Dünya Bankası: Türkiye artık elit bir ülke

8 Ekim 2006 Kapalı Yazar: admin

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, IMF’nin, Türkiye’nin kotasını, diğer üç ülke (Çin, Güney Kore ve Meksika) ile birlikte artırmasının, Türkiye’nin elit bir ülke haline geldiğini gösterdiğini söyledi.

Andrew Vorkink, IMF’nin kota artırımına dikkat çekerek, ”IMF, birçok yükselen piyasa içinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sadece dört ülkenin kotasını artırıyor. IMF, kota payını artırarak Türkiye’nin, ’yükselen bir küresel güç’ olduğunu teyit etti” şeklinde konuştu.

SICAK PARA AZLIYOR

Verilere göre, Türkiye’ye gelen yabancı sermaye içindeki ”sıcak para” olarak ta adlandırılan kısa vadeli sermaye oranının, geçen yıldan itibaren düşmeye başladığına dikkat çeken Vorkink, bunun aksine doğrudan yabancı sermaye oranında bir artış bulunduğunu ifade etti.

Vorkink, ”Bu yılın ilk altı ayında, Türkiye’ye gelen sıcak para oranı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 80 oranında azaldı, bunun yerine uzun vadeli yabancı sermaye yatırımı ile doğrudan yabancı sermaye oranı artış gösterdi. Bütün bu gelişmeler, yabancı yatırımcıların Türkiye’yi kısa vadeli yatırım pozisyonundan çıkartarak, uzun vadeli baktıklarını gösteriyor” dedi.

Uluslararası Yatırım Danışma Konseyi toplantılarının, Türkiye’nin de küresel dalgalanmalardan olumsuz etkilendiği bir döneme geldiğini hatırlatan Vorkink, böyle bir istikrarsız dönemde bile ıstanbul’daki toplantıda dünyanın önde gelen yatırımcılarına yatırım kararları hakkında sorular sorduğunu belirterek, ”Büyük yatırımcılar, ’Biz Türkiye’ye uzun vadeli yatırım yapmaya devam edeceğiz’ yanıtını verdiler” şeklinde konuştu.
Türkiye’ye bu yıl 15 milyar doların üstünde bir doğrudan yabancı sermaye geleceğini tahmin ettiğini belirten Vorkink, gelecek yıl bu rakamın daha da artacağını vurguladı.

ıSTıHDAM ARTIRICI REFORM PAKETıNıN AYRINTILARI

Hükümete, istihdamın artırılması konusunda teknik danışmanlık verdiklerini belirten Vorkink, hemen hemen tamamlanan istihdam artırıcı reform paketinin dört önemli unsurunun bulunduğu söyledi.
Türkiye’nin büyüme ve doğrudan yabancı sermaye girişi sonucu istihdam yarattığına dikkat çeken Vorkink, ancak son yıllarda kırsal kesimden kentlere göçün çok hızlanması nedeniyle, tarımdan ayrılan işgücüne iş bulabilmenin zor olduğunu kaydetti.

Vorkink istihdam artırıcı reform paketinin detayları konusunda ise şunları söyledi:
”Reformun en önemli kısımlarından birincisi makro ekonomik istikrarın devam ettirilmesi. Türkiye’nin birkaç yıldır sürdürdüğü makro ekonomik istikrarı sürdürmesi gerekir. Türkiye’de mali sektör çok güçlendi. Sigortacılık sektörü çok hızlı bir genişleme içinde, yani finansal kuruluşlar iyi bir durumda bulunuyorlar.

ıkincisi, iş ortamının geliştirilmesi. ış ortamını geliştiği oranca Türkiye’ye daha çok doğrudan yatırım gelir ve bu da istihdamı artırır. Türkiye, iş ortamı konusunda ilerlemeler kaydetmesine rağmen, uygulamada halen iş kurup kapatma ve bunun gibi konularda bürokrasiyi azaltacak önlemlerin alınması gerekiyor. Mortgage yasasının çıkması da inşaat sektörünün canlanması açısından önem taşıyor. Çünkü Türkiye’de inşaat sektörü önemli bir istihdam sağlıyor ve tarımdan ayrılan işgücünün büyük bir kısmını istihdam ediyor.

Reformun üçüncü kısmı istihdam piyasasında esnekliğin sağlanması. Türkiye, istihdam piyasası esnekliği açısından, Ekonomik ışbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında en esnek olmayan ülkelerden birisi konumunda bulunuyor. Bütün bunların yanı sıra istihdam üzerindeki vergi yükü ve sosyal güvenlik maliyetleri nedeniyle Türkiye’de kayıtdışı istihdam da çok yüksek düzeyde. ışsizlik sigortasından faydalanma imkanı daha da genişletilmelidir. Kayıtdışı çalışanlar, sosyal güvence içinde çalışmanın daha az maliyetli olduğunu görürlerse, kayıt altına girerler.
Reformun dördüncü ve en son kısmı ise Verimlilik. Verimlilik kısmı da iki kısımdan oluşuyor. Bunlar eğitim ve teknolojik yatırımlardır.

Biz Dünya Bankası olarak, kamunun, üniversiteler ve özel sektör ile birlikte özellikle AR-GE faaliyetlerinde üçlü bir işbirliği yapabileceğine inanıyoruz. Üniversitelerin, teknolojik kalkınmada lokomotif olacağına inanıyoruz.
Dünya Bankası olarak eğitimin, Türkiye’nin AB içindeki rekabet gücü, istihdam artışı ve AB tam üyeliği açılarından çok önemli olduğuna inanıyoruz. Türkiye için AB’nin anahtarı eğitimdir.
Her şeyden önemlisi, Türkiye’nin gelecek nesilleri açısından büyük önem taşıyan sosyal güvenlik reformunun mutlaka tamamlanması gerekir.”

BABACAN

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan da bundan sonraki dönemde ekonomideki en büyük önceliklerinden birisinin istihdamı artırmaya yönelik olacağını vurgulamıştı.  Babacan, daha önce yaptığı açıklamalarda, Dünya Bankası ile koordineli olarak yürütülen işgücü piyasalarıyla ilgili önemli bir yapısal reform üzerinde çalıştıklarını, bu önemli reform paketini de 2-3 ay içinde açıklayacaklarını bildirmişti.

TÜRKıYE, ROMANYA VE BULGARıSTAN

Dünya Bankası Güney Avrupa bölgesinde çalıştığı için Türkiye ile Bulgaristan ve Romanya’yı ekonomik ve yapısal olarak çok iyi tanıdığını hatırlatan Vorkink, Türkiye’nin, gelecek yıl AB üyesi olmaya hazırlanan Romanya ve Bulgaristan’a göre daha güçlü bir ekonomik altyapıya, idari kapasiteye ve daha fonksiyonel adli sisteme sahip olduğunu da vurguladı.

Türkiye’nin işleyen bir piyasa ekonomisine, eski ve köklü bir adli sisteme sahip olduğunun altını çizen Vorkink, Türkiye’nin uzun yıllardan buyana ekonomik sistemini, çağdaş bir hukuk sistemi içinde yürüttüğünü, ayrıca daha fonksiyonel bir kamu yönetimine sahip olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin mevcut reform sürecini sürdürmesi halinde, 10 yıl içinde, AB’nin üç katı oranında bir ekonomik büyüme, sosyal güvenlik dengesini kurmuş, eğitimli işgücüne sahip, güçlü ve rekabetçi bir ülke haline geleceğini belirten Vorkink, bu süreç sonunda Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasa bile küresel bir güç olacağını, zaten böyle bir durumda, Türkiye’nin AB’yi istemesinden daha çok AB’nin Türkiye’yi isteyeceğini vurguladı.
Türkiye’nin sadece Bulgaristan ve Romanya değil AB üyesi diğer bazı ülkelerden daha iyi bir durumda olmasına karşın yalnızca imajından dolayı AB içinde yeterli destek bulamadığına dikkat çeken Vorkink, ekonomik ve sosyal alanda kaydedeceği gelişmelerle Türkiye’nin bu imajını değiştireceğini de ifade etti.

ANKARA’DAKı MALı KURULUşLARIN ıSTANBUL’A TAşINMASI

Vorkink, Ankara’daki kamuya ait mali kuruluşların ıstanbul’a taşınmasının gayet doğal olduğunu, çünkü ıstanbul’un bölgesel finansal bir merkez olarak birçok finans kuruluşunun merkezide konumunda bulunduğunu söyledi.
Kamu bankalarının da ıstanbul’da görev yapabileceğini belirten Vorkink, şöyle devam etti:

”Ancak Merkez Bankası için kesin bir şey söyleyemeyeceğim, onun konumu farklı, çünkü dünya genelinde de bu konuda kesin bir kural yok, yani Merkez Bankasının ana merkezi bir ülkenin başkentinde de olabilir, ya da mali kuruluşların daha faal olduğu bir merkezde de olabilir, bu konuda Merkez Bankası ve ekonomi yetkilileri en doğru kararı verirler.”

EKONOMıDEKı DALGALANMALAR

Bahar aylarında olduğu gibi gelecekte de dalgalanmaların olacağına dikkat çeken Vorkink, ancak Türkiye’nin, makro ekonomik istikrar programı, dalgalı döviz kuru, yüksek oranda doğrudan yabancı sermaye girişi, Milli Gelire oranı düşüş trendi içinde olan borç yükü ve Avrupa Birliği reform süreci gibi ”şok emicileri”ne sahip olması nedeniyle bu dalgalanmaları kısa sürede atlatabileceğini, en son Eylül ayındaki mini dalgalanmanın sadece iki gün sürdüğünü hatırlattı.

VORKINK AYRILIYOR

2003 yılından bu yana Türkiye’de görev yapan Andrew Vorkink, görev süresinin dolması nedeniyle Kasım ayında Türkiye’den ayrılacak. Vorkink, Washington’da Amerikan Üniversitesi’nde Hukuk ve Kalkınma üzerine dersler vereceğini söyledi.

Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini ifade eden Vorkink, gelecek yıl Türkiye’ye tekrar dönerek öğretim üyesi olarak çalışmak isteğini söyledi. Vorkink, muhtemelen ıstanbul’da bir üniversitede öğretim üyeliği yapacağını da kaydetti.

www.hurriyet.com.tr