“Sisler bulvarı”nda bir cinayetin anatomisi: En kanlı katil kim? SUAT TAŞPINAR

1 Mart 2015 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

9356653095

SUAT TAŞPINAR yazıyor: “En kanlı katil, önyargılarımızdır” diye bir söz kalmış, okuduğum bir kitaptan… Boris Nemtsov cinayetinin izini değilse de “yankılarını” Rus ve dünya basınında sürmeye çalışırken bu söz bir daha beynimin kıvrımlarında çınladı durdu…

Fikrini beğenin ya da beğenmeyin, Rusya’nın cılız muhalefetinin sözünü esirgemeyen, eğilip bükülmeyen, halk nezdinde desteği “küsurat” olsa bile liberal demokrat çizgisinden taviz vermeyen bir ismiydi Nemtsov…

Elbette her ölüm erken ölümdür; ama henüz 55 yaşında, en verimli çağında Nemtsov’un karanlık bir cinayete kurban gitmesi, insanlıktan çıkmamış herkesin acısını daha da katlıyor.

* * *
İster kara cahili, ister mektep-medrese görmüşü olsun, çoğu insanın sadece “inanmak istediklerine inandığı” bir çağda yaşıyoruz.

Bazen önlerine en objektif kanıtları bile koysanız, akıl-mantık-vicdan terazisini kaybedenler “kanaatlerimiz imanımızdır” dercesine sarılıyorlar kendi görüşlerine, kendi –sözde- doğrularına… Ve de dayattıkça dayatıyorlar. Türkiye’de de böyle, Rusya’da da…

Nemtsov cinayetinin arından söylenenler, yazılanlar, hararetle savunulanlar işte bunu düşündürtüyor insana…

***

Ben bu yazıyı kaleme alırken, ortada terk edilmiş bir arabadan başka delil yoktu… Hatta polis o kadar çaresizdi ki, cinayeti aydınlatacak bilgiyi sağlayana 3 milyon ruble ödül vaat ediyordu.

Ama ortalık bu kadar “sisler bulvarı” iken, çoğunluk cinayeti kendi kafasında “çözmüş” olarak hedef göstermekte yarışıyordu.

“Yeminli Rusya karşıtlarını” hiç saymıyorum; Guardian’dan New York Times’a, Türk basınından Japon gazetelerine hemen her yerde adres olarak Kremlin’i ima eden, hatta bazılarında “doğrudan” hedef alan başlıklar gördüm.

Çoğu Nemtsov’un yol arkadaşı muhaliflerle konuşup “okları Putin rejimine çeviren” senaryolara prim veriyordu… Diğer ihtimaller, usulen ve de üstünkörü geçiyordu haberlerde… “Kökü dışarıda bir provokasyon” ihtimali gündemde yoktu.

Diğer yandan Rusya’da her daim Kremlin ile saf tutan yayın organları ve ekranlara arz-ı endam eden uzmanlar ise haliyle “Putin’in ve Rusya’nın imajına darbe vurmak, Rusya’yı istikrarsızlığa sürüklemek isteyenlerin provokasyonu” tezine dört elle sarılıyordu. “Bu cinayetten hiç çıkarı olmayan tek kişi Putin” diyorlardı.

Yani iki tarafa da bakınca, cinayeti çözmekten çok, “cinayeti uygun bir kalıba oturtma” çabası daha baskın çıkıyordu.

***

Nemtsov suikasti çözülür mü, emin değilim… “Tetiği çeken” bulunsa da “tetiği çektiren” açığa çıkar mı, bilmiyorum.

Ama bu cinayetin kendisi kadar önemli ve düşündürücü olan şey şu:

Beynimizi mengenesinde sıkan “sabit fikirlilik” ile çoğumuz “gerçeği” değil, “inanmak istediklerimizi” duymak istiyoruz.

Elde hiçbir veri olmasa bile, hemen tezgahtan “işe yarar tezleri” indirip kurşunları saydırıyoruz: “Kesin Kremlin’in parmağı var!”, “Kesin Batı’nın Rusya’yı yıkma planı!”

Ve lafın gelişi, katil sarhoş bir mafya bozuntusu çıkıp da “Restoranda otururken yan masadan bizim kızı kesti diye vurdum, politikayla işim olmaz” deyip Kuran’a, İncil’e ve Tevrat’a el bassa de herkes eşeğine bindiğinin türküsünü söylemeye devam edeceğe benziyor…

***
Doğru söze ne denir?

En kanlı katil… Evet; önyargılarımızdır.

1.3.2015

Fotoğraf: Pyotr Kassin, Kommersant
turkrus.com