‘Mayın tarlasında’ satranç, Gönül Şamilkızı

7 Haziran 2014 Kapalı Yazar: admin

mayin-tarlasinda-satranc-gonul-samilkizi

Petro Poroşenko, Ukrayna’nın çağdaş tarihinin en ağır döneminde Cumhurbaşkanı görevine seçildi.  Çevresi “mayınlarla” dolu bir oldukça dar bir alanda minimum hatayla ciddi manevralar yapması gereken ünlü oligark-politikacıyı bekleyen zorlu görevler sadece toprak bütünlüğü ile sınırlı değil. Ülkenin stratejik tercihinden komşularla, özellikle Rusya ile ilişkilerine, ekonomiden siyasete, ordudan polise her alanda çok ciddi, hatta radikal reformlar gerçekleştirmek gerekiyor. Paralel olarak hem her an sokağa çıkmaya hazır bekleyen Ukrayna halkının tepkisini çekmemek, hem ülke siyasetinde ve ekonomisinde (dolayısıyla ülkenin tercihlerinde de) etkin role sahip olan güçlerle dengeleri gözetmek  de en az bu reformların kendisi kadar önemli…

Parlamento feshedilecek mi?

Ülkenin doğusundaki kritik durumu dikkate almazsak, Ukrayna siyasi gündeminin en önemli siyasi sorusu ve sorunu bu. Poroşenko, gerek seçim kampanyasında, gerekse de Cumhurbaşkanı seçiminin ardından yaptığı ilk açıklamalarda parlamentonun feshedileceğini ve erken parlamento seçimlerinin yapılacağını vaat etti. Yeni Cumhurbaşkanının bu vaadi, Yanukoviç’in devrilmesinden sonra ülkede ciddi değişiklik olmamasından rahatsızlık duyan ve parlamentonun feshini talep eden meydandaki insanları ve onları destekleyen milyonlarca seçmeni memnun etme amacı mı taşıyordu, yoksa gerçekten siyasi sistemi tamamen değişme isteğinin mi ifadesiydi – şimdilik söylemek zor. Zor, çünkü Poroşenko, seçimden sonraki günlerde parlamento konusuna çok fazla değinmemeye dikkat ediyor. Cumhurbaşkanının yakın çevresi bunu ülkenin doğusundaki durumla açıklıyor – “şimdi parlamento değişme  zamanı değil, ülke savaş tehdidiyle karşı-karşıya”. Ancak sorun şu ki, mevcut parlamento da hem yapısı itibari ile, hem de toplumun güvenine sahip olmaması açısından ülkede yeni bir krizi tetikliyor.

Ukraynalı uzmanlara göre, Poroşenko’nun da dahil olduğu “turuncu koalisyon”un dağılmasının en önemli nedenlerinden birisi 2005 senesinde dönemin Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’nun siyasetçi gibi değil, centilmen gibi davranarak Yuliya Timoşenko’yu Başbakan ataması ve erken genel seçim ilan etme kararlılığı sergilememesiydi. Ukraynalı gazeteci Mustafa Nayyem’in yazdığı gibi, “Yuşçenko bu kararsızlığıyla parlamentodaki çatışmaların esirine çevrildi ve sonra da parlamentodaki çeşitli oligarşi klanları arasındaki perde arkası anlaşmaların içerisinde boğuldu”.

1402062697_verhovnaja-pic668-668x444-748.jpg

“Turuncu” hayal kırıklığı yaşayan analistler Poroşenko’yu aynı hataya düşmemesi için uyarıyorlar. Çünkü parlamentonun mevcut durumunda siyasi ve ekonomik grupların Poroşenko’nun sistemi değişmesine fırsat vermeyeceği çok açık. Cumhurbaşkanının her adımda eski sistemden kalma gruplarla anlaşması, taviz vermesi gerekecek ve bu da hem ülkenin bulunduğu krizden çıkmasını engelleyecek, hem de Poroşenko’nun meydan harekatıyla tavan yapan reytinginin aynen Yuşçenko gibi dibe vurmasına neden olacak. Ve üstelik, bu reyting düşüşünün Yuşçenko dönemindekinden daha hızlı olma tehlikesi de var – Ukrayna toplumu şimdi eskisinden çok daha hassas ve siyasilere açtığı kredi limiti şimdi eskisinden çok daha düşük. Bağımsızlık Meydanındaki insanlara göre, 120 insanın hayatını kaybetmesinin sorumlularının büyük bir kısmı mevcut parlamentoda oturuyor ve yeni yönetim bu parlamentoyu feshetmedikçe onların sorumluluğunu paylaşıyor. Dolayısıyla, Poroşenko için risk sadece parlamentonun içinde değil, hem de dışında…

Parlamento eski, şekil yeni

Yanukoviç’in devrilmesinin ardından parlamentoda sayı ve isim itibari ile bir değişiklik yaşanmadı, ancak gruplar yeniden şekillendi. Şimdi parlamentodaki çoğunluğun adı Bölgeler Partisi değil, “Avrupa tercihi koalisyonu”. “Ukrainskaya Pravda” gazetesinin açıkladığı listeye göre, “Avrupa tercihi koalisyonu” 257 milletvekilinden oluşuyor.  Koalisyonda Batkivşina (93), UDAR (40) ve Svoboda (38) partilerinin milletvekilleri, parlamentodaki   “Ekonomik Kalkınma” (37) ve  “Egemen Avrupa Ukrayna’sı” (34) gruplarının üyeleri ve hiçbir gruba dahil olmayan yaklaşık 15 milletvekili temsil olunuyor.

1402062774_13867.jpg
Ancak daha detaylı inceleme yapıldığında bu koalisyondaki Bölgeler Partisi milletvekillerinin sayı itibarile sadece Batkivşina grubundan geri kaldığını görmek mümkün.  Milletvekili Vitali Homutınnik başkanlığındaki Ekonomik Kalkınma grubunun 37 üyesinden 33’ü, İgor Yeremeyev başkanlığındaki “Egemen Avrupa Ukrayna’sı” grubunun ise 34 üyesinden 23’ü eski Bölgeler Partisi grubuna dahil olan isimler. Bunun yanı sıra hiçbir gruba dahil olmayan 15 milletvekilinden 9’u da eski Yanukoviç ekibinden. Yani mevcut koalisyonun dörtte biri (62)  Bölgeler Partisi grubunun eski üyeleri. Ve bu “bölgeseller”in büyük kısmı ülkenin bu hale gelmesinde önemli rol oynayan yasaların kabulünde kilit rol oynamış isimler. 2012’de parlamentoda kabul edilen ve ülkede gerilime neden olan dil kanununun, 16 Ocak’ta kabul edilen ve Gruşevsk sokağındaki kanlı çatışmalarla, ölümlerle sonuçlanan torba kanunun hazırlanmasında ve kabulünde bu isimlerin imzası bulunuyor.

“Rus grubu”

Şekil değiştirerek siyasi yaşamını sürdürmeye çalışan Bölgeler Partisi milletvekillerinin bir kısmı çoğunluk içerisinde “saklanmayı” tercih ederken, başka bir kısmı da açık şekilde Rusya’ya bağlı grup oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde Bölgeler Partisinin parlamento grubunu terk eden 19 milletvekili henüz resmi adı olmayan yeni bir grup oluşturdu. Sayısı yeterli olmadığı için resmi grup statüsü taşımayan “Barış ve istikrar” grubuna Bölgesel Partisi üyeleri kendi aralarında “Rus grubu” veya “Rusların grubu” diyor.

Grubun başını ocak-şubat aylarında Kiev’de kanlı olaylarla sonuçlanan düzenlemelerin en ateşli savunucularından olan ve Yanukoviç’in kaçışının hemen ardından Bölgeler Partisi grubundan ayrılarak Meydanın sahnesinde “suçluların cezalandırılmasını” talep eden Vitali Gruşevski, Vladimir Oleynik ve Vladislav Lukyanov gibi radikal “bölgeseller” çekiyor. Bu grubun arkasında ise Ukrayna’da şu an aranan ve Rusya’da saklanan Yanukoviç iktidarının kilit isimlerinin – oligark Sergey Kurçenko, eski Başbakan Yardımcısı Sergey Arbuzov ve eski Vergi Bakanı Aleksandr Klimenko’nun durduğu bildiriliyor. “Proje”nin gerçek sahibinin ise eski Rusya Devlet Başkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı, Kremlin’in “Ukrayna sorumlusu” Vladislav Surkov olduğu ifade ediliyor.

1402062872_9482983.jpg
Ukrayna basınının yazdığına göre, bazı “bölgeseller” gayri-resmi gruba dahil olmak için kendilerine bir defaya mahsus 375 bin dolar ve aylık 250 bin dolar para vaat edildiğini itiraf ediyorlar. Bu grubun “Ekonomik kalkınma” ve “Egemen Avrupa Ukrayna’sı” gruplarıyla rekabet için oluşturulduğu da iddialar arasında. Bazı iddialar ise bunun tersi yönünde – “bölgeseller” parlamentodaki bütün gruplarda yer alarak varlıklarını sürdürmek istiyorlar.

Parlamentonun feshini istemeyenler

Parlamentonun feshine karşı olanlar sırasında birincilik hiç kuşkusuz, “bölgeseller”de. Yanukoviç’in kaçışının ve cumhurbaşkanlığı seçiminde Bölgeler Partisi’nin eski ve mevcut üyesi olan adayların başarısızlığının ardından bu grubun parlamentoda ve siyasette etkisini geri getirmesi mümkün değil. Parlamentonun feshi ve erken seçimlerin yapılması Bölgesel Partisinin tamamen sahneden silinmesi anlamına geliyor.

Kapatılma tehlikesi ile karşı-karşıya olan Komünist Partisinin de parlamentonun feshini istemediği çok açık. Çünkü özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesini ve doğudaki ayrılıkçılığı desteklemesinin ardından Komünist Partisinin Ukrayna siyasetinde tutunabilmesi artık çok zor. Buna ek olarak, parlamentonun feshinin ardından komünist vekilleri bir de hapis tehlikesi bekliyor. O nedenle komünistler en az 2017 senesine kadar parlamento duvarları arasında dokunulmazlık kılıfına sığınmaktan yana. Paralel olarak siyasi sahnede kalabilmek için Sosyalist Partisi ile birleşme görüşmelerini de sürdürüyorlar…

Çoğunluğu eski “bölgeseller”den oluşan Homutınnik ve Yeremeyev’in gruplarının da erken parlamento seçimlerinin yapılmasını istemedikleri biliniyor.  Bu gruplar büyük olasılıkla, varlıklarını korumak ve sorumluluktan kurtulmak için  Cumhurbaşkanı Poroşenko ve ekibi ile anlaşmayı deneyecekler.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ciddi hezimet yaşayan Oleg Tyagnibok başkanlığındaki Svoboda Partisinin de parlamentonun feshini istediğini söylemek çok zor.

Parlamentonun kaderi Timoşenko’nun elinde mi?

Özetle, Ukrayna parlamentosunda çoğunluk erken seçimlere karşı. Parlamentonun kaderi ise böyle söylemek mümkünse, Vitali Kliçko liderliğindeki UDAR, ondan da daha çok Timoşenko liderliğindeki Batkivşina grubunun elinde. Batkivşina bugün parlamentoda oluşan çoğunluktan – “Avrupa tercihi koalisyonu”ndan ayrılır ve parlamentonun feshini talep ederse, sorun çözülmüş olacak. Ancak Batkivşina şimdilik sessiz. Timoşenko seçim öncesi yaptığı açıklamalarda parlamentonun feshedilmesinden ve erken genel seçimlerin yapılmasından yana olduğunu söylüyordu, ama cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından bu konuda sessizliğini koruyor.

1402063024_2014-02-25timoshenko.jpg
Hiç şüphesiz, Ancak Ukrayna siyasetinin en hırslı isimlerinden olan Yuliya Timoşenko ülkedeki siyasi sistemdeki pozisyonunu korumak için elinden geleni yapacak. Ancak soru şu: Timoşenko, pozisyonunu korumak için Poroşenko ile anlaşmayı mı seçecek, Poroşenko’ya karşı anlaşmayı mı? Mevcut parlamentonun kalmasını kurtuluş olarak gören “bölgeseller” ve diğer güçlerle ittifak kurarak henüz güçlü bir ekibi olmayan Cumhurbaşkanının çalışmalarını bloke etmeyi mi tercih edecek (aynen Yuşçenko’ya yaptığı gibi), yoksa, seçimlerde hayal kırıklığına uğrayan milliyetçi güçleri etrafına toplayıp yeni bir blok oluşturarak erken genel seçimlerin yapılmasının yolunu açmayı mı? İkinci yol hem Ukrayna’da yeni bir krizin önlenmesi, hem de Timoşenko’nun kendisinin ve partisinin rehabilitasyonu açısından daha umut verici. Ancak Timoşenko’nun parlamentodaki mevcut pozisyonunu ve hırslı kişiliğini dikkate alacak olursak, bu olasılık düşük görünüyor. Çünkü Batkivşina şimdilik Bakanlar Kurulunu kontrol ediyor. Hem Başbakan, hem parlamento başkanı Batkivşina temsilcisi. Bazı önemli bölgelerin valileri yine Timoşenko’ya yakın. Örneğin, 25 Mayıs’ta stratejik liman kenti Odessa’da yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde  Timoşenko’nun Bölgeler Partisi ile ittifaka giderek Poroşenko’ya yakın adayın kazanmasını engellediği ve “bölgeseller”in adayının kazanmasını sağladığı bildiriliyor. Dolayısıyla, şimdiki parlamentonun kalması durumunda Timoşenko istediği anda yeni Cumhurbaşkanının elini-kolunu bağlayabilir.

Poroşenko parlamentoyu feshetmek zorunda

Dolayısıyla, sadece meydandaki halkın baskısı değil, parlamentoda ve ülke siyasetinde oluşan yeni ittifaklar da Poroşenko’nun parlamentoyu feshetmesini zorunlu kılıyor. Ukrayna Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı üç durumda parlamentoyu feshedebilir. Bunlardan birincisi, hükümetin istifasının ardından 16 gün içerisinde yeni Bakanlar Kurulunun oluşmaması durumu – şu an böyle bir durum yok. İkincisi, parlamentonun 30 gün içerisinde çalışmalarını başlatamaması durumu – mevcut “çoğunluğun” buna fırsat vermemek için çaba göstereceği çok açık. Üçüncü şart ise parlamentoda bir ay boyunca çoğunluk koalisyonunun olmaması – bu da çok zor görünüyor.

1402063114_petro-poroshenko2866795b.jpg
Yani Cumhurbaşkanının parlamentoyu feshedebilmesi için Anayasa’nın gerektirdiği taleplerin hiç birisi mevcut değil. Tek şans Poroşenko’nun bu şartlardan birini – çoğunluk koalisyonunun dağılmasını sağlamak olabilir. Bunun için en az 31 milletvekilinin “Avrupa tercihi koalisyonu”ndan ayrılması gerekiyor. Yani teorik olarak mümkün – Poroşenko’nun müttefiki Kliçko başkanlığındaki UDAR Partisinin 40 milletvekili bulunuyor. UDAR milletvekillerinin çoğunluk koalisyonundan ayrılması teorik olarak Poroşenko için gereken şartın oluşmasını sağlıyor. Ancak sadece teorik olarak. Pratik olaraksa UDAR’ın tek başına koalisyondan çıkması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Çünkü bu durumda onların yerini tutmaya hazır olan yeteri kadar insan var. Parlamentoda şu an sıraları Bölgeler Partisinden ayrılanların hesabına genişleyen en az 70 “bağımsız” milletvekili bulunuyor. UDAR’ın çoğunluk koalisyonundan ayrılması durumunda 40 yeri bu vekiller doldurabilir.

Elbette, Poroşenko’nun çoğunluk koalisyonundaki diğer gruplarla, örneğin eski Bölgeler Partisi grubu üyeleriyle uzlaşma şansı da var.  Halktan daha yeni onay almış bir Cumhurbaşkanıyla bir takım siyasi garantiler karşılığında işbirliği yapmak isteyen yeteri sayıda milletvekili bulmak mümkün. Ancak bu türden bir uzlaşma için Poroşenko’nun Bağımsızlık Meydanındaki insanların ciddi tepkisini ve reyting kaybını göze alması gerekiyor.

Özetlemek gerekirse, Ukrayna parlamentosunun, hatta Ukrayna siyasetinin kaderi yine Poroşenko ile Timoşenko’nun elinde. 2005 senesinde “Turuncu koalisyon”un dağılması süreci Poroşenko ile Timoşenko arasındaki düşmanlığa varan anlaşmazlıklarla başlamıştı. Kaderin cilvesi her halde, Ukrayna siyasetinin bu ağır döneminin  sorumluluğu yine bu iki ismin üzerine düşüyor. Ve onlar yine anlaşamazlarsa, yeni bir siyasi kriz kapıda demektir…

Gönül Şamilkızı – TRT Türk 
http://www.trtturk.com/haber/mayin-tarlasinda-satranc.html