“Türk Düşmanı Değiliz”

9 Ağustos 2009 0 Yazar: admin

– Hareketiniz ne zaman kuruldu ve kaç üyesi var?

– (Anna Gutsol, Başkan)Hareketimiz geçtiğimiz yıl kuruldu. Şu anda, vkontakte.ru sitesi üzerinden  iletişimimizi yürütüyoruz ve burada, 20 bin civarında taraftarımız var. Fakat, henüz bir tüzel kişiliğe dönüşmüş değiliz. Hareketi tüzel kişiliğe, bu sonbahardan itibaren dönüştürmeyi planlıyoruz. Çünkü, yaklaşmakta olan devlet başkanlığı seçimlerinin de etkisiyle, yeni bir yasa kabul edildi. Buna göre, gösteri düzenleme hakkı, sadece partilere ve tüzel kişiliği olan kuruluşlara tanınıyor. Artık eline her pankart alan dışarı çıkamayacak. Ayrıca, “ahlaka aykırı gösterilerin cezalandırılması” gibi içi belirsiz bazı kavramlarla, gösterileri cezalandırmak, bürokrasinin tekeline bırakıldı.  Ülke bürokrasisinde de, Sovyet döneminde yetişmiş eski nesil amcalar var ve onların bizim Avrupa tarzı protesto gösterilerimize hoşgörüyle yaklaşacaklarını hiç sanmıyoruz. Üyelerimiz, 18 ile 28 yaş arasındaki bayanlardan oluşuyor. Ben ve Nadya (koreograf), 24 yaşındayız ve üniversite mezunuyuz. Fakat hareketi ağırlıklı olarak, üniversite öğrencileri oluşturuyor.

– Geçen yıl düzenlediğiniz bir gösteride “Ukrayna Genelev Değil” yazılı olan birkaç dildeki pankarttan biri, Türkçeydi. Sonra, Türk Büyükelçiliği önünde protesto gösterisinde bulundunuz. Türkiye’ye bu antipatiniz neden?

– Hayır, bizim Türkiye’ye karşı antipati duymamız yada yabancı düşmanı olmamız sözkonusu değil. Mesela, bizim Türk Büyükelçiliği önünde düzenlediğimiz eyleme radikal Ukrayna milliyetçisi gruplar da katılmak istedi ve biz onlara “hayır, bizim yabancı düşmanlığıyla işimiz yok. Biz, sadece kadına fahişe gözüyle bakılmasını protesto ediyoruz” diyerek bunu reddettik.  Bağımsızlık Meydanı’ndaki protesto gösterisinde pankartlar İngilizce, Almanca, İtalyanca, Arapça ve Türkçe olarak yazılmıştı, çünkü en çok bu ülkelerden kişilerle bu tarz sorunlar yaşanıyor. Bizim Kiev Sosyoloji Enstitüsü’ne düzenlettirdiğimiz bir anket var. Bu ankette, Ukraynalı kadınlara iki soru soruldu: 1- Yabancı bir erkekten para yada benzeri birşey karşılığında fuhuş teklifi aldınız mı? 2- Eğer aldıysanız, bu kişilerin hangi milletten olduğunu biliyor musunuz? Birinci soruya, “evet” yanıtını verenlerin oranı, yüzde 67 idi. Olumlu yanıt verenlerin yüzde 52’si, Türklerden fuhuş teklifi aldığını söylerken, yüzde 13,4’ü Araplardan, yüzde 9,8’i İtalyanlardan fuhuş teklifi aldığını söyledi. Yani, Türkler burada bu konuda başı çekiyor. Ayrıca, seks kölesi olarak çalıştırılan Ukraynalı kadınların sayıca en fazla oldukları ülke, Türkiye. Fakat, Türk düşmanı yada yabancı düşmanı olmamız söz konusu değil. Hatta, şunu da söyleyeyim, ismimiz duyulduktan sonra, Türkiye’den Ahmet isimli bir kişi, bizimle irtibata geçti ve hareketimizi desteklediğini söyledi. Şimdi de Ahmet, Türkiye’de bu konularda yaşananları, basında çıkanları bize aktarıyor. Bunun dışında, çeşitli yabancı çevrelerle, özellikle Alman Büyükelçiliği ile sürekli temasımız var ve bu çevrelerle, Ukrayna’nın fuhuş merkezi olarak görülmemesi ve bu ülkelerin vatandaşlarının bu konularda bilgilendirilmesi amacıyla, beraber çalışıyoruz. Ayrıca, Bağımsızlık Meydanı’nda, Ukrayna hakkındaki önyargıyı yıkmak amacıyla, yabancıları bilgilendiren broşürler dağıtıyoruz.

– (Nadya, koreograf) Benim kaldığım öğrenci yurdunda da Türk erkeklerinin Ukraynalı kızlara tacizde bulunduklarını duyuyoruz. Bir arkadaşım da, bir grup Türk erkeğinin tecavüzüne uğradı. Fakat, hem yargı sistemimiz yozlaşmış durumda, hem de kızlarımız bu konuda haklarını arayamıyor. Biz , FEMEN olarak, bütün bayanları, yasal haklarını kullanmaya teşvik ediyoruz. Onlara, haklarını aramaktan çekinmemelerini söylüyoruz.

– Peki, Ukraynalı kızlar Türk erkeklerinden yana sorunlarla karşılaşıyorlar da, Ukraynalı erkekler sizleri hiç mi rahatsız etmiyor?  Ayrıca, Ukrayna’ya fuhuş merkezi olarak bakma hatası sadece buraya gelenlerden mi kaynaklanıyor? Daha havaalanında uçaktan inip de bir şehir planı satın aldığınızda, arka sayfada Kiev’de çalışan çok sayıda telekızın resimlerini ve telefon numaralarını görüyorsunuz.

– (Anna, başkan) Evet, bu konuda size katılıyorum. Ukraynalı erkeklerin yüzde 70’i, kadına nasıl yaklaşılacağını bilmeyen, kaba saba tipler. Türklerin bu konuda daha nazik oldukları ve kadına nasıl yaklaşılacağını daha iyi bildiklerini düşünüyorum. Fakat konu, ülkenin genel olarak fuhuş merkezi olarak görülüp görülmemesi yada böyle bir yere dönüp dönmemesi ile ilgili. Ayrıca, dediğiniz gibi, sadece şehir planları da değil, internet sitelerine varıncaya kadar her yerde bu konuda malzeme bulmak mümkün. Biz de zaten mücadelemizi yabancı karşıtı bir mücadele haline getirmiyoruz. Ukraynalı erkeklerin kadınlara uyguladıkları şiddet de bizim protestolarımızın hedefinde yer alıyor. Bu konuda yürüttüğümüz kampanyalardan biri, metro vagonlarında kadının tacizine son verilmesi amacıyla kadınlara özgü bir “pembe vagon” konması.Ukrayna’daki resmi ve gayrıresmi çevreleri de hedef alan çok sayıda eylem gerçekleştirdik. Mesela, Ukrayna Bakanlar Kurulu binasının önünde de bir eylem gerçekleştirerek, hükümetten, Ukrayna’nın seks turizmi merkezi olarak algılanmasına son verilmesini ve fuhuşu en aza indirecek önlemler alınmasını talep ettik. Ayrıca, pekçok bakanlığa, kendi alanlarına giren yönleriyle bu mücadeleye katılmaları çağrısında bulunduk. Ancak, başvuru yaptığımız makamlardan sadece Sağlık Bakanlığı bize yanıt verdi ve bu konunun kendi alanlarında olmadığını söyledi. Diğer yandan, siyasi çevrelerde yürüttüğümüz çabaların da etkisiyle, Ukrayna Parlamentosu’na, Yulya Timoşenko Bloğu  milletvekilleri tarafından bir yasa önergesi getirildi. Söz konusu önerge, fuhuşa karşı mücadele önlemlerini sıkılaştırıyor ve sadece fuhuşla uğraşan kişiyi yada onu pazarlayanı değil  hizmeti alanı da suçlu kabul ediyor ve bu suçu cezai yaptırıma bağlıyordu. Ancak, ne olduysa, bu önerge, bunu sunan milletvekilleri tarafıdan, “üzerinde daha yoğun çalışılması” gerekçesiyle geri çekildi ve gündemden kalktı. Ancak biz, mücadelemizi daha rahat sürdürebilecek imkanlara kavuşmaya devam ediyoruz ve bu mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

– (Nadya, Koreograf) Ukrayna’da bu işlerin en zor tarafı, eğitim sisteminin ve toplumun yozlaşmış olması. Ben 24 yaşımdayım ve şimdi lisede okuyan nesil ile aramdaki yetişme şartları farklarını çok net görebiliyorum. Şimdi lisede okuyan nesil, kliplerde gördüğü hayatı gerçek zannediyor ve ona ulaşmak için herşeyi yapmayı göze alabiliyor. Dahası, pek çok genç kız, kendisini pazarlayarak iyi yerlere gelebileceğini sanıyor. Aile sistemi çökmüş durumda. Anne yada baba, çocuğuna akşam vakti “al sana şu kadar para, ortalıktan kaybol” diyor ve çocuğunun nerelerde olduğuyla ilgilenmiyor. Oniki yaşında çocuklar, cinsel hayatla tanışıyorlar. Sadece yetişkinlerin girebildiği ve onlara hitap eden gece klüplerinde, 16-17 yaşında çok sayıda genç kızı buluyorsunuz. Bütün bunlar, karşı karşıya kaldığımız durumun ne kadar zor olduğunu gösteriyor.