İkinci Minsk anlaşmasının sonu geldi mi? – Gönül Şamilkızı

20 Mart 2015 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

1426773130_384651116

Ukrayna’da ikinci Minsk anlaşmasıyla sağlanan göreceli ateşkes yeniden ihlal edilebilir. Bu kez  bahane Ukrayna parlamentosunun kabul ettiği ve Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun imzaladığı “özel statü” yasası…

Söz konusu yasa, Donetsk ve Lugansk vilâyetlerinin bazı ilçelerine – yani Rusya destekli ayrılıkçıların işgal ettiği arazilere  – özel statü verilmesini, daha doğrusu, bu statünün geçerlilik süresini belirliyor.  Daha önce Ukrayna parlamentosunda kabul edilen özel statü yasasına eklenen 4. ve 5. maddelere göre,  Donetsk ve Lugansk vilayetlerinin bazı ilçelerinde özel yerel yönetim yetkisi bu ilçelerde Ukrayna yasaları çerçevesinde yapılacak erken yerel seçimin ardından geçerli olacak. Yani önce söz konusu bölgelerde Ukrayna yasaları ve uluslararası kurallar çerçevesinde, uluslararası gözlemcilerinin takip edeceği bir yerel seçim yapılması gerekiyor.  Seçimlerin yapılması için ise söz konusu bölgelerden bütün yasadışı silahlı grupların, paralı askerlerin ve askeri araçların çekilmesi şartı öne sürülüyor. Yalnız bundan sonra Donetsk ve Lugansk’ın söz konusu bölgelerine özel statü verilmesi söz konusu olabilir.

 

Tasarıyı hazırlayan milletvekillerinden Stepan Kubiv yalnız söz konusu bölgelerde yetkili yerel yönetim organlarının oluşturulmasının ardından statünün gerçekleştirilmesinin söz konusu olabileceğini söyledi.  Milletvekili Aleksey Gonçarenko ise seçimlerin yalnız bütün paralı askerlerin Ukrayna’yı terketmesinin ardından yapılabileceğini vurguladı. Rusya yanlısı muhalefet tasarıya oy vermezken  Parlamento Başkan Yardımcısı Andrey Parubiy bu konuda taviz vermeyeceklerini bildirdi: “Tam tersi, biz bu yasayla geçen sene kabul edilen ve şüphelere yer açan yasadaki açıkları kapatıyoruz.  Yalnız Donetsk ve Lugansk’ın işgal birlikleri bulunan bölgelerinde Yakutya tanklarının veya Kadırov keskin nişancılarının gözetimi altında değil, Ukrayna kolluk kuvvetlerinin denetiminde bir seçim yapılması durumunda biz görüşmelere başlayabiliriz.  Rusya’nın bütün resmi kaynakları bu yasayı kabul etmemiz gerektiğini söylüyor. Terör gruplarının liderleri bu yasanın Minsk anlaşmasını ihlal ettiğini iddia ediyor. Muhalif bloka soruyorum, siz burada hangi tarafı temsil ediyorsunuz? Burada ikinci taraf Putin işgalcileri…”

265 milletvekilinin oy verdiği yasayı Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko hemen imzaladı.

Öte yandan, Ukrayna, ayrılıkçıların kontrolü altındaki bölgeleri geçici işgal edilmiş topraklar olarak kabul etti ve yalnız işgale son verilip normal seçim yapılması şartıyla bu bölgelere özel statü vereceğini duyurmuş oldu.  Ayrıca, Yüksek Rada, BM ve Avrupa Birliği’ne Donbass’a barış gücü gönderme çağrısını da resmiyete döktü. 

Ukrayna’nın kabul ettiği yasa Moskova’nın ve ayrılıkçıların tepkisine neden oldu. Ayrılıkçı liderler İgor Plotnitskiy ve Aleksandr Zaharçenko yasanın kendileriyle görülüşmeden kabul edildiğini bildirdi.  Bu yasa iptal edilmeden Kiev’le herhangi bir anlaşmanın söz konusu olmayacağını kaydeden ayrılıkçılar, Kiev’i Minsk anlaşmasını ihlal etmekle suçladılar: “Kiev Donbass’a özel statü vermeyi reddederek kırılgan Minsk anlaşmasını bozdu ve durumu çıkmaza soktu”.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da ayrılıkçıların söyledikleriyle örtüşen açıklama yaptı.  Lavrov,  Kiev’in Minsk anlaşmasını kaba şekilde bozduğunu iddia etti.  Rusya Devlet Başkanının sözcüsü Dmitri Peskov ise Kiev’in bu kararıyla Minsk anlaşmasının gerçekleşmesi süresinden uzaklaşıldığını açıkladı.

Kısası,  ikinci Minsk anlaşması da rafa kalkacak gibi görünüyor ve bu, asla şaşırtıcı sonuç değil. Zira daha önce defalarca vurguladığımız gibi, Minsk anlaşmaları başından itibaren bütün taraflara manipülasyon ve taahhütlerden kaçış fırsatı veren kadük belgeler.  Bu anlaşmalardan tek beklenmesi gereken sonuç kısa süreli ateşkesler. Onun dışında Minsk anlaşmalarının herhangi bir sonucu yok ve olması da imkansız.  Çünkü imzalanan – ki o imzalar da yetkili değil – anlaşmalar madde sayısı itibari ile kapsamlı görülse dahi, hukuki açıdan tutarlı değil. Ateşkesi ihtiva eden ilk madde dışındaki konuların  tamamına belirsizlik hâkim.   Bu nedenle de o maddeleri herkes istediği tarafa çekebiliyor. (Ufukta ikinci Transdinyester mi var? – İkinci Minsk anlaşması analizi)

Ukrayna yönetimi Minsk anlaşmasının taraflarının üçlü temas grubu – Kiev, Moskova ve AGİT olduğunu, ayrılıkçıların sadece gözlemci olarak orada bulunduğunu bildiriyor. Moskova ise tam tersi, ayrılıkçıların temas grubunun tarafı olduğunu iddia ediyor.  Görünürde ikisi de haklı – zira anlaşma “Üçlü temas grubu” adına imzalanmış.  Ancak belgede 5 imza var – Ukrayna’nın eski Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma, Moskova’nın Kiev Büyükelçisi Mihail Zurabov, AGİT temsilcisi Heidi Tagliavini ve ayrılıkçıların temsilcileri İgor Plotnitskiy ile Aleksandr Zaharçenko. Ancak daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi, Plotnitskiy’in hangi sıfatla anlaşmaya imza attığı belli değil – isimlerinin önünde herhangi bir unvan yazmıyor ve anlaşmanın hiçbir yerinde “Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti” diye bir ibare geçmiyor. Dolayısıyla,  imzalanan belgede Kiev’in kolayca “Plotnitskiy ve Zaharçenko üçlü temas grubunun Rusya tarafına ait” demesi için de, Rusya’nın  “Onlar taraf” demesi için de yeteri kadar boşluk mevcut.

Öte yandan, Kiev Minsk anlaşmasına istinaden ayrılıkçıların işgal ettiği bölgelerin Ukrayna toprağı olduğunu, bu topraklarda Ukrayna Anayasası ve yasaları çerçevesinde seçim yapılması gerektiğini savunuyor ve yalnız bu seçimin ardından devlet olarak o bölgeler karşısında taahhütlerini yerine getireceğini bildiriyor.  Ayrılıkçılar ve Rusya ise buna yanaşmıyor ve Kiev’in söz konusu bölgedeki de-fakto durumu kabul ederek statü vermesini talep ediyor.   Moskova ve ayrılıkçılar da iddialarını Minsk anlaşmasına, anlaşmadaki “diyalog” şartına dayandırıyor.  Kremlin’e ve ayrılıkçılara göre Kiev’in önce bölgedeki sözde cumhuriyetleri muhatap alması, özel statü verilecek bölgelerin sınırlarını belirleyip statü vermesi,  bütçe ödemelerini başlatması, bütün taahhütlerini yerine getirmesi gerekiyor – sonra seçim konusu gündeme gelebilir.

Yani Moskova, Ukrayna ile Ukrayna’nın terör örgütü olarak kabul ettiği sözde Donetsk ve Lugansk “Halk Cumhuriyetlerinin” aynı statülü taraflar olduğunu iddia ediyor. Lavrov’a göre, çatışma bölgesindeki ağır silahların çıkartılmasının ardından Kiev’in ayrılıkçılarla bu “cumhuriyetlerde” seçimlerin nasıl yapılabileceğine ilişkin diyalog başlatması gerekiyor: “Gerçi seçim Ukrayna yasalarıyla yapılacak, ama nasıl yapılacağının Donetsk ve Lugansk’la uzlaştırılması lazım”.

Vedomosti’ye açıklama yapan Rus uzman Aleksey Çesnakov’a göre  Kiev bu yasayla soruna siyasi çözüm bulmak yerine dondurmayı tercih ediyor. Kremlin’e yakınlığıyla bilinen Çesnakov, Kiev’in Minsk anlaşmasını ihlal ettiğini iddia ediyor: “Kiev Minsk anlaşmasını imzalamakla daha önce kabul ettiği ve sonra geçersiz olduğunu açıkladığı özel statü yasasına bu bölgelerin sınırlarının belirlenmesine ilişkin eklemeler yapacağını kabul etmiş oldu.  Ancak sınır belirleme yerine yasaya farklı bir değişiklik yaptı ve özel statü yasasının yalnız seçim yapılması durumunda geçerli olacağına karar verdi. Böylelikle Kiev sorunu dondurdu ve siyasi çözümü reddetti. Sonuç olarak Minsk anlaşması ortadan kalktı”.

Ukraynalı uzman Vladimir Fesenko ise Yüksek Rada’nın kabul ettiği kararın Minsk anlaşmasını prensip olarak ihlâl etmediğini söylüyor. Fesenko’ya göre sadece Ukrayna’nın tutumunu sertleştirmesinden bahsedilebilir: “Petro Poroşenko sadece sınır konusunun gündeme gelmesi durumunda tasarının kendi koalisyonundan bile geçmesinin zorluğunu anladığı için bu düzenlemeyi yaptı. İşgal edilmiş topraklarla ilgili düzenleme de Poroşenko’nun koalisyondaki ortaklarını tatmin etmek için gerekliydi. Bu düzenleme Kiev’i ayrılıkçıların kontrolü altındaki bölgelerde doğacak ekonomik sonuçların sorumluluğundan uzaklaştırıyor. Fesenko’ya göre Minsk süreci henüz ölmüş değil, ama devam edip etmeyeceği kesinlikle Moskova’ya bağlı…

Şimdilik bu tartışma konusunda  “Normandiya dörtlüsü”nün diğer iki tarafının – Almanya Başbakanı Angela Merkel’le Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın ne düşündüğü belli değil.  Moskova, Merkel ve Hollande’ı Kiev’in Minsk anlaşmasını ihlâl ettiğine ikna etmek için girişimlerde bulunuyor. Kiev ise Avrupalı liderlerin Moskova’dan farklı olarak Minsk anlaşmasını doğru okuduğunu ve Ukrayna yönetimini destekleyeceğini düşünüyor.  Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre,  Minsk anlaşması çerçevesinde Donetsk ve Lugansk’ın bazı ilçelerine özel statü verilmesi için özgür seçimlerin yapılması gerekiyor ve silah altında bu seçimlerin yapılması mümkün değil: ”Bu nedenle Ukrayna tarafı önce Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti Silahlı Güçleri adlandırılan birliklerin bölgeden çıkmasını talep ediyor. Daha önce – 2 Kasım 2014’te  Rusya ve onun oyuncakları Donbass’da kimse tarafından tanınmayan seçim oyunu düzenleyerek 5 ve 19 Eylül tarihli Minsk anlaşmalarını ihlâl ettiler ve barış sürecinin devamını imkânsız hale getirdiler. Bu nedenle şimdi Kiev sürecin Donbass’ta yerel seçimlerin yapılması yoluyla sürdürülmesini talep ediyor. Kremlin yönetiminin demokratik irade ifadesine engel olmamasını ve provokasyonlardan kaçınmasını bekliyoruz”.

Dolayısıyla, geçtiğimiz sonbaharda yaşananlar yeniden tekerrür ediyor. Ukrayna geçtiğimiz sene özel statü yasasını kabul etmişti. Ancak ayrılıkçılar  Minsk anlaşmasını ve yasaları çiğneyerek 2 Kasım’da  Ukrayna mevzuatında olmayan bir usulle “seçim” yapmışlar, Rusya ise bu seçimin “halk iradesi” olduğunu açıklamış.(Donbass için eski reçete) Ardından taraflar karşılıklı olarak birbirilerini Minsk anlaşmasını ihlal etmekle suçlamaya başlamış ve çatışmalar yeniden şiddetlenmişti.  Son iki haftada da Rusya destekli ayrılıkçıların yeniden çatışma hazırlığı içerisinde olduğuna, kendi alanlarını genişletmek için saldırıya hazırlandıklarına ilişkin haberler yeniden artmış durumda.  Bu kez ayrılıkçıların beklenmedik noktalardan – Çernigov veya Harkov yönünden saldırıya geçebileceğine ilişkin iddialar var. Yani Ukrayna parlamentosunun kararı çatışmaların yeniden başlaması, gerilimin artması için sebep değil. Olsa-olsa bahane olabilir…

Bütün bunların kaynağında ise sorunun adının konulmaması duruyor. Rusya, ısrarla Ukrayna’da yaşananları “iç savaş” olarak yorumluyor ve kendisinin bu krizdeki rolünün arabuluculuk olduğunu iddia ediyor. Ukrayna’ya göre ise yaşananlar Rusya destekli işgal.  Ancak sorun şu ki, Minsk anlaşmasında Rusya taraf olarak gösterilmiyor. Bu da Moskova’nın durumu manipüle edebilmesine olanak sağlıyor…

Gönül Şamilkızı – TRT Türk