Tropik kıyafet zamanı

31 Ağustos 2014 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

985554_detayTerleyen Cumhurbaşkanı’nı terleterek uğurladılar partiden. Kongre öyle sıcaktı ki; Erdoğan kürsüde izin isteyip ceketini çıkardı. Eh artık iklim değişiyor, hararet artıyor, üstü başı hafifletmek gerekiyor. Kimbilir resmi kıyafet kodlarını yeniden yazmak gerekiyor belki de. Bazı dünya markaları iklim danışmanı tutuyor, küresel ısınmaya ayak uydurup 4 mevsimlik koleksiyonlar hazırlıyor artık.

25 yıl dış habercilik yaptım, bir dünya liderinin kıyafeti yüzünden bu kadar yaygara koparıldığına tanık olmadım. Merkel’in, Oslo Operası açılışında giydiği tuvalet hariç tabii. Ama o ayrı bir hikâye. Dekolte hikâyesi.

Yaygara derken, Obama’nın bej takım elbisesi üzerinden yayılan şok dalgalarını kastediyorum. Geçen gün basının karşısına o takımla çıktı diye kıyamet koptu. Özellikle ABD’li gazeteci tayfası zehir zemberek twit’ler attı. Elbisenin açık renk olması yetmiyormuş gibi, büyük geldiğini yazanlar oldu. “Elbisesiyle Putin’i korkutmaya çalıştı” diye dalga geçildi. Velhasıl IŞİD ve Ukrayna ile ilgili önemli açıklamaları gölgede kaldı. Zaten gazeteciler de o takımı giyerek başkanın sözlerini bizzat heba ettiğini yazdı, çizdi.

Adam belki de yaz aylarının son haftasına şöyle hafif bir kılıkla selam göndermek istemişti. Ama hafif değil hafifmeşrep bulundu. Baktım Washington’da hava sıcaklığı 27 derece. Ortam ılıman, hafif kılık ihtiyacı hasıl olmamış. Olsaydı affederler miydi, yoksa yine koyu renk takım elbise diye tutturulur muydu bilemiyorum.

Gelelim AK Parti Olağanüstü Kongresi’ne. Malum, salonun sıcağı dillere destan oldu. Oradaki hararetten ekran başındakileri bile ter bastı. Ve Erdoğan kürsüde konuşurken, “İzninizle ceketimi çıkaracağım” diyerek üstünü hafifletti.

“İklim değişiyor, hararet artıyor” ifadesiyle katiyen siyasi iklimi kastetmiyorum. Mecaz yok, kelime anlamıyla iklim. Hortumdu, ani sağanak baskınıydı, gündüz gece oldu derken, meteoroloji uzmanlarının da “Bu hava şiddetlenerek sürecek” diye uyardığı tropik karaktere sürüklenen iklimden bahsediyorum.

Siyasetçilerin Havana sokaklarında dolaşır gibi açık, havadar kılık kıyafetle basın toplantısı ya da resmi görüşme yapmasına bizde de tahammül gösterileceğini sanmıyorum. Zaten siyasetçiler de o cesareti gösteremez.

Ama acaba cesaret gösteren babayiğitler çıkmalı mı? Şöyle tiril tiril haki ketenlerle ciddi siyaset yapılamaz mı? Ağustos başı yaşadığımız o kâbus havalar, Türkiye’nin yarı tropik iklime gittiğini gösterdi. Ve resmi kıyafet kodlarımız küresel ısınmaya pek uygun sayılmaz. Oysa İsrail kabinesi kısa kollu gömlekle toplanabiliyor.

Tekstil sektörünün de iklim değişikliğine ayak uydurduğu söylenemez. Bakın mağazaların yaz sonu manzarasına, pek çoğu yeni sezon koleksiyonlarını askıya çıkardı. Bu sıcakta manto, kaban satmaya çalışıyorlar, düşünün. O çok uzak kış aylarında bile sayılı gün giyilebilecek nesneler.

İşte bu nedenle önlem alan firmalar var; koleksiyon hazırlarken artık iklim uzmanlarına danışıyorlar. Çünkü görece serin İngiltere’de bile kışlık kıyafet satışlarında yüzde 10’luk düşüş olmuş. Türkiye pazarında da bulunan bazı dünya markaları ince ve hafif giysiler içeren daha esnek koleksiyonlar hazırlıyor. Kumaştan indirimli satışlara kadar her şeyi iklimcilerle planlıyorlar. Gardıroplarda yıl boyu kalabilecek nitelikte kumaşların seçimini, yılın hangi dönemlerinde indirimli satış yapabileceklerini konuşuyorlar. Mesela Target, yıl boyu mayo satıyor. Theory, J. Crew gibi Amerikan firmaları mevsimsiz giyimin öncüleri. Theory ürünlerinin sadece yüzde 20’si soğuk havada giyilebilecek nitelikte. Firmaya göre modern insanın ağır flanel ve yünlülere ihtiyacı yok. Bu nedenle de koleksiyonlar, yıl boyu giyilebilecek türde streç pamuklu ve streç hafif yünlülerden oluşuyor.

MODANIN PARADOKSU

Fakat sektörde paradoksal bir durum da var. İklim değişikliğine uyum adımları atan tekstil endüstrisi aslında iklim değişikliğinin müsebbibleri arasında başta gelenlerden. Ucuz segment firmalarında hızlı tüketim esas; giy giy at cinsinden. Ortalama bir Amerikalı yılda 31 kilo giyim eşyasını çöpe atıyor. Ucuz iş gücüyle yoğun seri üretim doğanın kaynaklarını tüketiyor. Su, gaz, petrol sarfiyatı tavanı zorluyor. Mesela tek bir jean pantolonun üretiminde 6 metreküp su harcanıyor. Enerji oburu tekstil endüstrisinin, global karbon emisyon hacmindeki payı yüzde 10. Bir yılda üretilen 60 milyar kilo kumaş için 1 trilyon kilovatsaat elektrik ve 9 trilyon litre su gidiyor.

Ve kısır döngü; küresel ısınmanın eseri olan kuraklık ya da şiddetli yağışlar, tekstilin ana hammaddesi pamuğun geleceğini tehdit ediyor.