Bir Fuarın Daha Ardından (TUSKON “Türkiye – Dünya Ticaret Köprüsü 2013”), Ali Bulut

2 Aralık 2013 Kapalı Yazar: admin

bir-fuarin-daha-ardindan-tuskon-turkiye-dunya-ticaret-koprusu-2013-ali-bulut
TUSKON tarafından düzenlenen “Türkiye – Dünya Ticaret Köprüsü 2013” programı 25-26 Kasım 2013 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti.

130 ülkeden 1450 ve Türkiye’den 1500 iş insanının bir araya geldiği ve ticari imkanları değerlendirdiği organizasyonda ana tema tarım ve gıda sektörleri idi.

Bende, tarım sektöründe faaliyet gösteren firmam ile bu organizasyona Ukrayna’dan katıldım ve bu bakış açısından izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazımı gördüğüm ürünlerden, yeni teknolojilerden ziyade sektörümde yeni hedef pazarlar, mevcut durum, imkanlar ve ikili görüşmelerim üzerinde yoğunlaştıracağım.

fotograf 23

Tarım ve gıda ürünleri üretimi, makine-ekipmanları, depolaması, lojistiği, pazarlaması ve dış ticareti konularında faaliyet gösteren firmaların katıldığı organizasyonda Afrika ve Asya-Pasifik ülkelerinden katılımın çok yüksek oluşu bu coğrafyalardaki ticari potansiyelin ve Türk iş dünyasının bu coğrafyalara olan ilgisinin adeta bir göstergesi idi. 1450 yabancı iş insanının 676’sı Afrika’dan, 221’si Asya Pasifik’tendi. Bu ülkelerden özellikle gıda ürünleri konusunda büyük talep vardı.

Küçük ve orta ölçekli Türk firmaları Afrika’da şirketlerini kurmuşlar, Türkiye ağırlıklı olmak üzere dünyanın her tarafından mal ithal edip, bulundukları yerlerde satmaktalar. Fuarda tanıştığım ve Gana’da faaliyet gösteren Karadenizli bir vatandaşımızın sahibi olduğu küçük bir şirket Çin’den salça ithal edip buralarda satıyor. Bu firmaya benzer katılımcı firmaların çokluğu ülkemiz adına mutluluk verici idi. Ancak, özellikle Çin’li şirketlerin, devletlerinin çok büyük yatırım, finans ve teşvik destekleri ile Afrika’da yaptıkları ticari atılım karşısında bizim küçük yatırımcılarımızın çabalarıfotograf 2 maalesef zayıf kalıyor.  8-10 sene öncesinde Afrika genelindeki büyükelçilik ve konsolosluklarımızın toplam sayısı 8 iken bugün sadece büyükelçiliklerimizin sayısı 32 ve THY’nin Afrika’da çok sayıda noktaya Türkiye’den direkt uçuşlarının olması mutlaka ki özel sektörümüzün buralardaki faaliyetleri için önemli katkılar sağlıyor. Ancak, bu atılımlar bu yeni pazarlara giriş ve söz sahibi olma konusunda yeterli değil. Yirmi sene öncesinde BDT ülkelerine giriş ve sonrası dönemlerde yaptığımız yanlışların, yaşadığımız sıkıntıların bu coğrafyalarda tekrar etmemesi ve etkili, önemli bir pazar payı alabilmemiz için devlet destekli politikaların yürütülmesi gerekmektedir ki bu amaçla atılan önemli bir adıma ilerleyen satırlarda yer vereceğim.

fotograf 4

2005 yılında 3,5 milyar dolar olan Türkiye’den Afrika’ya ihracatın bugün 11 milyar dolara ulaştığını ve buna ek olarak potansiyel rakamlardan halen çok uzak olduğumuzu düşünürsek Afrika pazarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Fuarda Afrikalı katılımcılar ile yaptığım görüşmelerde halı, seramik, gıda, tekstil, kozmetik sektörlerinde Türk ürünlerinin kaliteli ve marka imajına sahip olduğu izlenimini edindim. Afrikalı kadınların kozmetik kullanımlarının Türk kadınlarına göre üç kat daha düşük olduğunu ve halkın her gün artan gelir seviyesi ile beraber ilerleyen yıllarda en azından kozmetik sektörünün Afrika’da ne kadar büyük potansiyel bir pazar olduğu anlaşılıyor.

Demografik göstergeler, ekonomik büyüme hızı ve düşük rekabet ortamının firmalara hızlı büyüme sağlayabileceği gerçeği ile yola çıkarsak Bangladeş, Endonezya, Meksika, Pakistan, Vietnam ve Afrika geneli Türk iş insanları için yatırım yapılabilir ülkeler olarak öne çıkıyor.

20131127_160543Tarım sektöründeki potansiyeli ifade etme adına Dünya’da tarıma elverişli olup kullanılmayan tarım arazilerinin yüzde 60′ının Afrika kıtasında olması bu kıtayı sadece mal satılabilir ülkeler olmaktan çıkartmakta, tarım sektöründe yatırım yapılabilir ülkeler kategorisine koymaktadır. Afrika’da en fazla toprak alan ve kiralayan ülkelerin başında İngiltere, ABD ve Çin gelmektedir. Kongo ve Sudan ise kıtada en fazla toprak kiraya veren ülkeler konumunda. Kongo, yüzölçümünün dörtte birine eşit miktardaki 8,1 milyon hektar tarım arazisini şu ana kadar kiraya verdi. Türkiye bu yılın başlarında Sudan’da, 99 yıllığına 500 bin hektar tarım arazisi kiraladı. Beyaz Nil Nehri kenarında yer alan bu arazilerde, sebze ve meyve başta olmak üzere çeşitli tarım ürünleri yetiştirilecek. Araziler, ilerleyen günlerde Türk özel sektörünede açılacak. İşte bu ve benzeri devlet girişimleri Türk müteşebbisinin önünü açacaktır. Türk sermayeli “Omo Valley Farm” şirketi Etiyopya’dan 25 yıllığına 50 bin hektar tarım arazisi kiralayarak pamuk üretimi yapmaya başladı.

Hali hazırda dünya nüfusunun yüzde 82′si gelişen ekonomilerde yaşamakta ve yeni doğan bebeklerin yüzde 92′si bu ülkelerde doğmaktadır. 2030 yılı için yapılan tahminlerde dünya orta sınıfına 1 milyar yeni tüketicinin katılması beklenmekte ve bu sınıfın yüzde 93′nünde gelişen ekonomilerde yaşayacağını göz önünde bulundurduğumuzda iş insanlarımız için bu pazarların önemi daha net ortaya çıkmakta.

Kongo’da tarım sektöründe yatırım yapan bir İngiliz iş insanı ile yaptığım sohbette coğrafi yakınlık, verim, ürün çeşitliliği, yetişmiş insan gücü, lojistik konularında Kogo’ya göre daha avantajlı olan Ukrayna’ya niçin böyle bir yatırım yapmadığını sorduğumda Ukrayna üzerinde çok araştırma yaptığını ancak ülkedeki politik istikrarsızlığın, bir sene sonrasını görememesinin kendisi için Kongo’yu daha cazip kıldığını söyledi. Ukrayna’da iş yapan bizler için bu teşhis tabi ki acı bir tespit.

Organizasyonda yaptığımız görüşmeler neticesinde Ukrayna’dan tahıl ihracatı ile uğraşan ben ve diğer ihracatçı katılımcılar için de Afrika pazarı öne çıktı. Yemlik ürünler, düşük kaliteli buğday ve un bu ülkelerin ilk sıradaki talepleri arasında yer almaya devam etmekte.

Lojistik ve bankacılık sektörü kara kıtada yatırım yapılması gerekli konuların başında gelirken bu ülkelerdeki güvenlik, rüşvet, sağlık gibi konular yatırımcıların önündeki en önemli sıkıntılar olarak öne çıkmakta.

20131127_102833Sovyetler Birliği’nin siyasi yayılmacılık politikası kapsamında Afrika ülkelerinden geçmişte davet edilen öğrenciler artık ülkelerinde bugünlerin üst düzey devlet ve şirket yöneticileri konumundalar. Sovyetlerin dağılmasından sonra Rusya ve Ukrayna’nın bu öğrenci politikası bugünde kısmen devam ediyor ve hem eğitimin, yaşamın diğer Avrupa ülkelerine nispeten daha ucuz olması ve hem de öğrenci kabul şartlarının daha kolay olması Afrikalı öğrencilerin eğitim almak için tercih ettiği ülkeler konumundalar. Bu sebeple, Afrika’da yabancı iş insanları için Rusça bilmek önemli bir ayrıcalık ve Rus iş insanlarının bürokratik ilişki ve iş yapabilme imkanları çok yüksek.

Organizasyonun iki günlük Mersin etabında ise Ukrayna’dan gelen iş insanları olarak daha çok Anadolu’daki küçük firmalar ile tanışma imkanı bulduk. Ancak, şunu itiraf etmeliyim ki Anadolu’daki küçük firma diye tanımladığım bu firmaların neredeyse tamamı beklemediğim derecede dünya piyasalarını yakından takip 20131127_132354etmekteler ve iç piyasanın yanında ihracata da odaklanmış durumdalar. Heyetimizdeki Ukraynalı arkadaşlarımızın Mersin’deki gözlemleri sonunda niçin Türkiye’nin kısa bir sürede bu kadar büyük bir gelişim sağladığını anladıklarını ve bunu halkımızın çalışkanlığına bağlamaları beni ayrıca memnun etti.

TUSKON’un düzenlediği bu organizasyonda zaman zaman bazı aksamalar yaşanmasına rağmen bu ve benzeri fuarların kapsamlarının ve katılımcı sayısının arttırılması ile ilerleyen yıllarda ülkemizin gelişimine büyük katkıda bulunacağına inanmaktayım.

Ali Bulut
www.bulutali.com