Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna Ziyareti: Ajandada Neler Var? – Habibe ÖZDAL

20 Mart 2015 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin
cumhurbaskani-erdogan-o-kanunu-onayladi-37911
Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 Mart 2015’te Ukrayna’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Kasım 2013’te Ukrayna’nın azledilen Cumhurbaşkanı Yanukoviç’in Ortaklık Anlaşması’nı imzalamayacağını belirtmesi ve Ortaklık Anlaşması Hazırlık Komisyonu’nu tek taraflı olarak fesh etmesi ile başlayan Ukrayna’daki krizde, süreç içerisinde 21 Şubat’ta Yanukoviç ülkeyi terk etmiş, Mart ayında Kırım Rusya tarafından ilhak edilmiş ve Ukrayna’da Mayıs 2014’te Cumhurbaşkanlığı, Ekim 2014’te ise Parlamento seçimleri yapılmıştı.
Önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi beklenen Ukrayna ziyareti çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ukrayna’da seçimlerden sonra göreve gelen yeni Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ve (21 Şubat sonrasındaki geçiş hükümetinin de Başbakanı olan) Başbakan Arseni Yatsenyuk ile yapacağı görüşmelerde ikili ilişkilerin masaya yatırılması, kısa ve orta vadeli yeni bazı projelerin gündeme gelmesi ve Ukrayna krizindeki son durum başta olmak üzere bölgesel meselelerin görüşülmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti iki ülke arasında 2011 yılında kurulmuş olan Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin (ÜDİK) dördüncü toplantısı çerçevesinde gerçekleşecek. 2011 yılındaki ilk ÜDİK toplantısında iki ülke arasında vize uygulamasının kaldırılması kararlaştırılmış ve 2012 yılında uygulamaya geçilmişti. ÜDİK toplantılarının ikincisi 2012’de, üçüncüsü ise 2013 yılında yapıldı. Hatırlatmak gerekirse Ukrayna dışında Rusya, Irak, Kazakistan ve Azerbaycan’ın da dahil olduğu 14 ayrı ülke ile ikili olarak kurulmuş olan ÜDİK’in amacı, ikili ilişkilerin kurumsallaştırılması ve her yıl düzenli olarak bir araya gelecek olan iki ülke Bakanlarının ticaretten bilime, eğitimden kültüre pek çok farklı alanda işbirliklerini geliştirmesi olarak belirlenmişti.
İkili ilişkilere genel bir bakış
Karadeniz bölgesinin iki önemli ülkesi Türkiye ve Ukrayna arasındaki siyasi ilişkiler, 1992’den bu yana bölge istikrarına hizmet edecek şekilde devam ediyor. Bu bağlamda iki ülke Karadeniz’deki BLACKSEAFOR ve Karadeniz Uyum Harekatı içinde yer alırken, uluslararası örgütlerde de birbirlerini destekleyici bir yaklaşım benimsiyor. Son olarak Ukrayna krizinin patlak vermesinin hemen ardından ülkeye giden ilk yabancı Dışişleri Bakanlarından olan Davutoğlu, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini belirtmişti. Ukrayna’da siyasi gelişmelerin her aşamasında Ankara ve Kiev’in diplomasiyi etkin olarak kullanmaları neticesinde Ukrayna’daki yeni yönetimle birlikte ÜDİK’in çalışmalarına ara vermeden devam etmesine de imkan sağlanmış oldu.
İki ülke arasında ekonomi alanındaki ilişkilere rakamlarla bakıldığında Türkiye’nin Ukrayna açısından önemli bir ortak olduğu görülüyor. Öyle ki resmi verilere göre 2014’ün ilk on aylık dönemi itibarıyla iki ülke ticaret hacminin yaklaşık olarak 4 milyar dolar düzeyinde olduğu görülüyor. Aynı dönem itibarıyla Ukrayna’nın Türkiye’ye yaptığı ihracat  yaklaşık olarak 2 milyar dolar iken Türkiye’nin Ukrayna’ya ihracatı ise 1,2 milyar dolar düzeyinde oldu. 2013 yılı sonunda başlayan ve devam eden Ukrayna krizinin ekonomik yansımaları nedeniyle ticarette azalma eğilimi dikkat çekiyor. Zira 2011 ve 2012 yıllarında iki ülke arasındaki ticaret hacmi sırasıyla 6,5 ve 6,2 milyar dolar düzeyinde iken, 2015 yılı için 20 milyar dolarlık hedef belirlenmişti. 2012’de Türk şirketlerinin imzaladıkları 19 ayrı anlaşma neticesinde yapılması planlanan yatırım miktarı ise 800 milyon doları bulmuştu [1].  Bölgesel ve küresel gelişmeler iki ülke arasındaki ticari faaliyetleri etkilemiş olsa da, Türkiye ve Ukrayna ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı niteliği, önümüzdeki dönemde ticaret hacminin artma eğilimini sürdürebileceğini gösteriyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacmine ek olarak karşılıklı yatırımlar da değinilmesi gereken bir diğer konu olarak karşımıza çıkıyor. Ukrayna’da yatırım yapan kayıtlı 600’den fazla Türk şirketi olduğunu ve sadece 2014 yılı ortası itibarıyla söz konusu şirketlerin yatırım miktarının 202,9 milyon dolar olduğunu belirtmek gerekiyor [2].   Bugüne dek Türk şirketlerinin Ukrayna’da yaptıkları yatırımların toplamına bakıldığında ise 2 milyar dolarlık yatırım yapıldığı ve Türk (özellikle inşaat) şirketlerinin 3,8 milyar dolarlık projeler üstlendiğini görüyoruz [3].
Toplumsal ve kültürel ilişkilere bakıldığında vize muafiyetinin de sağlanması ile turizm, önemli bir sektör olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2011 yılında 602 bin, 2012’de 634 bin, 2013 yılında ise 750 bin Ukraynalı turist Türkiye’yi ziyaret etti. 2014 yılında ise Ukrayna’daki kriz ve ülke ekonomisinde çalkantılar nedeniyle Türkiye’ye gelen turist sayısında % 13’lük bir gerileme yaşanması şaşırtıcı olmadı.
Türkiye’nin Ukrayna krizine yaklaşımı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ÜDİK toplantısı çerçevesinde gerçekleştirdiği resmi ziyaret Ukrayna krizi bağlamında Minsk 2 Anlaşması’nın imzalanması ve daha da önemlisi Ukrayna Parlamentosu’nun Doğu Bölgesine “özel statü” verilmesine, ancak “söz konusu uygulamanın uluslararası gözlemcilerin denetiminde Ukrayna kanunlarına uygun yerel seçimler yapıldıktan sonra hayata geçirilmesine karar verildiği” bir dönemde gerçekleşiyor.
Türkiye’nin Ukrayna’da yaşanan krize yönelik temel yaklaşımı hatırlanacak olursa, Ankara’nın anlaşmazlık konularını hassas dengeleri gözeterek ve adeta kriz yönetimi yaparak ele aldığı görülüyor. Öyle ki bir yandan Kırım’ın ilhakına karşı çıkılırken ve ilhak hukuki olarak tanınmazken diğer yandan ise bölgenin bir diğer önemli aktörü olarak Rusya ile “2000’lerin başından bu yana tesis edilmeye çalışılan işbirliği odaklı yaklaşımın” olabildiğince az zarar görmesi gözetiliyor. Türkiye’nin Ukrayna krizindeki en önemli çekincesi olan Kırım Tatarlarının siyasi-ekonomik ve kültürel koşulları ve durumları ise Rusya ile çatışmacı bir yaklaşım yerine diplomasi kanalları kullanılarak bir nevi güvence altına alınmaya çalışıldı/çalışılıyor. Türkiye’nin bu yaklaşımı, ne denli başarılı olduğu konusunda eleştiriliyor. Ancak başarılı bir dış politikanın anahtarının imkanlar dahilinde bütüncül ve tutarlı bir yaklaşım benimsemekten geçtiğini not etmek gerekiyor. Bu bakımdan söz konusu eleştirileri dile getirirken izlenilebilecek diğer politikaların olası sonuçlarını ve kazanımlarını düşünmek de gerekiyor. Son olarak belirtilebilir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti sırasında Kırım Tatarlarının önde gelen isimleriyle bir araya gelmesi de bekleniyor.
Sonuç olarak Türkiye ve Ukrayna arasındaki işbirliğinin, 2011 yılında yayınladığımız ve iki ülke ilişkilerini ele alan raporda [4]  da belirttiğimiz gibi, potansiyelleri açısından oldukça umut vadettiği ancak bugüne dek söz konusu fırsatların çeşitli nedenlerden ötürü tam olarak hayata geçiril(e)mediği görülüyor. 20 Mart 2015’te dördüncüsü düzenlenecek olan ÜDİK Zirvesi vesilesi ile Türkiye ile Ukrayna arasında yeni anlaşmalara imza atılması, yeni projelerin hayata geçirilmesi ve Ukrayna’nın içinden geçtiği çalkantılı süreçte bölgenin iki önemli aktörü olarak ortak vizyon geliştirme konusunda fırsat bulmaları bekleniyor.

http://www.usak.org.tr/