Ukrayna, ne Rusya ne de Polonya’dır – Emre Akıncı

16 Aralık 2012 Kapalı Yazar: tuidnews

ukrayna-ne-rusya-ne-de-polonyadir-emre-akinci

Ukrayna’ya yatırım yapan pek çok firmanın baslangıçta düştüğü hatalardan biri genel gider yükünü başlangıçta az tutmak uğruna Ukrayna pazarına, Rusya yada Polonya ofislerine bağlı olarak girmeye calişmaktir. Halbuki bu durum Türkiye’ye dil avantajından dolayı Azerbeycan yada sınır komşusu olduğu balkan ülkelerinden biri üzerinden girmeye benzer. Çoğu kez de belli büyük cirolar oluşmadan bu yapı değiştirilmez. Aslında bu tarz bir başlangıçtan dolayı iş hacminin büyümediği, pek çok yapısal hatanın pazara özel olmayan yatırım başlangıcından kaynaklandığı hep gözden kaçmaktadır.

Ukrayna yaklaşık 45 milyonluk azalan nüfusu ve demografik yapısı ile kendine özgü ve verimli bir pazardir. Rusya ile başta dil ve zevkler olmak üzere pek çok benzerlik gösterir ancak ekonomik olarak Rusya, İstanbul ise Ukrayna, İzmir’dir. Bu hem ekonomik hem sosyal hem de coğrafi açıdan durum böyledir.

Rusya, Amerika Birlesik Devletleri’nin nerdeyse iki kati büyüklüğündeki yüzölçümü, Türkiye’nin yaklaşık 2 misli nüfusu ve yeraltı zenginliği avantaji ile yaklaşık 2.4 trilyon dolar GSMH’ya sahiptir. Ekonomisi her sene artan gaz ve petrol fiyatlarının etkisiyle bütçe fazlası verir ve Rusya Merkez Bankası rezervleri oldukça güçlüdür.

Polonya ise son 8 yılda Avrupa Birligi’ne üye olmanın verdiği ekonomik fon desteklerinin ve yabancı yatırımcıların avantaji ile kısa sürede yaklaşık 780 milyar dolar GYMH’ya ulaşmiş Polonya Merkez Bankasi borçlanma oranı %4 ‘ler seviyesine kadar düşmüş, 38 milyonluk nüfusu ile Ukrayna’nin yarısı yani 312.000km2’de güçlü bir yapidadir.

Ukrayna Merkez Bankasi gecelik borclanma faizi Polonya’nin 4 kati Rusya’nin da yaklasik 2 kati yani %16’dir. Son dönemde hızla azalan devlet rezervlerinden dolayı bankalar arası gecelik borçlanma faizi %30’larin üstüne çıkmaktadir. Bunu ortalama yıllık %10 döviz mevduat ve % 25 yerel para birimi mevduat faizi oranlarından da anlamak mümkündür.

2008 yılında dünyadaki ekonomik krizin, Ukrayna’daki içsel krizlerle ayni zamana denk gelmesi ile cok yoğun bir sermaye kaçışı yaşanmış özellikle banka sektörü halen kendine gelememiştir. Imf’nin de isteklerine bu süreçte bu zorlu duruma rağmen henüz boyun eğilmemiştir. Bu sebeple yakın bir zamanda kurlarda yukarıya doğru bir yükseliş gerçekleşme riski vardır. Ekonominin büyük bölümünün yaklaşık 20 sene önceki Türkiye gibi kayit disi oldugu göz önüne alindiğinda bu karamsar durum, yakın zamanda uzun vadeli yatırımcılar için iyi bir yatıtırım fırsatı yaratabilir.

Zaten işgücü ve genel gider yükü hem Polonya hem de Rusya ile başkentler açısından karşılaştırıldığında oldukça düşük kalir. Polonya’da yapilan son dönemki sağlik yatırımları ile ortalama yaşam süresi de 76 yıla çıkmıştır. Bu ortalama yaşam süresi Rusya’da 66 yıl, Ukrayna’da ise 68 yıldır.Ukrayna dünyadaki ölüm hızı oranında malesef ikincidir. Bu sebepten son 10 yılda 52 milyondan 45 milyona düşen nüfusun yurt dişı göçler ve erken ölümler ile malesef 37 milyon civarlarında dengeleneceği istatistiklerde gözükmektedir.

Son olarak GSMH’nin içinde vergiler ve diğer gelirlerin payi Polonya’da % 18.5, Rusya’da % 21 ve Ukrayna’da ise % 35 civarındadir. Bu sebeple burada ticaretin hemen her aşamasında hesaplanamayan ekstra vergi yüklerini ve ödemeleri doğal karşılamak gerekir. Tüm sisteme karşı gelinemeyeceği icin bu araştirmalarin pazara girmeden iyice yapilmasi ve giderlerin icine dahil edilmesi doğru olacaktir.

Toparlamak gerekirse, Ukrayna henüz ne Avrupa Birligi’ne girmiş ne de Rusya gibi bütçe fazlası verebilmektedir. 20 yıllık bu genç ülkede orta ölçekli üretim yetersizdir; sermaye oluşumu yeni yeni sağlanabilmektedir. Ekonomisinin büyük bölümü ithalata hem de Türkiye gibi ithalatın ihracati degil, tüketime yönelik ihtalata dayalı bu ekonomi hala Türk firmalari icin çok uygun bir komşu pazardır. Ayrıca bugünkü 45 milyon nüfusu ile kendi icinde gelişen ve dünya algısı değişen bu topluma, her türlü alt yapı düzen eksikliğine rağmen Türkiye’nin bile henüz ev sahipliği yapamadığı Avrupa Futbol Sampiyonası’nın verilip turnuva sonuna dek her türlü tavizin sağlanması ileriye dönük sinyallerden biridir. Din ve jeopolitik avantaji da hesaba katıldığında Avrupa Birligi’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden uzaklaşmaya başladığında en hızlı toparlanma gösterecek ülkelerin başında Ukrayna gelecektir.

Sonuç olarak pazara girerken Ukrayna’nın kendine özgü koşullarını, piyasa nüanslarını iyi analiz etmekte ve en az 10 yıllık bir perspektif çerçevesinde küçük adımlar ile yavaş büyünecek apayrı bir pazar olarak algılamakta fayda vardır. İşgücünün ucuz, rekabetin düşük ve marka konumlandırmanın henüz kolay olduğu bu vefalı Ukrayna pazarı ayrı bir piyasa olarak özel ilgi görmeyi fazlasıyla haketmektedir.

 

Emre Akıncı

[email protected]