Avrupa mı çalışkan Türkiye mi?

16 Eylül 2011 Kapalı Yazar: admin

haber

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Avrupa mı çalışkan Türkiye mi?

AVRUPALI MI ÇALIŞKAN BİZ Mİ?

Şu an Avrupa’nın içinden geçtiği – ve Dünya’yı da içine çekme potansiyeli olan ? kriz kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.

Yıllar boyunca Batıda uygulanan çalışma ve verimlilik modellerini Türkiye’ye uyarlamaya çalıştık. Türkiye, iş yaşamını geliştirmek ve daha etkin çalışmak için Avrupa ve Amerika başta olmak üzere, ‘gelişmiş ülkelerin’ yönetim modellerini benimsedi.

ISO sertifikasyon süreçleri, sektörel ve ulusal kalite yönetimi modellerini Türk şirketleri yıllar içinde kendilerine adapte ettiler. Hep daha iyiye odaklanan Türkler oldukça mütevazi bir şekilde yenilikleri benimsedi ve uyguladı.

Norm kadro çalışmaları, süreç iyileştirme projeleri, ‘re-engineering’ süreçleri içinden geçildi ve performansı yüksek ekipler oluşturulmaya önem verildi.

Genç ve istekli, azimli çalışanlar Türkiye’yi, sadece iş sonuçları ile değil, yurt dışında temsil açısından da itibarlı noktalara getirdi. Artık Türkiye, Dünya’ya yönetici transfer etmeye başladı.

Türkler haftada 45 saat ( fazla mesaileri saymıyorum) çalışırken, Avrupalı 35-37 saat çalışmayı kendine yeterli gördü. Çalışanların yıllık izinleri Avrupa ülkelerinde dört haftadan başlıyordu.

İsviçre’de çalışan bir arkadaşım bir çok çalışanın terfi istemediğini söylediğinde çok şaşırmıştım. Meğer Avrupa’da aynı pozisyonda kalmayı, daha fazla sorumluluk almaya yeğleyen çok kişi varmış.

Mesai saati bitiminde kapıyı vurup çıkan, etliye sütlüye bulaşmadan çalışan bir topluluk oldu Avrupa. Herşey bürokrasiye ve prosedürlere dayandığından, çalışma hevesi sorgulanır oldu hem kamu hem özel sektör çalışanlarında. Tüm kurumlar için aynı şey geçerli olmasa bile, genel kabul görmüş tarz bu. Daha az çalışma, daha fazla refah.

Türkiye’nin tabii hala alacağı çok yol var. Kadın ve gençlerin istihdama katılımı hala çok düşük. Ama istihdam edilenlerin verimliliğinin Avrupa’dan yüksek olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Gelinen noktada, ekonomik önlemler için risk ve karar alacak mekanizmalar, kurulu düzen içinde çoktan yok oldu Avrupa’da. Bu dönemin Avrupa için bir uyanma ve silkinme dönemi olacağı kesin, yeter ki dönüşümün kaçınılmaz olduğunu farketsinler.

http://m.milliyet.com.tr/NewsDetail.aspx?NewsID=1439196&CategoryIDs=3,11