KEİ ve Türkiye

26 Haziran 2007 Kapalı Yazar: admin

Image

KEİ, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliğini artırmayı hedeflemiş ve dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın aktif girişimleri sonucu kurulmuş bir bölgesel işbirliği örgütüdür. Ancak zaman içinde bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan gelişmeler sonucunda KEİ, fazla bir yaşam şansı bulamamış ve “danışma” nitelikli toplantılar yapan bir örgüt haline dönüşmüştür. KEİ daha çok Türkiye’nin öncülük yaptığı bir bölgesel ekonomik işbirliği girişimidir. Örgütün işlemesinde ve yaşamasında Ankara’nın önemli bir rolü bulunmaktadır. KEİ, doğuda Japon Denizi’nden batıda Baltık Denizi’ne, kuzeyde Kuzey Buz Denizi’nden güneyde Akdeniz’e kadar 19 milyon km2’lik bir alanı kapsamaktadır. KEİ bölgesi yıllık 309 milyar dolarlık dış ticaret kapasitesi ve 327 milyon üretici ve tüketici nüfusa sahiptir. Ayrıca bu bölge Körfez Bölgesinden sonra en geniş petrol ve doğal gaz kaynağına sahiptir. Örgütün daimi sekreteryası İstanbul’dadır.

 

KEİ’nin halen faal durumdaki ticaret ve ekonomik kalkınma, bankacılık ve finans, ulaştırma, enerji, haberleşme, bilim ve teknoloji, çevre, koruma, turizm ve doğal afetler çalışma gruplarında çeşitli projeler görüşülüyor. Çalışma grupları faaliyetlerine etkinlik ve ivme kazandırılmasını teminen belirli alanlarda her üye ülke, en çok 2 yıllık dönemler halinde koordinatör ülke görevini üstleniyor. Örgütün ana hedefinin bölgesel stratejiler geliştirmek olduğuna işaret edilirken, bu stratejiler içinde bölgenin mukayeseli üstünlüklerini belirlemek, yatırım için öncelikli sektörleri ve bölgesel işbirliğinin maliyet ve yararlarını saptamak ve küresel düzeyde bölgenin oynaması gereken ekonomik rolü belirlemek gibi unsurlar yer alıyor.

 

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi, 19 milyon km2’nin üzerinde bir alana yayılmıştır. Bu bölge, 350 milyona yaklaşan nüfusu ile dünya ekonomisi için oldukça önemli bir yere sahiptir. Toplam 1 trilyon 200 milyar dolar seviyesinde milli gelire sahip olan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi’nin ticaret hacmi, 400 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dünya ticaretinde ilk sıralarda yer alan ürünlerin birçoğu bu bölgede üretilmektedir.

 

KEİ nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asamblesi (KEİPA), İş Konseyi, İstatistiksel Veri Ekonomik Bilgi Değişimi Koordinasyon Merkezi, Ticaret ve Kalkınma Bankası olmak üzere 4 bağlı kuruluşu bulunuyor. KEİ Dönem Başkanlığı, alfabetik sıraya göre belirleniyor. Türkiye, KEİ önem Başkanlığını 1 Mayıs 2007 itibariyle 6 aylığına Sırbistan’dan devralmıştır.

 

Türkiye’nin öncülüğünde kurulan 1992 yılında kurulan KEİ’nin dönem başkanlığının 1 Mayıs-31 Ekim 2007 tarihleri arasında altı ay boyunca Türkiye’ye geçecek olması son derece önemlidir. 2007 yılında 15. kuruluş yıldönümünü devlet başkanları zirvesi ile kutlamaya hazırlanan KEİ’nin Türkiye’nin dönem başkanlığında bu örgütü canlandıracak ve bölge dışı küresel güçlerin bölgeye girişini engelleyecek yeni politikalar üretilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Bölge devletleri arasında KEI örgütünden başka 1993 yılında BM ve AB’nin desteği ile kurulmuş Karadeniz Çevre Programı (Black Sea Environment Programme) vardır. Yine benzer şekilde 1993 yılında AB, Avrupa-Kafkaslar-Asya Geçiş Koridoru’nun (The Transport Corridor Europe-Caucasus-Asia) kurulmasını desteklemiştir. 1995’te kurulan Avrupa’ya Devletlerarası Petrol ve Gaz Aktarımı (Interstate Oil Gas Transport to Europe) da bir başka AB fonlu bölgesel programdır. Ancak AB genişleyen yapısı ve bunun sonuçlarını kontrol etmek için geliştirdiği YKP çerçevesinde daha geniş, şimdiye kadar yapılmış anlaşma ve ortaklıkları da içine alabilecek şemsiye anlaşmalar ve programlar yapmak istemektedir.

 

 

Türkiye’nin Konumu

 

Üyeler arasındaki ekonomik işbirliğini artırmayı amaçlayan KEİ’nin kurucularından olan Türkiye, doğalgaz ve petrol zengini Hazar ile Batı pazarları arasında bir enerji koridoru olabilmeyi amaçlıyor.

 

Türkiye, bu hedefle boru hattı projelerini başlatmış durumda. Bakü-Ceyhan petrol boru hattı geçen yıl açıldı. Kazak ve Rus petrolünü Karadeniz kıyısından Ceyhan’a taşıyacak bir diğer boru hattının inşaası da sürüyor. Nisan 2007’de yapımı başlayan projenin 2009’da hayata geçirilmesi bekleniyor.

 

Ancak, Türkiye’nin enerji projeleri bir takım mali sorunlar ve Avrupa’ya enerji temininde önemli rol oynayan Rusya’nın rekabetçiliğiyle karşı karşıya.

 

Zira Rusya, Karadeniz ve Hazar Denizi’ndeki enerji kaynaklarını Bulgaristan, Sırbistan, Makedonya ve Macaristan üzerinden Avrupa Birliği’ne bağlamayı hedefliyor.

 

AB, doğalgazın yüzde 40’tan fazlasını ithal ediyor ve bunun hemen hemen yarısı Rusya’dan geliyor. Bazı orta ve doğu Avrupa ülkeleri de neredeyse tamamen Rus gazına bağımlı durumda.

Sinan Oğan’ın makalesi ve Cnntürk’ün haberinden derlenmiştir.