Kırım: Ukrayna ile karanlık arasında, Gönül Şamilkızı

6 Ocak 2016 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

1412416_10202526536835849_1016896866_o
Yaklaşık 2 sene önce – Rusya’nın Kırım’a girmesinden iki hafta sonra tekbaşına yarımadanın işgalinin Moskova için ekonomik-siyasi yükten başka bir şey olmayacağını yazmıştım…

Takdir edersiniz ki, o dönem için böyle bir iddiada bulunmak bir hayli zordu. Zira Kremlin’in Kırım propagandasının en yoğun döneminin içinde bulunuyorduk. Moskova, “çiçeklenen”, ekonomik olarak ayrıcalıklı, turizm cenneti haline gelecek bir Kırım vadediyordu.

Yarımadanın en önemli direniş gücü olan Kırım Tatarlarına hayatları boyunca uğruna mücadele verdikleri, ama alamadıkları hakları vereceğini iddia ediyordu.
Ve ne yazık kı, bu propagandaya inananların sayısı çoktu. Kırım Tatarlarını ““koskoca Rusya devleti”nin kazanımlarından yararlanmayı neden reddediyorsunuz” diye eleştirenlerin de…

Kırım’ın işgalinden yaklaşık iki yıl geçiyor ve sanırım artık “cennet Kırım” illüzyonunun nasıl darmadağın olduğuna ilişkin bazı özetlere ihtiyaç var.
Ele alınacak konu çok, ama ilk yazıda güncel olandan – elektrik konusundan başlamanın daha doğru olacağını düşünüyorum…

KIRIM’IN ELEKTRİK İHTİYACI
Kırım ve Sivastopol’ün (Akyar) günlük elektrik tüketimi normal zamanlarda 900 ila 1100 megawatt arasında değişiyor. Soğuk kış aylarında bu talep 1350 megawatta kadar çıkabiliyor.

Ukrayna’dan Kırım’a normal zamanlarda iletilen elektrik enerjisi miktarı 880-900 megawatt arasında değişiyor.

Resmi rakamlara göre, Kırım’ın rüzgar ve güneş santralleri de dahil, yerel elektrik santralleri günlük 180 megawatta kadar elektrik üretebiliyor. Rusya’nın işgalden sonra yarımadaya getirdiği mobil gaz türbinli elektrik santrallerinin ise 239 megawatta kadar elektrik ürettiği bildiriliyor. Kırım yöneticileri, bu santrallerin çalışabilmesi için 25-28 günlük gaz rezervinin olduğunu iddia ediyor.

Rusya’dan yapılan popülist açıklamalara rağmen Rostov nükleer santralinden Kırım’a elektrik sağlayacak “enerji köprüsü” tam kapsamlı faaliyete başlamadığı sürece Ukrayna’dan elektrik almadan yarımadanın ihtiyacını sağlamanın imkanı yok. Bu köprünün ise ancak 2018’de tam kapsamlı faaliyete geçeceği bekleniyor.

Putin, Kırım’ın Ukrayna’dan gelen elektriğe ihtiyacı olmadığını sergilemek için 2 Aralık’ta bir popülist adım daha atarak Kerç boğazının dibinden geçen elektrik iletim hattının ilk kolunun açılışını bizzat yaptı. Sözde bu hattın Kırım’a 200 megawatt elektrik iletmesi gerekiyordu. Ancak en az iki hafta televizyonlardan yürütülen propagandaya rağmen Kuban’dan gelen elektrik Kırım’daki durumu etkilemedi. Çünkü bu elektrik ancak Kerç ve Feodosiya’nın ihtiyacını karşılamaya yetiyordu. Ancak bu bile gerçekleşmedi. Putin’in açtığı elektrik hattı sadece 3 gün dayanabildi. 5 Aralık’ta o hat, aşırı yüklenme nedeniyle yandı ve ardından elektrik iletimi günlük 89 megawatt’a düştü…

İLK ABLUKA

Kremlin propagandasına karşı hangi yöntemlerle mücadele etmek gerektiğini en iyi bilen isimlerden Mustafa Kırımoğlu, – Kırım Tatar Milli Meclisi Eski Başkanı – daha işgalin ilk günlerinden itibaren Kiev’den ve yasadışı işgali tanımayan herkesten yarımadaya karşı sert abluka uygulanmasını istiyordu. Ancak Ukrayna (tabi diğer ülkeler de) gerek siyasi, gerekse de ekonomik argümanlarla uzun süre Kırımoğlu’nun bu önerisini görmezden geldi. Yalnız geçtiğimiz eylül ayında Kırım Tatarlarının başlattığı ve Sağ Sektör aktivistlerinin de destek verdiği gıda ablukası, Kiev’i konuya temas etmek zorunda bıraktı.
Kırım’ın ekonomik olarak Ukrayna’ya bağımlılığının ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seren ilk ciddi olay ise 22 Kasım gecesi yaşandı.

20 Kasım’da Herson’da Kırım’a da elektrik enerjisi sağlayan dört elektrik iletim hattından ikisi patladı. 22 Kasım gecesi ise diğer iki iletim hattının da devreden çıkmasıyla birlikte Kırım yarımadası karanlığa gömüldü. Ardından Kırımlı aktivistler yıkılan iletim hatlarının olduğu bölgeyi abluka altına alarak, yarımadaya elektrik akımı gönderilmesine engel oldu.
Kiev ile Moskova ve Kiev ile Kırım Tatar Milli Meclisi yönetimi arasındaki görüşmelerin ardından 7 Aralık’ta Kırım yarımadasına sınırlı ölçüde elektrik verilmesi konusunda uzlaşma sağlandı.

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Herson bölgesinde tamiratı yapılan 4 elektrik iletim hattının sadece birinden akıma izin verileceğini duyurdu. Çubarov, bu hattın maksimum 200-250 megawatt elektrik akımı taşıdığını, bunun da Kırım’daki sosyal tesislerin ihtiyacını karşılamak için yeterli olduğunu vurguladı.

8 Aralık’ta Kahovskaya-Titan elektrik iletim hattıyla Kırım’a elektrik verilmesine başlandı.

KIRIM TATARLARININ ŞARTI

Elektrik iletiminin tam kapsamlı olarak yeniden başlatılması için ise Kırım Tatarlarının bir şartı vardı. 1 Ocak 2016 itibarile yenilenmesi gereken elektrik sözleşmesinde Kırım’ın Ukrayna toprağı olduğunun belirtilmesi gerekiyordu…

Ukrayna, şimdiye kadar Kırım’a elektriği eski anlaşmayla satıyordu.
Yarımadanın işgalinin ardından Ukrayna’da Kırım’a verilen elektriğin kesilmesi talebi defalarca gündeme gelmiş, ancak hükümet düzeyinde ele alınmamıştı. İşgale rağmen Kiev, Kırım’da yaşayan insanları kendi vatandaşı olarak görüyordu ve hukuki gerçekle (işgal gerçeği) insani gerçek arasında sıkışıp kalmıştı.
Öte yandan, işgale rağmen Kırım’daki ticari çıkarlarını sürdüren Ukraynalı oligarklar da Kiev’in kamuoyunun talep ettiği kararlı abluka taleplerine mesafeli durmasında etkili oluyordu. Ayrıca, ekonomik kriz yaşayan Ukrayna’nın Kırım’a sattığı pahalı elektriğin bütçeye yararı olduğu argümanını öne sürenler de çoğunluktaydı.
Bu faktörlerin yanı sıra, Rusya ile anlaşmanın tek taraflı şekilde bozulmasının Ukrayna için hukuki ve ekonomik sonuçlar doğuracağı kanaati hakimdi.
Ancak aralık sonunda konuyla ilgili tartışmalar sürerken KTMM Başkanı Çubarov, talepleri yerine getirilmeden sözleşmenin yenilenmesinin Kiev’in kendilerini (yeni Kırım Tatarlarını) satması anlamına geleceğini duyurdu.

İKİNCİ KARANLIK

30 Aralık’ta – Yılbaşına bir gün kala Kırım’a Ukrayna’dan elektrik iletimini sağlayan tek hatta yeni bir kaza yaşandı. Kırım, Yeni Yıl’a yarım karanlıkta girdi.
Oysa, Kırım’daki işgal yönetiminin temsilcisi Sergey Aksyonov daha önce yaptığı açıklamalarda defalarca Kahovskaya-Titan hattının kendileri için çok önemsiz olduğunu söylüyor, “yüzde 10’dan daha az” gibi bir rakam telaffuz ediyordu. Ancak 30 Aralık’ta Kahovskaya-Titan hattıyla gelen elektrik akımı durunca yarımadanın neredeyse yarısı karanlıkta kaldı.

PUTİN’DEN “YA UKRAYNA, YA KARANLIK” ANKETİ

Yaşanan gelişmeler üzerine, Putin’den beklenmedik bir hamle geldi. Kalaşnikov gölgesinde düzenlediği “referandum”la işgalin sorumluluğunu Kırımlıların sırtına yükleyen Putin, yarımadanın karanlığa bürünmesinin mesuliyetini da yarımada halkının üzerine attı.
Rus lider, Kırımlılara iki soru sorulmasını istedi.

1) Kırım ve Sivastopol’ün Ukrayna’nın bir parçası olarak gösterildiği bir ticari anlaşmayla Kırım ve Sivastopol’e elektrik enerjisi verilmesini kabul ediyor musunuz?
2) Yakın 3-4 ay içerisinde “önemsiz” elektrik kesintilerinin yaşanmasından doğan geçici zorluklara katlanmaya hazır mısınız?

Yani, Putin, yarımada halkını Ukrayna ile karanlık arasında tercih yapmak zorunda bıraktı. Daha soru sorulmadan Kırım ve Sivastopol’deki işgal yönetiminin temsilcilerinin – Sergey Aksyonov’la Sergey Menyaylo’nun cevabı belliydi – “evet”…

Bundan sonra Kırım’da yapılan “anket”ten yüzde 90’nun üzerine bir sonuç çıkmaması ise Kremlin adına “ayıp” olurdu.

Bir zamanlar Rusya’nın en iyi kamu yoklama merkezi konumunda olan, 2003 yılında Putin’in müdahalesiyle dağıtılıp yeniden kurularak Kremlin’in algı yönetme merkezine dönüşen VTSİOM, Putin’a lazım olan yüzde 93’ü hemen sağladı.

Herhangi bir ön hazırlık yapılmadan iki günde, 7 saatte 1000 kişiyle telefonla (!)anket yapıldı. Bayram ve votka havasıyla kabaran “vatanseverlik” duygusu mu dersiniz, telefonda söylenen bir istenmeyen kelimenin bir (veya bir kaç) hayata, FSB sorgusuna, işkenceye mal olabileceği korkusu mu dersiniz, yoksa VTSİOM’un “olağanüstü hile başarısı” mı dersiniz – adını ne koyarsanız koyun, ama açıklanan sonuca göre Kırımlıların yüzde 93’ü karanlığı “seçti”. Kremlin için gerekli olan bu “sonuç”tu…

Putin yönetimi, bir taraftan hukuken haksız olduğunu çok iyi bildiği işgale “halk desteği” arayışını, sahte “kanıt” üretme çalışmalarını sürdürürken diğer taraftan da elektrik sağlayamadığı Kırımlıların olası itirazlarına karşı kendini sigortaladı.

Zira soğuktan donan, karanlıktan bıkan Kırımlılar yarın, öbür gün şikayet etmeye kalkarsa, cevapları şimdiden hazır:

“Siz kendiniz bunu istediniz!”.

http://shamilgizi.blogspot.com.tr/