Kiev’deki Kutlamalar, Ortodoks Dünyasında Gerilimi Arttırıyor

27 Temmuz 2008 0 Yazar: admin

 

Ukrayna halkının büyük çoğunluğu, Hristiyanlığın Ortodoksluk mezhebine mensup. Ancak ülkede, farklı kiliseler arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Ukrayna’nın 1654 yılında -Kozakların önderi Bogdan Hmelnitski’nin Rus yetkililer ile Pereyeslav’da yaptığı anlaşmayla birlikte – Rusya’nın himayesine girmesinden kısa bir süre sonra, 1686’da Kiev Metropolitliği (Ortodoks kiliselerinde bir idari birim) Moskova Patrikhanesi’nin egemenliğine girdi. Moskova’nın uzun çabaları sonucunda, Fener Patrikhanesi de bunu tanımak durumunda kaldı. O tarihten, 1991’e kadar, Ukrayna’nın hangi kilisenin alanında olduğu, ciddi bir tartışma konusu olmadı (tabii, 1917 döneminde kurulan Ukrayna Halk Cumhuriyeti ve II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin işgal ettiği dönemlerde özerk kilise kurma girişimlerini saymazsak). Ancak 1991’de Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından sonra, Moskova Patrikhanesi’nin Kiev kolundan bir grup papaz ve yurtdışındaki Ukrayna göçmen cemaatlerinden bazı papazlar, Kiev’de Ukrayna milliyetçiliğini savunan kiliseleri kurmaya giriştiler. Bunun sonucunda, ortaya Kiev Patrikhanesi ve Ukrayna Otosefal Ortodoks Kilisesi adlı iki milliyetçi kilise çıktı. Bunlardan birincisi, devletin desteğine, ikincisi ise daha ziyade yurtdışındaki göçmenlerin desteğine sahip durumda. 1991’den sonra, Moskova Patrikhanesi de Ukrayna’daki koluna belli bir özerklik verdi ve böylelikle, Moskova Patrikhanesi’ne bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi kuruldu. Fener Patrikhanesi ve diğer dünya kiliseleri, sadece, Moskova Patrikhanesi’ne bağlı olan Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ni tanıyorlar. Diğerleri, Fener tarafından tanınmıyor. Fakat yine de Fener Patrikhanesi’nin, bu Ukrayna milliyetçisi kiliselerle temasları sürüyor. Ukrayna yönetimi (özellikle Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko), bu milliyetçi kiliselerin birleşmesi ve Fener Patrikhanesi’nin bu kiliseleri tanıması yönünde büyük çaba harcıyor. Bu nedenle, Türkiye’ye yaptığı bütün ziyaretlerde Yuşçenko, Fener Rum Patriği’ni ziyaret ediyor. Yuşçenko, Ukrayna’yı her alanda Rusya’dan ayırarak Batı’ya entegre etmeyi istediği için, kilise mücadelesine de özel bir önem veriyor (Nitekim Yuşçenko, Fener Patriği’nin Ukrayna’yı ziyaret etmesinden kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, Batı ile dini entegrasyonun, Batı ile her konudaki entegrasyon sürecinin bir parçası olduğunu söylemişti). Kiliselerin yayımladığı dergi ve kitaplara ve ayrıca cemaatlerine verdikleri vaazlara baktığımızda da, gerek Moskova Patrikhanesi’nin Ukrayna kolunun, gerekse milliyetçi Ukrayna kiliselerinin, belli bir siyasi çizgiyi takip ettiklerini ve cemaatlerine de bunu aşılamak istediklerini görüyoruz. Moskova kilisesi, Ukraynalıları Rus ve Beyaz Ruslarla birlikte Doğu Slav halklarının bir parçası olarak görürken milliyetçi Ukrayna kiliseleri, her konuda, Rusya karşıtlığını ön plana çıkartıyorlar. Bununla bağlantılı olarak çunu söyleyebiliriz ki, Rusya’nın Rus kilisesini Ukrayna’yı Rusya’ya yakın tutmanın bir aracı olarak görmesine karşılık, Batı yanlıları, milliyetçi kiliseleri, Ukrayna halkını Batı’ya yaklaştırmanın bir aracı olarak görüyorlar. Bir diğer konu ise, kiliseler arasındaki mülk kavgası. Sovyetler Birliği döneminde, kiliselere ait bütün mülklere devletçe el konulduğu için, Sovyetlerin dağılmasından sonra, hangi mülkün hangi kilisenin denetiminde veya mülkiyetinde olacağı sorunu ortaya çıktı. Rus kilisesine ait mülkün önemli bir kısmının Ukrayna’da bulunması, Ukrayna konusunu Rus kilisesi açısından daha hassas hale getiriyor. 

Fener Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesi arasındaki sürtüşmelerin iki yönü var. Birincisi, Fener Patrikhanesi’nin Ortodoks dünyasının mutlak lideri haline gelmek istemesi (bunu çeşitli açıklamalarla bizzat Patrik I. Bartholomeos dile getirmiştir), Moskova Kilisesi’nin ise buna karşı çıkması. Moskova Kilisesi, "biz, Hristiyanlığı Bizans’tan aldık. Bu nedenle Rum Patriği’ne saygımız var ve o Ortodoks dünyasının onursal lideridir. Fakat onursal olmaktan çıkarak fiili lider yada mutlak lider olmasına göz yumamayız. Zira Fener Patrikhanesi İstanbul’daki 2 bin Rum’u temsil ediyor. ABD’deki Rum cemaatini de dahil etsek, en fazla 3 milyon kişi Fener’e bağlı. Oysa biz, 200 milyon Ortodoks’u temsil ediyoruz. O nedenle, bizim doğrudan liderimiz olamaz. Zaten Katoliklerdeki Papa’dan farklı olarak biz Ortodokslarda bir tek mutlak lider yok", diyorlar.

İki kilise arasındaki sürtüşmenin diğer yönünü ise, Doğu Avrupa’daki güç mücadelesi oluşturuyor. II. Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana Fener Patrikhanesi Batı’nın, Moskova Patrikhanesi ise Sovyetler Birliği ve ardından Rusya’nın Ortodoks dünyası üzerinde etki kurma politikasının bir aracı olarak kullanıldı. Hala da öyle (Rusya eski Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rus kilisesinin gücünü arttırma konusundaki çabalarını hatırlayalım). ABD de, Fener Patrikhanesi için aynı politikayı uygulamak istiyor.

Önceden değindiğimiz üzere, Fener Patriği Bartholomeos, Moskova Patriği II. Aleksey’in itirazlarına aldırış etmeksizin, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’nun davetlisi olarak Kiev’e geldi. Bu, Fener Rum Patriği’nin, Ukrayna politikası konusunda eskiye oranla çok daha cesaretlendiğini gösteriyor. Viktor Yuşçenko’nun da, yaklaşan devlet başkanlığı seçimleri öncesinde, en son ziyaret ile yaratılan havadan da yararlanarak, bu konuda somut bir adım atma yoluna gideceği tahmin edilebilir.  Sonuç olarak, bölgeyi sıcak günlerin beklediğini tahmin edebiliriz.

 

(Editör Deniz Berktay)