Gürcistan Savaşı’nın Sonuçları

19 Ağustos 2008 Kapalı Yazar: admin

‘Beş gün savaşı’nın sonuçları

Dünya,
müttefiki Gürcistan’ı ateşe atıp sonra yüzüstü bırakan bir ABD gördü.
Böylelikle ABD, eski Sovyet coğrafyasındaki Batı yanlısı rejimlerin nazarında
da bütün itibarını kaybetti.

ALEKSEY PİLKO

Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, 12 Ağustos 2008’de,
Gürcistan’ı barışa zorlama operasyonunun sona erdiğini açıkladı. Böylece,
çıkması artık kaçınılmaz hale gelmiş olan, ama yine de ansızın patlak veren “Beş
gün savaşı”
sona erdi. Savaşın ana sonucu, Rusya’nın Güney Osetya’yı elinde
tutabilmesi, Abhazya’daki konumunu pekiştirmesi ve Gürcülerin askeri
potansiyeline ağır bir darbe indirmesidir. Hiç şüphesiz, henüz uzun vadeli
iddialı yorumlarda bulunmak için erken. Kafkaslar’da barış, halen pamuk ipliğine
bağlı ve her an her şey değişebilir. Fakat yine de, pek çok konuda, netlik
sağlanmış durumda olduğu için, bu konuda bir şeyler söylemek mümkün.

Öncelikle bu savaşta, Güney Osetya halkının soykırıma uğramasına son
verildi. Rusya, kendi amaçlarının ne olduğunu net biçimde belirledi ve hedefi
sınırlı tuttu; bunlara ulaştığı anda da operasyona son verdi. Fakat, bu sınırlı
konuma rağmen kendisini en aktif şekilde ortaya koydu. Zira Gürcistan’ın tekrar
saldırması durumunda Rusya ona aynı şekilde karşılık verecek. Dolayısıyla, net
biçimde görülüyor ki Tiflis yönetimi, Güney Osetya veya Abhazya’ya yeni bir
müdahaleyi kafasından tamamen çıkarsa kendisi için daha iyi olacak.

Bunun dışında, Vladimir Putin’in de söylediği gibi,
Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne “ölümcül bir darbe” indirilmiş durumda.
Artık Abhazya ve Güney Osetya’nın Gürcistan’a iadesi mümkün değil.
Diplomatların bugünkü görevi, Abhaz ve Güney Osetya yönetimlerinin
bağımsızlığının tanınmasının formülünü bulmaktır.

Nihayet, rahatlıkla dile getirebiliriz ki bu savaş, Mihail Saakaşvili’nin
kariyerine de noktayı koydu. Eski Sovyet coğrafyasının bu en Batı yanlısı
liderinin koltuktaki günleri artık sayılı. Saakaşvili, Güney Osetya’da
katliamlar organize ederek aslında kendi halkına zarar verdi. Kendi halkı da
bunu ona en kısa sürede hatırlatacaktır.

Rusya, savaştan sonra, kendinden gayet emin görünüyor. Zira Moskova, gerek
siyasi, gerekse askeri açıdan Kafkasya’daki geleneksel rolünü (bölgede barış ve
sükûnetin garantörü rolü) yürütecek imkânlara sahip olduğunu ispatladı. Şayet
bu konuda kararlı davranmasaydı, Kafkasya’da Rusya’ya bağlı özerk
cumhuriyetlerde Moskova’ya ne kadar bağlılık hissi kalırdı, bunu söylemek bile
gereksiz.

AB’nin tavrı
net değil

Şüphesiz, Gürcistan’ın yanı sıra savaşı kaybedenlerden biri de ABD. Zira,
Gürcistan liderinin ABD’den onay almadan bu işe girişemeyeceği ortada.
Gürcistan, Hırvatistan’ın 1995’te Krayina’ya yaptığı saldırıyı (Hırvatistan’ın
Yugoslavya’dan ayrılması sırasında Krayina bölgesindeki Sırplar da Hırvatistan’dan
ayrıldıklarını ilan etmişler ve üç yıl sürecek bir yönetim ilan etmişlerdi –
çn) taklit etmeye kalktı. Krayina’ya saldırmak ve oradaki Sırpları katletmek,
Wehrmacht’ın (Nazi Alman Genelkurmayı – çn) Hırvatlara sunduğu bir plandı.
Fakat bu sefer dünya, Güney Osetya’ya seyirci kalan bir Rusya yerine, müttefiki
Gürcistan’ı ateşe atıp sonra da yüzüstü bırakan bir Amerika gördü. Böylelikle
ABD, eski Sovyet coğrafyasındaki Batı yanlısı rejimlerin nazarında da bütün
itibarını kaybetti. Zira artık bütün eski Sovyet cumhuriyetleri biliyor ki,
Rusya ile çatışma durumunda Amerikan yardımı, sadece laftan ibaret. Savaşta
ABD’nin bütün yaptığı, telefonla tepkisini iletmek oldu.

AB’nin tavrı ise net değil. Zira burada farklı ülkeler, farklı politikalar
izliyorlar.

Peki sonuç ne? Henüz hiçbir şey belli değil. Evet, Saakaşvili’nin
rejiminin çöktüğünü artık herkes görüyor ama Saakaşvili’nin dış destekçileri
bundan sonra Rusya’dan ya askeri ya da başka bir açıdan mutlaka bunun hesabını
sormaya çalışacaklar. Bu nedenle, şimdi sonuç olarak söylediklerimizi
gelecekteki bir çatışmanın da nedenleri sayabiliriz.

Rusçadan çeviren: Deniz Berktay, Rus Resmi Haber Ajansı RİA Novosti,
14 Ağustos 2008