki durumdan – Yuliya Timoşenko ve Bizim Ukrayna blokları arasında yaşanan çatışmadan farklı olarak Poroşenko ile Yatsenyuk arasında çok ciddi sorunlar mevcut değil.  Daha doğrusu, mevcut sorunlar Yuşçenko-Timoşenko çatışması düzeyinde değil.  Gerek koalisyon anlaşması, gerekse de reformlar konusunda aşılmayacak bir sorun yok. İsimler ve “pasta payı” konusunda sorunlar var. Penta Uygulamalı Araştırmalar Merkezi Başkanı Vladimir Fesenko’nun ifadesiyle,  bu, basit bir rekabet: “Hem Halk Cephesi, hem Poroşenko Bloğu seçimi kazananın kendisi olduğunu göstermeye ve koalisyon için kendi şartlarını sunmaya çalışıyor. Bir nevi pazarda olduğu gibi – satıcı kendi fiyatını söylüyor, alıcı kendi fiyatını, ama en sonunda anlaşıyorlar…”

Dolayısıyla, anlaşacaklar. Ama bu anlaşmayı ne kadar sürdürebilecekler, şimdiden öngörüde bulunmak çok zor. Çünkü artık Ukrayna’da bu seçimden bir-birinden ayrı yapamayacağının farkında olan, ancak birlikte de çatışması kaçınılmaz olan neredeyse eşit iki güç doğdu. Bu gücün birisi – Yatsenyuk tamamen Amerika yönlü politikalardan yana, diğeri – Poroşenko ise denge politikasını savunuyor. Ukrayna’nın bugünkü durumunda ikisi de zor…

Gönül Şamilkızı – TRT Türk