Ukrayna çıkmazı

11 Aralık 2013 Kapalı Yazar: admin

Ukraine Protest
Ukrayna’da siyasi krizden çıkış yolu aranıyor.

1 Aralık’tan itibaren başkent Kiev’de 28 noktada protesto gösterileri düzenleyen protestocular merkezdeki dün gece saatlerinden başlayarak Bağımsızlık Meydanına yönlendiriliyor. Polis kamu kurumlarını protestoculardan “temizliyor”, sokaklarda kurulan barikatları kaldırıyor. Muhalefet liderleri protestoculara provokasyonlara uymama, Bağımsızlık Meydanına toplanma çağrısı yapıyor.
1386677213_img9053.jpg
Kiev’deki kaynaklara göre, Ukrayna’da herkes sürecin çıkmaza girdiğinin farkında ve tüm tarafların ciddi nüfuz kaybına uğramadan bu durumdan çıkabileceği formül arayışı sürüyor…

Çıkmaz sokak 

Ukrayna’da protestolar hükümetin 21 Kasım’da Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşmasının imzalanmasına hazırlık sürecini durdurma kararını verdiği gün başladı. 30 Kasım’a kadar barışçıl protestolar devam etti. Aslında bu haliyle protestolar iktidarın da işine yarıyordu. Yanukoviç iktidarı AB ile ortaklık anlaşmasının imzalanmasına siyasi ve ekonomik açıdan hazır olmadığı gibi Rusya ile aynı Gümrük İttifakı’nda bulunmayı da yine siyasi ve ekonomik gerekçelerle kabul edebilecek durumda değil. Dolayısıyla, 30 Kasım’a kadar devam eden ve çok da yüksek katılımlı olmayan AB’ye entegrasyon talepli barışçıl protestolar sürekli kendisini baskı altında tutan Rusya’ya mesaj verme açısından Yanukoviç’e lazımdı.
1386675966_postradavshie.jpg
Ancak 30 Kasım gecesi olay şekil değiştirdi. Özel yetkili polis gücü Berkut’un başkent Kiev’de Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşmasının askıya alınmasını protesto eden gençlere şiddet uygulaması tüm Ukrayna’yı ayaklandırdı. AB’ye entegrasyon sloganlarının yerini “istifa” talebi aldı. Ukraynalılar 30 Kasım’a kadar AB’ye dönüş çağrısı yaptıkları Yanukoviç’e “Çete, defol” diye seslenmeye başladılar. 1 Aralık’tan itibaren Kiev’de süresiz protesto eylemleri başladı. Kiev Belediye Meclisi binası işgal edildi, Bakanlar Kurulunun ana girişi günlerce bloke edildi, Cumhurbaşkanlığının önüne traktörlü yürüyüş düzenlendi, sokaklarda, meydanlarda barikatlar, çadırlar kuruldu, geceler Bağımsızlık Meydanında nöbetler başladı. Ülkenin her yerinden meydana yiyecek, içecek, giyecek, sağlık malzemeleri gönderildi, her kesimden protestoculara destek geldi. 8 Aralık Pazar günü ise Kiev’de “Milyonların Yürüyüşü” eylemi düzenlendi. Gerçi  rakam milyona ulaşmadı, ancak barışçıl mitinge en az 500-600 bin insanın katılması gerek Ukrayna’da, gerek dünyada ciddi yankı uyandırdı.
1386676031_img9068.jpg
Bazılarına göre, 30 Kasım’daki miting dağıtma girişiminin arkasında Yanukoviç’i yönlendiren Rusya kontrolündeki güçler,  özellikle de Başbakan Azarov ve İçişleri Bakanı Vitali Zaharçenko vardı. Bazılarına göre ise, emir olayların bu kadar büyüyeceğini tahmin edemeyen  Yanukoviç’in kendisinden gelmişti. Ancak kimden gelirse gelsin, bu emrin Ukrayna’yı bir çıkmaza sürüklediği ve gündemi değiştirdiği aşikar.

Muhalefetin “sonra”ya ilişkin yol haritası yok…

Şimdi Kiev’de tüm taraflar çıkmazda. Protestocular “sonuna kadar meydanda kalacağız” diyor, ancak bu “son”un ne olduğunu kimse bilmiyor. Muhalefet liderleri insanları meydandan dağılmamaya çağırıyor ve “birlikte sabredersek, mücadelemizi sürdürürsek zafer bizim olacak” diyor. Ancak “zafer”in neden ibaret olacağı konusunda kimsenin bir fikri yok. Muhalefet, hükümetin istifasını, 30 Kasım’da şiddet uygulayanların ve bu emri verenlerin cezalandırılmasını, erken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını talep ediyor.

1386676606_55948.jpg

Ancak şiddet uygulayan bazı polislerin cezalandırılması ve hükümette bazı değişikliklere gidilmesi hariç, diğer hedefler bugünkü şartlarda gerçekçi görünmüyor. Hatta diyelim ki bu talepler gerçekleşti ve hükümet istifa etti – bu duruma ilişkin bir yol haritası da mevcut değil. Bağımsızlık meydanındaki kitle siyasi-ideolojik açıdan ve mücadele yöntemleri açısından çok rengarenk. Siyasi parti taraftarlarının yanı sıra çok sayıda tarafsız vatandaş var. Onlar protestocuların küçümsenmeyecek bir kısmını oluşturuyor ve iktidarı sevmediği gibi, muhalefetin kendilerini yönlendirmesini de kabul etmiyor. Öte yandan, 2004’teki turuncu devrim ekibinin iktidara geldikten sonra yaşadığı bölünmenin doğurduğu hayal kırıklığının izi halen meydanda ve sahnede görülüyor.  Gerek meydanın, gerek sahnenin iktidara yönelik talepleri aynı, ama “sonrası” için her kesin kendi planı var, yani ortak bir plan, yol haritası mevcut değil…

İktidar ne geri çekilebiliyor, ne ilerleyebiliyor 
1386676660_383654980.jpg

İktidara gelince… Yanukoviç iktidarı AB ile entegrasyon anlaşmasını askıya almasının yanı sıra bir de 30 Kasım gecesi yaşananlardan dolayı Batı’nın ciddi baskısı altında. Bundan daha ileriye giderse, kendi durumunu daha da zorlaştıracağının farkında, ancak geriye doğru muhalefetin talep ettiği ölçüde adım atmasını kabul etmesi de imkansız. İktidar içerisinde bazı gruplar radikal adımlar atılmasından yana. Bu gruplar eski Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili de dahil,  “Ukrayna’nın içişlerine müdahale eden yabancıların” istenmeyen kişiler listesine alınmasını, protesto gösterilerinin dağıtılması ve yasaklanması, organizatörlerin cezalandırılması gerektiğini savunuyor. Ancak Yanukoviç ve iktidar içerisindeki liberal grup bunun çıkış yolu olmayacağının, gerilimi daha da yükselteceğinin farkında…

Batı entegrasyonu unuttu, Kiev’deki kirizin derdine düştü 
1386676461_339093ukraine-europe-ashton.jpg
Ukrayna’daki süreci yakından takip eden Batı da içine düşülen bu durumdan rahatsız. AB Dış Politika ve Güvenlik Komiseri Catherine Ashton bugün Kiev’e gidiyor. İki günlük ziyaretin amacı yaşanan soruna siyasi çözüm bulunmasına yardımcı olmak. Ashton Ukrayna’da hem iktidar, hem muhalefet tarafıyla, hem sivil toplum ve gençlik örgütleriyle bir araya gelecek.
AB Komiserinin sözcüsü Maja Kocijancic, ziyaretin “resmi arabuluculuk girişimi” olarak tanımlanamayacağını belirterek, Yüksek Temsilcinin taraflar arası diyaloğun ve siyasi çözümün gerekliliğine ilişkin AB’nin net mesajlarını ileteceğini söyledi.  AB Komisyonu Ashton’ı Ukrayna’ya gönderme önerisinin Barroso’dan geldiğini, Yanukoviç’in de bu öneriyi kabul ettiğini duyurdu. Kocijancic, Ashton’ın ziyaretiyle gelecek dönemde AB ve Ukrayna heyetleri arasında Ortaklık Anlaşması ile Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması (DCFTA) konusunda yapılması öngörülen görüşmelerin birbiriyle bağlantılı olmadığını söyledi.

Ukrayna’nın eski cumhurbaşkanları devrede 
1386676975_931017-1.jpg
Yani mesele şu an içine girilen çıkmazı aşmak. Ukrayna’nın eski cumhurbaşkanları Leonid Kravçuk, Leonid Kuçma ve Viktor Yuşçenko da şu an önemli olanın bu krizin aşılması olduğunu belirterek tarafları toplumsal diyaloğa davet etti. Yanukoviç öneriyi olumlu karşıladı ve bu yazının yazıldığı dakikalarda Kiev’de eski cumhurbaşkanları ile konuyu görüşüyor. Eski Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’nun basın sözcüsü İrina Vannikova’nın yaptığı açıklamaya göre,  cumhurbaşkanlarının görüşmesi iktidar, muhalefet, gençler ve sivil toplum kuruluşlarının katılacağı ulusal yuvarlak masa toplantısının ilk adımı olarak görülüyor.  Yuvarlak masanın bu görüşmenin arkasından yapılması düşünülüyor.
Ukrayna’daki kaynaklar, muhalefetin her hangi direniş göstermeden kamu kurumlarının önünden çekilmesinin ve polisin bu “temizlik” sürecinde aşırı şiddet uygulamamasının nedeninin Kiev’de bugün başlayan bu önemli görüşmeler olduğunu bildiriyor. Ancak görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağı konusunda henüz kimsenin net bir fikri yok…

Ukrayna için 5 senaryo 

Uzmanlar Ukrayna’da sürecin bundan sonra nasıl gelişeceği konusunda çeşitli tahminler öne sürüyor. Rusya Siyasi Teknolojiler Merkezi Başkanı Boris Makarenko ve Bağımsız Devletler Birliği Ülkeleri Enstitüsü Başkan Yardımcısı Vladimir Jarihin Ukrayna için öne sürülen senaryoları  Moskovskiy Komsomolets gazetesine değerlendirdi.

Analistlere göre, birinci senaryo Yanukoviç’in istifası, ancak %99 olasılıkla bu gerçekleşmeyecek.

İkinci senaryo hükümetin ya direkt, ya da yeni genel seçim yoluyla değiştirilmesi. Rus uzmanlar bu senaryonun gerçekleşme olasılığının birinciye göre daha yüksek olduğunu bildiriyor. Bu senaryo Yanukoviç için hoş değil, ama felaket de değil. Hatta Cumhurbaşkanının kendisi de gerek Ukrayna toplumunun, gerek de Batı’nın tepkisini azaltmak ve satranç oyununu sürdürmek Başbakan Azarov’un kurban verilmesini bir çıkış yolu olarak görebilir. Ancak bu durumda da Bölgeler Partisinin parlamento kanadında kopmalar olabilir – Yanukoviç için bu, hoş olmayan perspektif…
1386677084_img9103.jpg
Ukrayna için üçüncü ve en kötü senaryo ülkenin bölünmesi. Rus uzmanların da dikkat çektiği gibi, gerek iktidar, gerekse de muhalefet gerilimin aşırı yükselmesi durumunda zafer kazanan tarafın tüm Ukrayna’ya değil, yalnız Ukrayna’nın bir kısmına sahip olacağından endişe ediyor. Bu, çok da fantastik bir ihtimal değil. Ukrayna’nın Doğusu Rusya’nın, Batısı ise Avrupa’nın etkisi altında ve gerilimin yükselmesi durumunda bu faktörün rolü artıyor. Ancak Ukrayna’da iktidar da, muhalefet de bu olasılıktan kaçmaya çalışıyor.

Dördüncü senaryo da var – meydan bağıracak, çağıracak ve dağılacak. Rus uzmanlara göre,  Ukrayna’daki durum 2004’te seçimden sonra yaşanan devrimden çok, daha önce “Kuçma, defol!” sloganı ile düzenlenen ve iki ay devam ettikten sonra hiçbir sonuç alınmayan gösterilerle kıyaslanabilir. O dönem Kuçma’nın reytinginin Yanukoviç’in şimdiki reytinginden üç defa az olduğunu da hatırlatan analistler muhalefetin çıkmazda olduğuna dikkat çekiyor: “Azarov istifa etmedi. Şimdi ne yapabilirler? Kamu kurumlarını bloke edebilirler. Ancak kurum sayısı fazla, artı, şimdiki durumda hükümet yetkilileri evde de oturup çalışabilirler. İnsanlar ise bütün kışı meydanda kalamazlar…”
1386677138_img8975.jpg
Nihayet beşinci senaryo – zugzwang durumu. Rus uzmanlara göre, Yanukoviç bu durumu atlatsa bile 2015’deki cumhurbaşkanlığı seçimine kanadı morarmış halde gidecek. Şimdilik Yanukoviç muhalefetin ortaya güçlü rakip çıkarmayacağını umuyor. Çünkü muhalefet de birleşik değil. Boksör politikacı Vitali Kliçko çok ünlü ve bugün reytingi Yanukoviç’le aynı, ancak bu reyting seçimde zafer kazanması için yeterli olacak mı, belli değil. Bundan daha da önemli olan diğer konu ise Ukrayna’nın yönünün ne olacağı. Kiev Batı’ya mı gidecek, Doğu’ya mı? Azarov ve Yanukoviç AB ile ortaklık anlaşmasının şimdiki durumda ülke çıkarlarına uymadığını ve şartların ağır olduğunu söylüyor. Öte yandan Gümrük İttifakı da Ukrayna’nın Avrupa’ya giden yolunun tamamen kapanması anlamına geliyor. Dolayısıyla, Ukrayna iktidarı için “yukarıya tükürsen bıyık, aşağıya tükürsen sakal” durumu söz konusu…

(Gönül Şamilkızı – TRT Türk Artı)
http://www.trtturk.com.tr/haber/kiev.html