Kırım’daki Dostlarımızla Beraber

16 Haziran 2008 0 Yazar: admin

Salı günü, ikinci temsilciliğimizle ilgili çalışmalar için Kırım’a gittiğimde Aluşta’ya gelir gelmez akşam 6-9 arası, Karadeniz’de balık tutulan bir takaya sekiz on Ukraynalıyla beraber bindim. Kıyıdan 200 metre kadar açıkta başladık oltaları atmaya… ama bizleri birleştiren bu Karadeniz ne bereketli denizmiş ki, oltayı atar atmaz üç beş istavrit kancalara takılıyor, sonra da kaptan Vova, bunları hemen hiç temizlemeden pişirip önümüze koyuyordu.

 

Çarşamba sabahı Simferopol’e geldiğimde eski dostlarım Sultan Bisküvi’nin sahibi Ersun Bey, bizim lokumcu Yusuf ve ortağı, elektronikçi Cengiz Bey biraraya geldik. Akşam da, Saim Bey’in restoranında Türkiye – İsviçre maçını seyretmek üzere sözleştik.

 

Akşam saatlerinde, tesadüfen öğrendiğim International School’daki mangal partisinin davetsiz misafiri oldum. On dakika için uğramışken, bir taraftan, ne kadar yemem etmem desem de on mantar ve büyük bir parça eti mideye indiriverdim, bir taraftan da, başta okul sorumlusu Sait Hoca 5-10 arkadaşla kısa bir sohbetle ne kadar güzel dostluklar kurulduğunu gözledim ve daha fazla geç kalmamak için Sofra Restaurant’a, Saim Bey’in yerine gittim. Ersun, Cengiz, Saim, Yusuf ve ortağı hem maçı seyrettik hem de güzel yemeklerimizi yiyerek sohbet ettik. Yemekte özellikle Cengiz Bey’in pekçok sorusunu yanıtlarken epey terledim. Bu arada maçı 2-1 almıştık, şunu gördüm ki biz çılgın Türkler istersek çok güzel işler becerebiliriz, yeter ki birbirimizi sevelim…