Bu Kriz, Yatırımcıyı Kaçırır mı?

17 Eylül 2008 Kapalı Yazar: admin

Konstantin Kravçuk ve Anna Sayçenko’nun yazdıkları bu makalenin çevirisini özetleyerek okurlarımıza sunuyoruz. 

 

Devlet
Başkanı Viktor Yuşçenko ile Başbakan Yulya Timoşenko arasındaki
çekişme, finans piyasasındaki düşüşü hızlandırdı. Ukrayna Borsası’nın
(PFTS) endekse, 2-9 Eylül tarihleri arasında, yani sadece bir hafta
içinde, yüzde 11,8 oranında düşerek, 479,16 puana geriledi. Yatırım
firmalarının uzmanları, siyasi istikrarsızlığın, yabancı yatırımcıları
ürküttüğünü ifade ediyorlar. Meseleyi daha da vahim hale getiren,
Ukrayna’nın Gürcistan’dan sonra Rusya’nın ikinci hedefi olacağı
konusunda yapılan yorumlar oldu. 

Bazı
ekonomistler, siyasi istikrarsızlığın sadece para piyasasına değil,
ülke ekonomisine de yabancı sermaye girişini yavaşlatacağından endişe
ediyorlar. Ukrayna Amerikan Ticaret Odası Başkanı Jorge Zukoski,
"olayların gelişimini önceden kestirmenin mümkün olmamasından ötürü,
Ukrayna’nın yatırım cazibesi konusundaki rekabet gücü, belirgin biçimde
azalmaktadır", diye bir açıklama yaptı. Ukrgazbank’ın Ymnetim Kurulu
Başkanı’nın danışmanı Aleksandır Ohrimanko da, "Projelerin bir kısmı,
dondurulacaktır. Pek çok yabancı yatırımcı, siyasi durum belirginleşene
kadar, buraya yönelik planlarını askıya aldılar", diyerek, Zukoski’nin
sözlerini doğruluyor. 

2006 ve 2007 yıllarında
yaşanan siyasi krizler, ekonomide kötümser bir tablo çizilmesine neden
olmamış ve Ukrayna’ya para akışı kesintiye uğramamıştı. O dönemde pek
çok işadamı, ekonominin ülkedeki sürekli siyasi krizlere karşı
bağışıklık kazandığını söylüyordu. 2007’nin Nisan ayında, Yuşçenko
parlamentoyu feshettiğini açıkladığında borsa sadece yüzde 6,9 oranında
gerilemiş, üstelik de kısa süre sonra, eski düzeyine dönmüştü. Hele 24
Mayıs’ta, yani İçişleri Bakanlığı’na bağlı Berkut timlerinin
Başsavcılık binasından içeriye daldıkları o karmaşık günlerde borsa
endeksi, Nisan ayı düzeyinin yüzde 7 üzerine çıkmıştı. 2007 yılının
Ocak – Mart döneminde ülkeye giren 1,25 milyar dolarlık doğrudan
yabancı yatırıma karşılık, Nisan-Haziran döneminde bu rakam, 1,74
milyar dolara fırlamıştı. 

2006 ve 2007
yıllarında, yani ülkenin yine siyasi krizlerle çalkalandığı dönemlerde
ekonomide iyimser bir tablo olmasını bankacılar, o dönemlerde dünya
çapında büyük bir finans krizinin olmamasına bağlıyorlar. Krişçatik
Bankası’nın Hazine Müdürü Aleksey Kozırev, "2006 yılında, tamamen başka
bir tablo sözkonusuydu: Avrupa ülkelerinin çoğunda ve ABD banka
sistemlerinde likidite bolluğunun olduğu o dönemde dünyada kredi
faizlerinin düşürülmesi eğilimi ortaya çıkmıştı ve o şartlarda 
uluslararası finans çevreleri, Ukrayna bankalarına kredi vermeye çok
daha istekliydi", diyor. Faizlerin artmasına ve yabancı sermayenin
çekilmesinin zorlaşmasına neden olan mali kriz, ancak 2007’nin ikinci
yarısında patlak verecekti. Bu yılı geçmiş yıllardan ayıran bir diğer
durum da, Ukrayna’da makroekonomik risklerin belirgin biçimde artmış
olması. Ukrayna’da bu yıl, son sekiz yılın en yüksek enflasyonu
yaşanıyor (Ağustos ayı verileri hesaba katılıp yıllık hesap
yapıldığında, 2008 enflasyonunun en az yüzde 26 olacağı görülüyor).
Standard & Poors’un uzmanları, Finans kuruluşlarının kredi
porföyündeki hızlı artışın, Ukrayna banka sisteminin kırılganlığını
arttırdığını söylüyorlar. Bunun dışında, dış ticaret dengesi, 2008’in
Ocak-Haziran döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,1 kat
artarak, 7,2 milyar doları buldu. 

Başka bir
deyişle, yatırımlarda azalmanın olması, bundan iki yıl öncesine göre
çok daha gerçekçi bir olasılık olarak karşımızda duruyor. Ukrayna’ya
yurtdışından gelen para akımı, şimdilik, dış ticaret açığını
kapatabilecek düzeyde. Devlet İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, bu
yılın ilk yarısında doğrudan yabancı yatırım miktarı rekor düzeye
ulaşarak, 6,92 milyar doları buldu. Ocak-Haziran döneminde para girişi
o kadar fazlaydı ki, Ukrayna Merkez Bankası döviz ve altın rezervlerini
5,42 milyar dolar arttırma imkanına sahip oldu. Nisan – Mayıs döneminde
hrivna, dolar karşısında 4,60’a kadar yükseldi. Fakat Ağustos ayından
itibaren herşey yerinde saymaya başladı. Ukrayna Merkez Bankası’nın
rezervleri, Ağustos ayında sadece 0,15 milyar dolarlık artış gösterdi.
Bunun dışında, hrivna yeniden dolar karşısında değer kaybetmeye
başladı. Uzmanlar, hrivnanın dolar karşısındaki değerinin bu yılın
sonuna doğru yeniden 5.00’e geleceğini öngörüyorlar. Şayet yatırım
akışı azalırsa, bu süreç daha da hızlı işleyebilir. 

V.I.P
kategorisindeki kişilere hizmet sağlamasıyla tanınan İsviçre Bankası
Lombard Odier, bu Ağustos ayında, Rus-Gürcü çatışmasından ötürü,
Ukrayna’da ofis açmayı ertelediğini duyurmuştu. Buna benzer kararı alan
yabancı yatırımcılar, şimdilik fazla değil. İşadamları, Ukrayna’daki
hisse senetlerinin yüksek gelir getirmesinden ötürü, yabancı firmaların
bir kısmının, ülkedeki siyasi istikrarsızlığa aldırış etmeden, buraya
yatırım yapmaya devam edeceklerini söylüyorlar. Telenor firmasının
Ukrayna Temsilcisi Trond Moe, "Ukrayna’daki yatırım iklimi, hiç de
ideal olmayabilir. Fakat burada uzun zamandan beridir iş yapmakta olan
yatırımcıları korkutmak, o kadar da kolay değil. Ukrayna, büyük
fırsatlar ülkesidir ve bu pazarda uzun zamandan beridir iş yapan
yatırımcılar, artık buradaki siyasi istikrarsızlıklara ve dramatik
olaylara alışmış durumdalar", diyor. Ama ne var ki, para
piyasalarındaki bu denge, yatırımcıların bir bölümünün bile
yatırımlarını dondurma kararı alması durumunda bozulabilir.

Siyasi
istikrarın bir diğer sonucu da, yabancı kredilerin faiz oranlarının
daha da artması olabilir. Reiffeisen Bank Aval’in Analiz ve Araştırma
Bölümü Şefi Dmitriy Sologub, "Ukrayna’nın yatırımcıların gözündeki risk
oranı, artmış durumda. Bu nedenle, bizim firmalarımızın yada
hükümetimizin uluslararası piyasalara tahvil sürmesi durumunda, bunun
karşılığında daha yüksek bir bedel ödemesi gerekecek", diyor. 

Siyasi
kriz, uzun dönemde, ekonominin büyüme hızının azalmasına neden
olabilir. Fakat, siyasi krizin sonuçlarının ekonomiye yansımasının
önüne hala geçebilme şandı var. Burada önemli olan, siyasi krizin daha
ne kadar büyüyeceği yada çözümün ne kadar çabuk sağlanabileceğidir.