IMF’nin ne kadar parası var?

5 Ekim 2012 Kapalı Yazar: tuidnews

IMF, kurumun mali yıl etkinliklerinin ortaya konulduğu “Küresel Toparlanmayı Desteklemeye Doğru Birlikte Çalışma” başlıklı 2012 raporunu yayımladı. Raporda dünya ekonomisinin görünümü konusunda “riskler kesin biçimde aşağı yönlü” denildi.

IMF Başkanı Christine Lagarde, kurumun potansiyel kaynaklarının 456 milyar dolar olduğunu açıkladı. IMF 2012 Mali Yıl raporunda dünya ekonomisinin görünümü “riskler kesin biçimde aşağı yönlü” şeklinde özetlendi. Raporda, “Avrupa bankalarının kaldıraçları aşırı uygulamaları yükselen piyasalardaki kırılganlıklar üzerinde etki yaratabilir, yenilenmiş portföy çıkışlarını tetikleyebilir ve iç finansal istikrarları bozabilir. Jeopolitik belirsizlik petrol fiyatlarını keskin biçimde yükseltebilir ve dünyada büyümeye zarar verebilir. Orta vadede kalıcı zayıf ekonomik etkinlikle bağlantılı riskler ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek kamu borç ve açıkları, mali ayarlamalarla ticari ve finansal entegrasyon desteklerinin kesilmesine neden olabilir” denildi.

IMF’NİN GELİR ARTIŞINDA ALTIN SATIŞLARI DA ROL OYNADI
IMF, kurumun 30 Nisan’da sona erecek mali yıl etkinliklerinin ortaya konulduğu “Küresel Toparlanmayı Desteklemeye Doğru Birlikte Çalışma 2012” raporunu yayımladı. Rapora bir mesaj yazan Christine Lagarde IMF’nin “verimli” bir yıl geçirdiğine inandığını belirterek, “Üyelerimiz bize olan güvenlerini, kaynaklarımızı 456 milyar dolara yükseltmek yoluyla gösterdiler. İcra Direktörleri Kurulu IMF’nin, Yoksulluğun Azaltılması ve Büyüme Güveni programı bağlamındaki ayrıcalıklı finansmanı sübvanse etmeye yönelik ek fonların yükselmesine yardımcı olan, altın satışlarından sağlanan beklenmedik kar kısmından yararlanmayı da onayladı” dedi. Lagarde şu mesajları verdi:

“-Birçok IMF üyesi ve bizzat kurumun kendisi için büyük zorluklarla dolu bir yıl yaşadık. Küresel finansal kriz dünya çapında alevlenmeye devam etti, özellikle de avro bölgesinde. Pekçok sahte umut ve çok fazla iki adım ileri bir adım geri hareketi gördük. Sonuç sürekli güven azalışı, sürekli finansal piyasa gerginliği ve sürekli zayıf toparlanma.

-İşsizlik birçok bölgede kabul edilemeyecek düzeyde yüksek kalmayı sürdürdü ve toplumsal doku giderek artan şekilde gergin hale geldi. Açıkçası küresel ekonomik ve finansal istikrarı restore etmek ve küresel ekonomiyi sürdürülebilir büyüme yoluna koymak her zamankinden daha önemli.”

“RİSKLER AŞAĞI YÖNLÜ”
IMF raporunun başlangıç bölümünde dünya ekonomisi şöyle değerlendirildi:
“Ekonomik görünüme ilişkin riskler kesin biçimde aşağı yönlü. İlk olarak euro bölgesi borç kriziyle ilgili süren kaygılar finansal piyasa istikrarına zarar vermeye devam ediyor ve dünya ekonomisinin en büyük tek risk kaynağı olmayı sürdürüyor. Krizde keskin bir artış, son derece negatif küresel etki meydana getirecek şekilde riskten genel bir kaçışı tetikleyebilir. Örneğin, Avrupa bankalarının kaldıraçları aşırı uygulamaları yükselen piyasalardaki kırılganlıklar üzerinde etki yaratabilir, yenilenmiş portföy çıkışlarını tetikleyebilir ve iç finansal istikrarları bozabilir. İkinci olarak jeopolitik belirsizlik petrol fiyatlarını keskin biçimde yükseltebilir ve dünyada büyümeye zarar verebilir. Orta vadede kalıcı zayıf ekonomik etkinlikle bağlantılı riskler ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek kamu borç ve açıkları, mali ayarlamalarla ticari ve finansal entegrasyon desteklerinin kesilmesine neden olabilir.”

“KIRILGAN VE HAREKETSİZ BİR TOPARLANMA”
Raporda yer alan değerlendirmelere göre küresel ekonomi, 2011 sonundaki büyük gerilemeden sonra 2012’nin ilk çeyreğinde geçici istikrar dönemi yaşadı fakat 2012 Mali Yılı sona ererken kırılgan bir toparlanma söz konusu. ABD’de ekonomik etkinlik güçlendi ve yükselen piyasa ekonomilerinin çoğu ile düşük gelirli ülkeler sağlam bir büyüme deneyimi yaşadı. Raporda şöyle denildi:

“-2011 sonundaki büyük gerilemeden sonra küresel ekonomik beklentiler 2012 başlarında tedrici olarak iyileşti, ancak toparlanmanın gücüne yönelik endişeler ikinci çeyrekte yeniden ortaya çıktı. ABD’deki güçlü ekonomik etkinlik ve Euro bölgesinde derinleşen ekonomik krize yanıt oluşturan politikalar, 2012’nin ilk birkaç ayında piyasa güvenini ve finansal koşullardaki hızlı kötüleşmenin üzerine gidilmesine yardımcı oldu. Ancak aşağı yönlü riskler 2012 Mali Yılı sonunda yüksek kalmayı sürdürdü ve Avrupa’nın bazı bölümlerindeki ülke borçlarına ilişkin kaygılar yeniden ortaya çıkarken piyasalar gergin durumdaydı.

-2012 Mali Yılı kapanırken görünüm piyasalardaki oynaklıkla kırılgan halde kalmayı sürdürüyor. Politika yapıcıların orta vadede sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyümeyi başarabilmeleri için gereken temel mali ve yapısal reformları uygulamaya devam etmeleri gerekiyor… Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler, bazı durumlarda aşırı düzeylere ulaşan aşırı ısınma baskılarını sınırlandırma çabalarını da gerektiren, küresel aşağı yönlü riskleri karşılayacak ve büyümeyi destekleyecek makroekonomik politikaların ayarlanması zorluğuyla karşı karşıya.

-Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkelerde reel GSYİH büyümesinin 2011’deki yüzde 6.2’den, bu yıl yüzde 5.75’e düşmesi, 2013’te yeniden yüzde 6’ya yükselmesi bekleniyor. 2102 Mali Yılı sona ererken bu ekonomiler, yüksek emtia fiyatları ya da hızlı kredi büyümesinin desteklediği güçlü büyüme onyılından sonra iç kırılganlıklar tedricen ortaya çıkarken, önceki yapısal reformlar ve güçlü makroekonomik çerçevenin yararını derlemeyi sürdürüyor.

-Euro bölgesinde yinelenen zorluklar zaman zaman önemli piyasa gerginlikleri ve oynaklıklarına yolaçtı ve dünya ekonomi üzerinde ana hassasiyet kaynağı olmaya devam etti. Birçok gelişmiş ekonomide büyümenin zayıf kalacağı, kamu açık ve borçlarıyla devam eden finansal kaldıraç süreci ve yüksek işsizliğe ilişkin endişelerle durması bekleniyordu. Yükselen piyasa ve gelişmekten olan ekonomilerde büyümenin, aşağı yönlü risklerin yönetilmesi zorluklar ortaya koysa ve kimi ülkeler güçlü kredi büyümesiyle bağlantılı aşırı ısınma baskılarıyla karşılaşıyor olsa da sağlam biçimde süreceği tahmin ediliyor.

-Yükselen piyasa ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için politika yapanların, her ne kadar kimi durumlarda aşırı ısınma baskılarını denetim altında tutarak olsa da küresel aşağı yönlü riskleri karşılayacak makroekonomik politikalarda doğru dengeyi bulma ihtiyacı var. Bütün ülkelerin, toplumun en savunmasız gruplarını finansal krizin olumsuz etkilerinden korumak için çalışma yapmaları gerekiyor.

-Küresel dengesizliklerle küresel talep açığına hitap edecek ek ilerlemeyi gerçekleştirmek için yüksek tasarruf oranlarına sahip ülkelerin, piyasanın belirlediği döviz kuru desteğiyle, tüketim ve yatırımı engelleyen unsurların üzerine gitme arayışına girmesi gerekir.”