Türk dili konuşan ülkeler vize rejimini ne zaman kaldıracak?

5 Haziran 2014 Kapalı Yazar: admin

turk-dili-konusan-ulkeler-vize-rejimini-ne-zaman-kaldiracak
Bugün Türkiye’nin tatil beldesi olan Bodrum’da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin (Türk Konseyi) IV. Zirvesi çalışmalarına başladı.

Zirve’ye Türk Konseyi üyeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Türkiye Cumhurbaşkanları katılıyorlardır. 1992 yılında kurulan Konsey’in amacı, Türk dili konuşan ülkeler arasındaki sosyal-kültürel ilişkilerin görüşülmesi, karşılıklı yatırımların artırılması dahilinde ekonomik işbirliğinin geliştirilmesidir.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkan Yardımcısı Kamer Kasım, son 20 yıl içerisinde Türkiye ile Kafkasya ve Orta Asya’nın Türk dili konuşan ülkeleri arasındaki ilişkilerde büyük ilerlemenin sağlanmış olduğuna dikkat çekerek şunu söyledi:

1991 yılıyla kıyaslandığında çok ileri bir noktadayız. Bugün özellikle enerji alanı başta olmak üzere her alanda çok yakın ilişkiler söz konusu. Geliş gidişler çok arttı. Pek çok ülke ile Türkiye stratejik düzeyde ilişkiler geliştirdi. Özellikle Kazakistan, Kırgızıstan ve Azerbaycan ile. Bu ilişkiler tabii daha ileri noktalara taşınabilirdi. Sonuçta artık coğrafi sınırlamaların önemli olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Ve Türk dış politikası çok boyutlu bir hal aldı. Yani artık Türkiye hem Çinle daha yakın ilişkiler kuruyor hem de Kazakistan ile de ve Avrupa’nın en batısındaki ülke ile de. Dolayısıyla bu ilişkilerin hem ekonomik anlamda hem de siyasi anlamda daha ileri noktalara taşıma potansiyeli var.

Bu yılki Zirve, ‘turizm alanında işbirliği’ temasıyla gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin Zirve sırasında Türk Konseyi’nin üye ülkelerini vize rejimini kaldırmaya çağırması bekleniyor. Vize rejiminin kaldırılması, Türk Konseyi’nin kuruluş amaçlarından birydi. Ancak bir sürü ülke bu örgütün bazı üye ülkelerine vize rejimini uygulamaya devam ediyor. Mesela, Azerbaycan onun Türkiye ile çok yakın siyasi ve kültürel ilişkilerinin mevcut olmasına rağmen Türk vatandaşlarına hala vize rejimini uygulamaktadır. Bazı uzmanlar Azeri yetkililerinin bu tavrını Türkiye’ye duyulan güvensizlikle açıklarken Avrasya İncelemeler Merkezi (AVİM) Başkanı, eski Büyükelçi Alev Kılıç bu durumun siyasi faktörle ilgisinin olmadığını belirterek şunu söyledi:

Ben bunun siyasiden çok ekonomik gerekçeler olduğunu düşünüyorum. Çünkü siyasi olarak Türkiye ile Azerbaycan olabildiğince birbirlerine yakınlaşmayı hedeflemiş ülkeler. Ama ekonomik gerekçeler herzaman siyasi arzularıyla parallel gitmeyebiliyor. Ekonomik için daha bir beklemek daha da bazı adımlar atmak gerekiyor. Gene Azerbaycan ile Türkiye arasındaki bu vize muafiyetinin de ekonomik bağlantıların daha da kökleşmesinden sonra gerçekleşebileceğini zanediyorum.

Ancak Türk vatandaşlarına vize rejimini uygulayan sadece Azerbaycan değil, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk dili konuşan ülkeler bu uygulamaya devam ediyor. Bununla birlikte Kazakistan’daki Ahmet Yasevi Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Murat Çemrek, Türk vatandaşlarına vize rejimini uygulamayan Kazakistan ve Kırgızistan’da da bazı sorunlar yaşandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

Özellikle de 1.5 yıldır Kazakistan’da yaşayan biri olarak ve gerek Kazakistan gerek ise sık sıkla gittiğimiz Kırgızıstan ile mevcut vize rejimi ile ilgili söyleyeceğim şey, bu ülkelerle vizeler ne kadar hızlı bir şekilde kaldırılırsa, vize rejimi daha da rahatılırsa o kadar daha iyi olur. Yani kağıt üstünde kalmasın. Mesela Türkiye ile Kazakistan arasında bir aya kadar vizesizlik uygulaması söz konusu, ama Kazakistan’a gelir gelmez 5 gün içerisinde kayıt yaptırmazsanız çok ciddi yaptırımları olan bir durum söz konusu olacak. Halbuki Kazakistan vatandaşların yada Türk dünyasından gelen vatandaşların Türkiye’ye turist olarak geldiklerinde böyle bir uygulama söz konusu değil. Yani beş gün içinde gidip kayıt yapma gibi bir sıkıntıları olmadığı gibi onun haricinde de bankada çok cuzi bir miktarda para göstererek altı aya kadar turist olarak kalabilme hakları olduğunu biliyorum. Şimdi Türkiye bunu uyguladığı durumda aynı şeyi uyguladığı ülkelerden beklemesinden daha doğal bir şey olamaz, çünkü bilindiği gibi diplomaside mütakabiliyet ilkesi geçerlidir. Öbür taraftan Türk dünyasında eğer hem kültürel hem de ticari ilişkiler gelişecek ise o geliş gidişlerin kolaylaştırılması üzerinde kurulu olması durumundadır.

Dünyadaki en zor vize alınan ülkelerinden biri Türkmenistan’dır. Bu anlamda Türkmenistan’ın kurucusu olmadığı Türk Dünyası Zirvesi’nde böyle bir açılımın yapılmış olması çok anlamlı olacaktı. Ama kağıt üstünde kalırsa çok bir anlamı olmayacak. Şu ana kadar da bu Zirvelerde istinilen yol katedilmediği ortadadır.

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov’un Türk Konseyi’nin IV. Zirvesi’ne katılması birçok uzman tarafından büyük bir olay olarak değerlendirildi. Geleneksel olarak tarafsızlık politikasını izleyen Türkmenistan genellikle bölgesel örgütlerin zirvelerine katılmaz. Avrasya İncelemeler Merkezi (AVİM) Başkanı, eski Büyükelçi Alev Kılıç’a göre Türkmenistan’ın bu yılki Zirve’ye katılıyor olması Türk Konseyi’nin geleceği için olumlu bir sinyal veriyor:

Türk Konseyi örgütü Ekim 2009’da Nahçivan’da Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızıstan ve Türkiye arasında kuruldu. Ama o zaman da Türkmenistan ve Özbekistan’ın da yakın gelecekte örgüte üye olmalarını arzu ediyoruz, ifade edildi. Bugün Türkmenistan devlet başkanının Zirveye katılıyor olması olumlu bir sinyal veriyor, hiç şüphesiz. Ama gelecekte Orta Asya coğrafyasındaki en fazla nüfüsa sahip olan, yaklaşık 30 milyon, Özbekistan’ın da bu Konsey’e katılması bekleniyor. Ben bundan gelecek için umutluyum. Çünkü bunu sadece Türk dünyası olarak düşünmüyorum, gene arkasında bir ekonomik neden görüyorum. Dünyadaki siyasi ve ekonomik ağırlık Batı’dan Doğu’ya, Avrupa’dan Asya Pasifik’e kaymakta. Dolayısıyla eskiden bu dünyadaki en büyük ekonomik ve siyasi güç olan Amerika’nın ve Avrupa’nın çevresinde kalan Türkiye ve Orta Asya cumhuriyetleri günümüzde bu gelişmenin sonunda daha merkezi konuma kayıyorlar. Bu merkeze kayışın doğal bir sonucu olarak da ekonomik işbirliğinin artık olmazsa olmaz bir hale geldiğini görüyorlar. Özellikle Rusya’nın dahi bugün bir Avrasya Birliği’ne gittiği, Çin ile yakın ilişkiler geliştirdiği, Çin ve Rusya’nın Şanghai İşbirliği Örgütü aracılığıyla ekonomiye da ağırlık verdiği bir dünyada, Türk dili konuşan ülkeler de kendi aralarında ekonomik dayanışmanın her zamankinden daha önemli bir hale geldiğini görüyorlar ve görmek durumunda kalıyorlar.

Kaynak:
http://turkish.ruvr.ru/2014_06_04/Turk-dili-konushan-ulkeler/