Ukrayna nereye gidiyor?

31 Ocak 2014 Kapalı Yazar: admin

ukrayna-nereye-gidiyor

Ülkedeki sokak gösterileri önce AB ile serbest ticaret anlaşması isteyenlerle başlasa da, sonradan şekil değiştirdi. Şimdi yönetime çeşitli nedenlerle tepkili olan birçok kesim de sokakta.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de iki ay önce başlayan ve önceki gün hükümetin istifasıyla sonuçlanan olaylar, dikkatleri Rusya’nın yanıbaşındaki bu ülkeye çevirdi.

Fakat, Ukrayna hakkında yapılan değerlendirmelerin çoğunun, eksik olduğunu görüyoruz. Kimileri, Ukrayna’da halkın sokağa döküldüğünü söylüyor. Oysa, sokaklara dökülenler, halkın ancak bir kısmı; halkın diğer bölümü (yarısı), bu protestoları desteklemiyor. Diğer taraftan, bazıları, Ukrayna’da halkın Avrupa Birliği için sokağa döküldüğünü söylüyor. Bu değerlendirme de aslında, eksik bir değerlendirme. Çünkü, her ne kadar protestolar Avrupa Birliği’yle serbest ticaret anlaşması isteyenlerin gösterileri olarak başlamış olsa da, sonradan şekil değiştirdi ve yönetime çeşitli nedenlerle tepkili olan geniş kitleler sokağa döküldü. Şimdi, bu söylediklerimizi biraz ayrıntıyla açıklayalım:

İki Ukrayna

Ukrayna’nın siyasi gelişmelerini belirleyen temel etken, ülkenin siyasi, coğrafi, kültürel ve tarihsel açıdan ikiye bölünmüş olması. Ülkenin güney ve doğu bölgeleri (kabaca, Dinyeper Nehri’nin doğu yakası), yani, Odessa, Donetsk ve Kırım gibi bölgeler, halkın çoğunluğunun Rusça konuştuğu, Ukraynaca’nın ve Ukrayna kültürünün pek etkisinin bulunmadığı bölgeler. Buraların halkı, kendisini Rusya’ya yakın hisseder ve Ukrayna milliyetçisi akımlar, burada rahatsızlık yaratır. (Rus yanlılığının en güçlü olduğu yer ise, nüfusun çoğunluğunu etnik Ruslar’ın oluşturduğu, Kırım Özerk Cumhuriyeti’dir. Burada genellikle, “Ukrayna Rusya’dan uzaklaşırsa, biz de Ukrayna’dan uzaklaşırız” şeklinde özetleyebileceğimiz anlayış egemendir).

Doğu ve Güney Ukrayna, ülkenin en sanayileşmiş ve nüfusun en yoğun olduğu bölgeleridir. Ülkenin en büyük işadamları da, Doğu Ukrayna’nın Donetsk ilindendir. Bu bölgelerde yaşayanların ezici çoğunluğu, seçimlerde, şimdiki Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’i destekler.

Orta ve Batı Ukrayna ise, Ukraynaca’nın egemen olduğu ve Batı yanlısı eğilimlerin güçlü olduğu yerler. Hele, en batıya, Galiçya bölgesine gittiğimizde, “Rusya’nın düşmanı, bizim dostumuzdur”, şeklinde özetleyebileceğimiz anlayışı görürüz. İşte, şimdiki muhalefeti destekleyen, kitlesel gösterilere destek veren ve dokuz yıl önceki turuncu devrime etkin destek veren bölgeler, bu bölgeler.

Güçlü önyargılar

Ukrayna’nın farklı bölgelerinde yaşayanlar arasında, birbirlerine karşı güçlü önyargılar da var ve bunlar, siyasi gerilimlerin artmasında büyük rol oynuyor. (Burada, Kiev’deki sohbetlerimden bir örnek vereyim: Beş yıl önce, Kievli bir taksiciyle sohbet ediyordum. Son seçimlerde, ABD yanlısı olarak bilinen, Viktor Yuşçenko’ya oy vermiş. Fakat diğer taraftan, Ukrayna’nın AB ve NATO üyesi olmasını istemiyor. “E peki öyleyse neden ABD yanlısı adaya oy verdin” dediğimde, şunu söyledi: “Ben ona, Amerikancı olduğu için oy vermedim ki. Ben sadece, Yanukoviç’in ve onun Donetskli ekibinin ülkeyi ele geçirmesini istemediğim için onun karşısındaki adayı destekledim”.

Ukrayna’da, 2004 yılı sonunda, turuncu devrimle sonuçlanan Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleşmiş ve iktidara, Batı yanlısı liderler gelmişti. Fakat, bu siyasetçilerin kendi aralarında çıkan çatışmalar, bunun getirdiği siyasi istikrarsızlık, Batı yanlısı seçmenin uğradığı hayal kırıklığı, 2010’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Batı Ukrayna’da katılımın düşük olmasına neden oldu ve sonuçta, Viktor Yanukoviç Cumhurbaşkanı oldu. Orta ve Batı Ukraynalı seçmenler o dönemde, daha çok, geçim derdindeydi ve siyasi nedenlerle sokağa çıkmaya hiç hevesli değildi. (Nitekim, eski Başbakan Yuliya Timoşenko’nun cezaevine konması bile, bu kitleleri sokağa dökememişti).

Öte yandan, Yanukoviç yönetiminde de Ukrayna ekonomisinin beklenen şekilde toparlanmayı başaramaması, Ukrayna’daki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin Yanukoviç’i destekleyen büyük iş çevrelerinden huzursuz olması, ülkenin Donetsklilerin yönetimine geçtiği şeklinde diğer illerde duyulan endişeler, alttan alta, tepkilerin artmasına neden oldu.

Batı Ukraynalı seçmenler ise, aynı dönemde, radikalleşti.

Çığrından Çıkan Protestolar

Ukrayna Hükümeti’nin Kasım ayında, AB ile ortaklık anlaşmasının imzalanmasını askıya aldığını açıklaması, ilk başta, çeşitli ekonomik sorunlarla boğuşan ve çözümü AB entegrasyonunda gören belli bir kitleyi sokağa döktü. Fakat, gösterilerin birinci haftasında polisin sert müdahale etmesi, Yanukoviç’e yukarıda belirttiğimiz nedenlerle tepkili olan daha geniş kitleleri meydanlara inmeye yöneltti (son haftalarda Kiev’in hemen her yanına asılan bir afişte şöyle yazılı: “Bu, AB mücadelesi değil, iktidarın yolsuzluklarına karşı mücadeledir”. Belli ki bunu yazanlar, Kiev’lileri sadece AB üyeliği konusunun sokağa dökemeyeceğini biliyor). 16 Aralık’ta, Ukrayna Parlamentosu’nda iktidar milletvekillerince hazırlanıp oylanıp kabul edilen, muhalefetin ‘diktatörlük yasaları’ adını verdiği yasalar ise, daha büyük çatışmaların kıvılcımını çaktı. Batılı ülkelerin Ukrayna yönetimine yönelttiği çok sert eleştiriler de, muhalif kitlelere, Batı’nın arkalarında olduğu izlenimini verdi.

Bu hususlar çerçevesinde, şunu söyleyebiliriz: Gösterilere katılanların sayısı ne olursa olsun, bunlar, bütün halkın değil, geleneksel olarak Yanukoviç yönetimine karşı olanların eylemleri. Ülkenin diğer kesimi, Kiev’de radikal milliyetçilerin güçlenmesinden endişe duyuyor ve Yanukoviç’in bütün icraatlarını desteklemeseler bile, seçimlerin yapılması halinde, sırf Orta ve Batı Ukrayna’da radikal milliyetçilerin güçlenmesinden endişe duydukları için tekrar Yanukoviç’e oy verebilir. Siyasi krizin yakın zamanda çözülmemesi, Ukrayna’da daha derin sorunlara yol açacak gibi görünüyor.

Deniz Berktay
http://www.aljazeera.com.tr/blog/ukrayna-nereye-gidiyor