Ukrayna’da Hükümet Karşıtı Eylemler Neden Başarısız Oldu

7 Ocak 2014 Kapalı Yazar: admin

ukraynada-hukumet-karsiti-eylemler-neden-basarisiz-oldu

Ukrayna’nın Avrupa Birliği integrasyonunu iptal etmesiyle başlayan hükümet karşıtı eylemler devam etmekte. Ancak 50 gündür devam eden eylemler henüz başarıya ulaşmış değil. Yılbaşı dolayısıyla EuroMaydan’da bin kişi var ya da yok.

Zaman Gazetesi yazarı yardımcı Doç. Dr. Sinan Çitçi Ukrayna’daki hükümet karşıtı eylemlerinin neden başarısız olduğuna dair tespitlerini Zaman‘a yazdı.

Ukrayna’nın Avrupa yürüyüşü niçin başarısız oldu?

Yanukoviç’in Rusya’yla imzaladığı ekonomik, askerî ve kültürel alanlardaki 14 antlaşma, yüz binden fazla insanın katılımıyla “en büyük AB eylemi” olarak tarihe geçen protestoları akim bırakmakla kalmadı, Moskova’yı da Brüksel karşısında jeopolitik bir zafere taşıdı.

Aslında Ukrayna’yı tanıyanlar, başından beri hâdiselerin seyrinde bir heyecan, sonucunda bir şaşkınlık duymaktan ziyade, “Perşembenin gelişi”ni bekleme modundaydılar. Bununla birlikte uluslararası gözlemciler, hangi argümanların ve vasıtaların kullanılacağını dikkat ve merakla izlemekten de kendilerini alamadılar.

Bakınız: Ukraynalılar Yeni Yıla ‘Euro Meydan’ Eylemiyle Girdi

Rusya’ya karşı tarihindeki en büyük muhalefeti sergilemesine rağmen, Ukrayna’daki eksen kaydırma teşebbüsünün başarısız olmasının en önemli sebebi –hiç şüphesiz– halkın bu konudaki irade dualitesidir. Razumkov Centre’ın 2013 Nisan’ında yaptığı ankete göre; geleceğini AB’de gören Ukraynalıların oranı % 42 iken, Rusya liderliğindeki Gümrük Birliği’nde görenlerin oranı % 31’di. Elbette bu tablonun bazı köklü sebepleri vardır. SSCB vatandaşlığının kazandırdığı avantajlardan dolayı, –ne kadar kötü şartlar altında olursa olsun– hâlâ mevsimlik işçi olarak Rusya’ya giden ve Ukrayna’daki Rus firmalarında çalışan, azımsanamayacak bir nüfusun olduğu biliniyor. Çalışmak için Avrupa ve Amerika’yı tercih ede(bile)n, çoğunu gençlerin oluşturduğu kitlenin ekonomiye katkısı ise çok düşüktür. Onun için Yanukoviç “Rusya ile ticarî ilişkileri güçlendirme konusunu gündeme getirmeden gelecekten bahsedemeyiz.” diyor.

Azarov ve Timoşenko’nun “darbe” olarak nitelediği protestoların başarısız olmasının bir başka sebebi zamanlama hatasıdır. Turuncu devrimin zaferle sonuçlanmasında olduğu gibi bugünkü teşebbüsün akim kalmasında da siyasî konjonktürün hiç de küçümsenemeyecek tesiri vardır. 2004’te Ukrayna’nın karşısında Putin’le depara kalkmaya hazırlanan bir Rusya varken, bugün siyasî, askerî ve ekonomik reformlarını yapmış, Gürcistan’ı tedibiyle Sovyet coğrafyasında, Suriye’deki başarısıyla da uluslararası platformda, SSCB’nin dağılmasından sonraki en güçlü ve prestijli dönemine kavuşmuş bir Rusya var. Artık Ukrayna, iç problemleriyle uğraşmaktan ziyade, Neo-Avrasyacılık ve Gümrük Birliği gibi inisiyatiflerle hinterlandını genişletmiş, oyun kurucu bir devletle karşı karşıyadır. Türkiye gibi Batı’nın önemli bir müttefikinin bile kendisinden Şanghay talebinde bulunması, Avrupa’ya itibar kaybettirmese de Rusya’ya oldukça güven vermiş görünüyor.

AB yanlısı gösterilerin neticesiz kalmasında 2008’de başlayan ekonomik krizin ve artçı sarsıntılarının da büyük tesiri oldu. Görünen o ki Avrupa, ABD’nin finans devi Lehman Brothers’ın iflasını açıklamasıyla başlayan ve kısa zamanda Japonya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelere de sıçrayan ekonomik krizin şokunu hâlâ üzerinden atabilmiş değil. Onun için 28 ülkenin katıldığı Brüksel zirvesinde ısrarla AB ülkelerinin Ukrayna’yı iflastan kurtaracak ekstra malî yardım yapmaya hazır olmadığı belirtildi. Lüksemburg Başbakanı Bettel, “Bizler kimin daha iyi teklif sunduğu sorulan halı satıcıları değiliz.” dedi. Avusturya Başbakanı Faymann da “Karşılıklı masaya teklif koyabileceğimiz bir dönemde değiliz.” dedi. Ayrıca zirvenin devam ettiği saatlerde kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s’un AB’nin notunu düşürdüğünü açıklaması da Avrupa ülkelerinden ziyade Ukrayna’daki AB yanlıları için kötü bir haber oldu. Birkaç gün öncesinde Rusya’nın, Ukrayna’nın karşısına 15 milyar dolarlık yatırım ve % 33’e varan doğalgaz indirimiyle çıkması, Azarov hükümeti ve Rusya yanlıları için bulunmaz bir nimet olmuştu. Çünkü Avrupa, kapılarının her zaman Ukrayna’ya açık olduğunu söylerken somut bir şeyler vermek yerine çok çalışmalarını ve balık tutmayı öğrenmelerini salık veriyordu. Rusya ise asırlardır yönettiği bir kitlenin sosyal psikolojisine uygun olarak balık veriyordu.

Mevcut tablonun oluşmasında AB yanlılarının, seslerini yeterince duyuramamalarının da büyük etkisi oldu. Ukraynalılar arasında Twitter’dan ziyade VKontakt gibi Rusya kaynaklı sosyal medyanın aktif olması, yazılı ve görsel medyada, haber ajanslarında ve düşünce kuruluşlarında Rusya’nın ağırlıklı etkisi halkın objektif bilgi almasına engel oldu. Tatyana Çornovil gibi pek çok muhalif gazetecinin Rus yanlısı holiganlarca dövülmesi ve tehdit edilmesi de Ukraynalı gazetecilere gözdağı verdi.

Başarısızlığın bir başka sebebi Batı’dan yeterli desteğin görülmemesidir. 2004’te Soros başta olmak üzere Avrupalı ve Amerikalı pek çok kuruluş eylemleri fiilen desteklemişken, bugün ağırlıklı olarak Almanya’nın destek verdiği görülmektedir. Avusturya, Litvanya, Moldova ve Gürcistan’ın destekleri ise maddî ve fiilî olmaktan çok, manevîdir. Bu demektir ki Ukrayna ringinde Rusya, yekpâre bir Batı’yla değil, sadece Almanya ile kozunu paylaşmaktadır.

AB yanlılarının hezimetinde Yanukoviç ile iktidardaki Bölgeler Partisi’nin kriz yönetiminde Rusya ile koordineli ve basiretli politikalar geliştirmesi de etkili oldu. Her şeyden önce hükümet, bir “Ukrayna Baharı” yaşamamak için toplumsal uzlaşmayı sağlama konusunda büyük dikkat gösterdi. Yanukoviç’in eski cumhurbaşkanlarını, muhalefet liderlerini hatta din adamlarını bir masa etrafında toplaması, orantısız güç kullanan polislerin tecziye edileceği teminatını vermesi, şiddette dahli olan Kiev belediye başkanı ile Ulusal Güvenlik Konseyi başkan yardımcısını görevden alması, izinsiz gösterilere katılanların affedileceğini söylemesi, ateşi yangına çevirmeme ferasetiydi. Bütün bunları yaparken, hedefinden de sapmadı. Bir taraftan polisin müdahalesini eleştiren İstanbul Başkonsolosu’nu görevden aldı; eylemleri bastırmadaki dirayeti ve hükümete itaati sebebiyle 20 Aralık Polis Günü’nde polisleri tebrik etti. Diğer taraftan ordu birliklerine, bakanlıklara ve demiryollarına gönderdiği yazılarla hükümet yanlısı mitinglerin desteklenmesini, Kiev’e gelecek 200 bin kişinin ulaşım, beslenme, barınma ve yakıt ihtiyaçlarının giderilmesini emretti.

Sonuç olarak Avrupa’nın içine kapandığı, Rusya’nın etki alanını genişlettiği bir dönemde Ukrayna gibi bir sınır ülkesinin, Rusya’nın etki alanına girmesinin hiç de garip karşılanacak bir yanının olmadığı söylenebilir.