Poroşenko’nun zor sınavı, Gönül Şamilkızı

6 Haziran 2014 Kapalı Yazar: admin

porosenkonun-zor-sinavi

Ukrayna’nın yeni Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko iki gün sonra – 7 Haziran’da ülke parlamentosunda – Yüksek Rada’da yemin edecek. Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Politikaları Departmanı Direktörü Yevgeni Perebiynis’in yaptığı açıklamaya göre, Poroşenko’nun yemin töreni için çok sayıda devlet ve hükümet başkanlarına davetiye gönderildi.

Şimdiye kadar yaklaşık 20 devlet ve hükümet başkanı törene katılacağını bildirdi. Bu sırada ABD Başkan Yardımcısı Jo Biden, Polonya Cumhurbaşkanı Bronislav Komorowski, Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaite, İsviçre Cumhurbaşkanı Didier Burkhalter, Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, AGİT Genel Sekreteri Lamberto Zannier de bulunuyor.

1401979638_2014-05-07t144540z334238658gm1ea571r0b01rtrmadp3ukraine-crisis-putin-referendum.jpg
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Poroşenko’nun yemin törenine katılmayacak, çünkü davet edilmedi. Rusya’yu törende Büyükelçi Mihail Zurabov temsil edecek. Ancak Putin ve Poroşenko, yemin töreninden önce bir araya gelebilir. Bu temas yarın Fransa’da – Normandiya Çıkarmasının 70.yıldönümü törenlerinde gerçekleşebilir. Hem Petro Poroşenko, hem Vladimir Putin söz konusu törenlere katılacak. Poroşenko, bu seyahat öncesinde Polonya’da yaptığı açıklamada, şimdilik programda Putin’le ikili görüşmenin olmadığını söyledi, ancak bu veya başka formatta görüşme gerçekleşebileceğini istisna etmedi. Putin ise Normandiya ziyareti sırasında Poroşenko da dahil, kimseden kaçmak niyetinde olmadığını, her kesle konuşacağını bildirdi. Bunun yanı sıra Putin, Poroşenko’nun eline henüz kan bulaşmadığını söyleyerek, yeni Cumhurbaşkanının “cezalandırıcı” operasyonları durdurarak, ülkenin güneydoğusuyla direkt diyalog başlatabileceğini vurguladı.

Çözüm planı çözüm olacak mı?

Poroşenko ise Polonya’da ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, yemin töreninden hemen sonra  ülkenin doğusundaki duruma ilişkin barışçıl çözüm planını açıklayacağını bildirdi: “Şu an planımızı AB devlet başkanları düzeyinde tartışıyoruz ve son toplantı da Normandiya’da olacak. 7 Haziran’da parlamentodaki konuşmam sırasında bu plan sunulacak. Gelecek birkaç günün Ukrayna’nın tarihi ve geleceği açısından çok önemli ve kritik olacağını düşünüyoruz”.  Poroşenko, yabancı gazetecilerin sorularına cevaben çözüm planının yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması, suç işlemeyen ayrılıkçılara af uygulanması ve yerel seçimler için şartların oluşturulması gibi maddeler içerdiğini bildirdi.

1401979676_1396157739poroshenko-petr-alekseevich.jpg
Aslında Poroşenko’nun bu açıklaması yeni değil. Cumhurbaşkanı, daha seçildiği gün düzenlediği basın toplantısında ayrılıkçı bölgelerin yetkilerinin arttırılabileceğine ilişkin vaatte bulunmuştu, ancak operasyonların da sürdürüleceğini söylemişti. Poroşenko, zafer heyecanıyla olsa gerek, antiterör operasyonlarının birkaç ay değil, birkaç saat içerisinde tamamlanması gerektiğini belirtmişti. Ancak 25 Mayıs’tan sonra gerçek (!) operasyonların başlatılmasına rağmen Donetsk ve Lugansk’daki durum “birkaç saat” açıklamasının zamansız olduğunu ortaya koyuyor. Zira bölgeyi bilen ve yakından takip eden bütün uzmanların ortak kanaati şu ki, operasyonların birkaç saat değil, birkaç hafta içerisinde bile tamamlanması mümkün değil.

Sorun siyasi irade değil

Hiç şüphesiz, Poroşenko seçimde kazandığı zaferle Ukrayna halkından doğuda operasyonlar için onay aldı. Ve hiç şüphesiz, Poroşenko, doğudaki ayrılıkçı faaliyetleri bitiren lider olarak tarihe geçmek ister. Zira bu, Ukrayna’nın en ağır döneminde göreve gelen “çikolata kralı”nı hem de ekonomik olarak çöküşün eşiğinde olan, siyasi çalkantıları atlatamayan, çok ciddi reformlara ihtiyaç duyan ülkede “kurban” olmaktan kurtarır. Veya kurtaramasa bile, en azından bir süre sonra müdahale-işgal-savaş şokunu atlatıp yeniden ekonomik sorunlarını hatırlayacak olan Ukrayna toplumunun tepkisinin Poroşenko’ya değil, Yatsenyuk hükümetine yönelmesini sağlar.

1401979822_3-pic4zoom-1000x1000-61094.jpg
Özetle, sorun siyasi irade sorunu değil. Ukrayna’nın doğusunun kısa sürede istikrara kavuşmasını engelleyecek çok faktör var. Birinci ve en önemli faktör hiç kuşkusuz, Rusya. Rusya istemeden Ukrayna’nın güneydoğusundaki ayrılıkçı faaliyetler bitmez ve şimdilik Rusya’nın bunu istediğine ilişkin ciddi emareler yok.  Moskova, her ne kadar mayıs başından itibaren resmi retoriğini değişmiş, Kiev’deki yeni yönetimle konuşmaya hazır olduğunu bildirmiş ve ayrılıkçıların sözde “cumhuriyetlerini” tanımamış olsa dahi, bunu Ukrayna’daki istikrarsızlığı sona erdirmek için değil de, kendisini Batının yeni yaptırımlarından sigortalamak için yaptığı süreci takip eden kimsede kuşku doğurmuyor. Moskova’nın diyalog mesajlarına paralel olarak Donetsk ve Lugansk’da Ukrayna ordusuyla savaşan Rusya vatandaşlarının sayısının artması ve ayrılıkçıların operasyonel gücünün tamamen Rusya vatandaşlarının kontrolüne geçmesi de bu görüşü destekliyor.

1401980290_1122046original.png
Rusya’nın tutumu, Ukrayna’nın istikrara kavuşmasını engelleyen en önemli faktör elbette, ancak tek faktör değil.  Batı’nın destek vaatlerinin sözde kalması, Ukrayna’nın stratejik tercih yapmaya teşvik edilip sonra dağılmanın eşiğine gelecek kadar yalnız bırakılması da çok-çok önemli bir etken. Ancak bu iki önemli dış faktörün yanı sıra Poroşenko’nun elini-kolunu bağlayan bir dizi de yabana atılmayacak iç faktör var.

Ukrayna güvenlik güçlerinin durumu vahim

Bunlardan birincisi Ukrayna güvenlik güçlerinin durumu. Ukrayna askerlerinin iyi silahlanmış, çekirdeğini Rusya ve Ukrayna ordularında hizmet geçmiş profesyonellerin oluşturduğu ayrılıkçılarla savaş için ne yeteri kadar silahı, ne yeteri kadar tecrübesi, ne yeteri kadar parası, ne de yeteri kadar motivasyonu var.

Bağımsızlık yıllarında, özellikle de Yanukoviç döneminde ordu tamamen dağılmanın eşiğine gelmiş durumda.  Silahı bırakın, askerlerin yiyecek ve giyecek ihtiyaçları bile karşılanamıyor.  Genç askerler, ordunun temin edemediği ihtiyaçlarını ailelerinden istiyor. Askerlere aylık yaklaşık 500-1000 grivna – yani 40-80 dolar gibi komik bir para ödeniyor. Bu nedenle ordudaki rüşvetin önüne geçilemiyor. Öte yandan, Ukrayna ordusu, savaş deneyimi olmayan bir ordu. Askerlerin bir kısmı sadece olarak savaşmak istemiyor.  Gerçi son dönemde Rusya’nın müdahalesi nedeniyle yükselen vatanseverlik dalgası orduya da sıçramış, ancak vatanseverlik, aç, deneyimsiz ve silahsız askerin iyi donanımlı, profesyonel ve acımasız düşmana karşı etkili mücadelesi için yeterli değil.

1401979912_ukrainian-military-exercises-pixanews-1.jpg
Ukrayna polisinde durum daha da kötü. Daha önce de defalarca vurgulandığı gibi, polisin başındaki isimler değişmiş olabilir, ancak aşağılarda değişen bir şey yok. Birincisi, bu polislerin büyük bir kısmı daha 4-5 ay öncesine kadar şimdi iktidarda olan güçlerle karşı-karşıya olan insanlar. Ukrayna’nın doğusu – polisiyle, güvenlik güçleriyle birlikte her zaman Rusya istihbaratının ve siyasetinin etkisi altında olan bir bölge ve bu, çok ciddi bir faktör olarak kendini gösteriyor.

İkincisi, polis sisteminde aynı rüşvet, yolsuzluk mekanizması devam ediyor. Bu da Ukrayna polisinin güneydoğuda çok aktif olan Rusya istihbaratı (ve Bölgeler Partisinin devrilmeyi içine sindiremeyen, Kremlin’e yakın temsilcileri) tarafından satın alınmasını kolaylaştırıyor.  Ukrayna’nın güneydoğusunda polisin hiçbir olaya müdahil olmaması, hatta çoğu zaman Rusya yanlısı ayrılıkçılara açık-gizli destek vermesi operasyonların başarısını engelleyen en önemli etkenlerden birisi. Bu polislerin tamamının “temizlenmesi” ve tamamen yeni bir polis sisteminin oluşturulması ise en azından yakın zamanda gerçekçi görünmüyor.

1401980042_1817754original.jpg
Ukrayna Güvenlik Servisi de polisten farklı değil. Donetsk ve Lugansk’ın çeşitli kentlerinde Güvenlik Servisi binalarının her yerden önce ve hiçbir direniş olmadan ayrılıkçılara teslim edilmesi buz dağının sadece görünen kısmı.

Ukrayna’nın güneydoğusundaki operasyonlar büyük ölçüde gönüllülerden oluşan Ulusal Muhafız Alayı ve Dnepropetrovsk Valisi İgor Kolomoyskiy gibi oligarklar tarafından finanse edilen gönüllü taburlar tarafından yürütülüyor. Ancak onların da iyi donanımlı ayrılıkçılarla savaşmak için profesyonelliği ve silahı yeterli değil.

En büyük risk  “canlı kalkan”lar

Öte yandan, her ne kadar Rusya’nın desteği ile başlatılsa ve yönetilse dahi, Donetsk ve Lugansk’daki ayrılıkçı harekatın bölgede belli bir desteği var. Elbette, silahlı ve acımasız insanların kontrolünde bulunan bölgede bu desteğin gerçek kapsamıyla ilgili değerlendirme yapmak kolay değil, sadece gördüklerimize dayanarak ayrılıkçılara halk desteğinin çok ciddi olmadığını söylemek de mümkün. Ancak Kremlin propagandasının etkisi altında olan, Ukrayna’nın yeni yönetimi ile arasında “organik” siyasi-sosyolojik-kültürel bağ bulunmayan, çeşitli beklentilerle veya intikam duygusuyla ayrılıkçılara “canlı kalkan“ olmayı tercih eden bir kitlenin olduğu bir gerçek.  Bu kitle silahlı değil, ama Ukrayna’nın yürüttüğü operasyonların başarıya ulaşmasının karşısındaki en ciddi engel. Hatta Rus-Çeçen-Abhaz-Osetin ve Donetsk silahlılarından oluşan gruplardan bile daha ciddi bir risk. Çünkü bu insanlar Ukrayna vatandaşları. Silahların konuştuğu ortamda  ise maalesef, “silahlı-silahsız”, “sivil-gayri-sivil” ayrımı yapılamıyor ve Ukrayna yönetimi hem de bu nedenle operasyonlarda kararlı davranamıyor.  Her ne kadar son günlerde ciddi şekil alsa dahi, halen Ukrayna güvenlik güçlerinin operasyonları çoğunlukla ayrılıkçıların saldırılarına cevap niteliği taşıyor.

1401980156_85491-1.jpg
Kontrol “yerli” ayrılıkçılarda değil

Ayrıca, 25 Mayıs’tan sonra sadece Ukrayna devletinin değil, bölgedeki ayrılıkçıların faaliyetlerinin de yeni bir aşamaya geçtiğinin altını çizmek gerekiyor. Her kes bölgede propaganda savaşının yerini gerçek savaşın aldığının farkında. Ukrayna hükümeti operasyon görüntüsü-propagandasıyla hem toprağını, hem itibarını kaybettiğini görüyor. Rusya ve Rusya destekli ayrılıkçılar ise “faşist Kiev cuntası”, “faşist Sağ Sektör” propagandasının bölge halkını birkaç hafta önceki kadar etkilemediğini çok iyi anlıyor. Donetsk sokaklarında sağa-sola ateş etmeyi, Rusya’dan gelen silahlıların bir fabrikayı “ulusallaştırmak” adı altında yağmalamasını, “bize katılın” diye insanları tehdit etmeyi “Sağ Sektör faşizmi” ile perdelemek o kadar kolay değil.  Birkaç hafta öncesine kadar “bağımsızlık” histerisine kapılan insanları bile artık “Sağ Sektör faşizmi” propagandasıyla sokağa çıkarmak çok zor.  Hele de Rusya’nın sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti’ni görmezden gelmesinden sonra…

1401980242_.jpg
Bu nedenle ayrılıkçılar artık işin daha tehlikeli aşamasına – propagandadan savaşa geçmiş durumdalar. Ayrıca, yazının başında da vurgulamıştık – Donetsk’de artık kontrol tamamen Rusya’dan gelen silahlılarda. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ertesi günü Donetsk Valiliği yerli ayrılıkçılardan tamamen “temizlendi”.  Denis Puşilin’in başını çektiği “yerliler” binadan çıkartıldı, onların yerini Boroday’ın grubu – yani Çeçenler ve Rusya’dan gelen diğer gruplar aldı. Çünkü Rusya’dan gelenlere göre, “yerliler” Rusya’nın sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti’ni tanımama yönündeki ilan edilmeyen kararından sonra çok “yumuşak” davranıyorlardı ve her olasılığa karşı Kiev’le anlaşmak için bir “el yeri” bırakmak istiyorlardı. Rusya’dan gelenler için ise bu, kabul edilemezdi – çünkü Ukrayna’nın güneydoğusundaki ayrılıkçı faaliyetlerin amacı bağımsızlık veya Rusya’ya bağlanmak değil, Kiev’in stratejik tercihinden taviz vermesini sağlamak.

AB ile ortaklık anlaşmasında sona doğru. Mu?

Ukrayna şimdilik bu tavizi vermek niyetinde değil. Cumhurbaşkanı Poroşenko’nun basın merkezinden bugün yapılan açıklamada Ukrayna’nın AB ile ortaklık anlaşmasının ekonomi kısmını bir an önce imzalamaya hazır olduğu bildirildi: “Biz Maydan’da Avrupa’ya entegrasyonu savunduk. Bu nedenle de ben ortaklık anlaşmasının ekonomi kısmını yemin töreninden hemen sonra imzalamaya hazırım”. Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy ise anlaşmanın 27 Haziran’dan geç olmamak kaydıyla imzalanacağını söyledi. Daha önce Amerikan basını Poroşenko’nun anlaşmanın imzalanmasının ertelenmesini rica ettiğini yazmıştı. Ancak Poroşenko bu iddiayı yalanladı ve beklemeye gerek görmeden anlaşmayı imzalamaya hazır olduğunu bildirdi.

Peki bu anlaşmayı imzalamakla Poroşenko’yu bekleyen zorluklar bitecek mi? Elbette hayır. Çünkü Ukrayna’nın yeni Cumhurbaşkanının çözmesi gereken sorunlar sadece Rusya ile, doğudaki ayrılıkçılıkla ve ekonomiyle de sınırlı değil. Ukrayna’nın mevcut siyasi sistemi de her an yeni bir krizin çıkması için müsait. Siyasi sistemdeki en önemli sorun kaynağı ise mevcut parlamento…

Gönül Şamilkızı
http://www.trtturk.com/haber/porosenkonun-zor-sinavi.html