Bayan Türk gazetecinin Ukrayna notları

7 Mart 2011 0 Yazar: admin
sehitlik1_copyHabertürk gazetesi yazarlarından Begüm Çelikkol, Lvov’a yaptığı geziden ilginç notları okurlarıyla paylaştı:

“Pek çok erkek arkadaşım oraya giderken, “Ne olur bavulunda yer ayır biz de gelelim”, “Senin kadın başına orada ne işin var?”, “Kadınlar oraya gitmesin” diyenler hatta “Orada uykuda karabasanlar geliyormuş” diye abartanlar bile oldu…. Hiçbirine aldırış etmedim, doğru Lviv’in yolunu tuttum… Hem de öyle böyle nispet yaparaktan değil! Bir kısım arkadaşıma da “Size oradan ne getireyim?” diye sorduğumda, “Kör topal tut kolundan bir kız getir” yanıtını verdi. Gülümseyerek anımsadım Lviv sokaklarında her kadın gördüğümde…

Evet… Lviv’e indik… Bütün tabelalar Ukraynaca yazılı. İngilizce’nin bir işe yaramadığını net bir biçimde anlamış olduk, “Geçmiş olsun” diyoruz… Bir geçmiş olsun da yanında Euro getirenlere… Euro’yu kabul etmiyorlar. Buraya indiğiniz gibi ilk işiniz bir döviz bürosu bulup hemen paranızı Grivni’ye çevirmek olsun. Yoksa alışverişlik bütün malzemelerden mahrum kalabilirsiniz…

Bu şehir tarih kokuyor… Biraz soğuk gibi geldi bana ama sokaklarda dolaşa dolaşa soğuğa da alıştık hatta sıcak bile gelmeye başladı…

2012’DE AVRUPA FUTBOL FİNALLERİ BURADA

Lviv Polonya sınırına 70 kilometre uzaklıkta. Pek çok özelliği var. Mesela Eurovision’da 2004 birincisi Ruslana burada doğmuş. Üstelik 2012’de Polonya ile birlikte Avrupa Futbol finallerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyorlar. Bu yüzden şehirde büyük bir hareket var. Büyük bir stad yapılıyor. Uçakla Lviv’e inerken bizim de ilk dikkatimizi çeken o stad olmuştu. Sokak tabelaları İngilizce olarak da yazılacakmış. Halkı İngilizce konusunda da ikna edeceklermiş…

Lviv gerçekten de çok ucuz bir yer. Üstelik gece dışarı çıkmakta bir sorun yok. Gayet güvenlikli. Doya sıya dolaşabilir, ucuz bir biçimde alışveriş yapabilirsiniz… Kadınları ise inanılmaz derece şık. Çok farklı giyim tarzları, sanki yollar podyum onlar da birer manken…

PARKTA GEZİNTİ

“İnsanları soğuk” diyenlere aldırmayın, alışveriş yaptığınız yerde satış personelleri ellerinden geldiği kadar yardımcı oluyorlar. Üstelik bence şu aralar Lviv’in tam zamanı, kar harika. Hele ünlü Grand Oteli’nin karşısındaki büyük parkta kar altında dolaşmak müthiş keyif veriyor. Alın elinize bir kahve ve burada temiz havayı içinize çekin…

“Tarih kokan şehir” dedik… Çünkü bütün binalar tarihi… Hele ki bir opera binası var sormayın gitsin… Şehrin tam merkezindeki bu bina hem en güzel gösterileri izleyebileceğiniz bir yer hem de şehrin en tarihi binalarından. Sadece Perşembe günleri gösteri yok, diğer bütün günler birbirinden güzel gösteriler sahne alıyor. Bizim burayı gezdiğimiz gün Perşembe idi. Yalnızca bir prova izledik, ondan da müthiş keyif aldık… Vysokyi Zamok yani Yüksek Kale… 220 merdiven çıkıyorsunuz ve şehrin en yüksek noktasına varıyorsunuz. Buradan çevreyi izlemek ise ayrı bir keyif veriyor insana.

OTELLER 2 ODA BİR SALON

Bu şehrin otelleri de bir ilginç. Mesela otel odasında iki oda bir salon bulunuyor. Odaların büyüklüğü ilk başta sizi korkutsa da sonradan alışıyorsunuz hatta eviniz gibi rahat etmeye başlıyorsunuz. Odaların mobilyaları eski klasik tarzda…

Rehberimizden ilginç bir bilgi daha öğreniyoruz. Mozart’ın oğlu Franz Xaver Wolfgang Mozart Lviv’e yerleşip müzik çalışmalarını burada devam etmiş. Shinder’in Listesi, Blue Moon, KThe Girl in the Green Sweater ve Everyting is Illumitaned gibi filmlerin plato çalışmaları bu şehirde yapılmış.

Nazi işgalinden önce bu kentte büyük bir Musevi azınlık varmış. Fakat bu azınlık işgal sırasında Krakov’da bulunan toplama kampına gönderilmiş. Şehirde ayrıca çok fazla Ermeni de yaşıyor. Şehirde bir de İskoç Kahvehanesi var ki, burası matematiğin göbeği. Stefan Banach, Stanislaw Ulan, Hugo Steinhaus bilim adamları tartışmalarını burada yaparmış. Burada bir mola vermek hiç de fena olmaz.

SİGARA YASAĞI YOK

Bu bölgede sigara yasağı yok. Kapalı mekânlarda sigara içiliyor. Hatta kentte hemen hemen herkesin elinde sigara var. Bu biraz dezavantaj gibi görünüyor. Biz de oradaki halk için üzülüyor ve yürümeye devam ediyoruz… Vernisazh Pazarı’na geldiğimizde şahane ürünler bizi bekliyor. Matruşkalar, hediyelik eşyalar. Bir girdiğinizde çıkasınız gelmiyor. Her şey çok ucuz. Hatta sıkı pazarlıkla yarı yarıya indirim bile yaptırmanız mümkün.

TÜRK ŞEHİTLİĞİ

Lviv’e 45 dakika uzaklıkta bir Türk şehitliği var… Pazardan çıkıp burayı ziyaret etmeye gidiyoruz. Ekim 2008 tarihinden itibaren bakıma alınan 6 şehitliği bir yılda gezen turist sayısı 100’ü geçmiyor. Hürrem Sultan’ın doğduğu şehre 15 dakika uzaklıktaki şehitlik tüylerimizi diken diken ediyor. Galiçya Cephesi sınırları içerisinde kalan şehitlik pek çok acı hikâyeye sahne olmuş. Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerimizden bazıları burada açlıktan bazıları dondurucu soğuktan hayatını kaybetmiş… Şehitliğin bakıma alınmasında THY, Kiev Türk Büyükelçiliği askeri ataşesi ile Ukrayna’da bulunan Türk işadamlarının büyük katkısı olmuş.

BİR TÜRK LOKÂNTASI

Lviv’de yürürken tanıdık bir isim karşımıza çıkıyor. “Bosphor”… “Acaba Boğaz’la bağlantısı var mı?” diye düşünürken rehberimiz şehrin tek Türk restoranı olduğunu söylüyor. Fırsatu kaçırmadan hemen içeri giriyoruz. İçeride sadece Tarkan, Mustafa Sandal ve Rafet El Roman çalınıyor. Garsonlar ise Ukraynalı. Restoranın sahibi Sivaslı Rafet Bey 18 yıldır burada yaşıyor. Yemekler daha çok kebap, lahmacun üzerine. Çorbalar ise leziz. Burada bir Türk restoranı görmek ise bizim için ayrı bir keyif oldu.

UCUZ TATİL

Sakin, sessiz, stressiz bir şehir burası. Tam kafa dinlemek için ideal. Üstelik uçak biletleri Türkiye’den de çok uygun. Şehir ucuz, oteller ucuz… Lviv’de kesenize zarar vermeden bir tatil geçirmeniz mümkün.”(haberturk.com)