Avrupa’nın kalbindeki saatli bomba

17 Kasım 2012 Kapalı Yazar: tuidnews

Son dönemde gündemden düşmeyen hasta adam açıklamaları gözleri Fransa’ya çevirirken, ülkenin büyük risk unsuru olduğu belirtiliyor

Son dönemde Avrupa’nın hasta adamı konuşmaları gündemde daha fazla yer almaya başlaması gözlerin bu bölgeye çevrilmesine neden oldu.

Almanya Maliye Bakanı Scheauble’nin Avrupa’nın hasta adamının Fransa olmadığını açıklaması ardından dün gelen büyüme rakamları sonrasında Fransa Maliye Bakanı’nın kendilerine yöneltilen yorumlara sert çıkışı takip edildi. Fransa Maliye Bakanı Moscovici’nin kendilerinin neden İspanya ve İtalya gibi önlemler almadıklarını sormalarına kendilerinin dünyanın 5’3inci büyük ekonomisi olduğunu belirterek cevap vermesi “orda neler oluyor?” dedirtti.

İspanya ve İtalya’dan sonra sıradaki ülkenin Fransa olabileceği yönündeki spekülasyonları bir süre önce çok duymuştuk.

17 üyeli euro birliğinin çökme tehlikesi şimdilik hafiflemiş gibi görünse de Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İtalya üzerindeki reform ve bütçe kesintisi baskılarının nasıl patlak verdiğini bu hafta herkes gördü. Fakat şimdi gelinen noktada daha büyük bir problem olarak Fransa görülüyor.

Her zaman için Avrupa’nın kalbi olarak görülen Fransa’da tek para birliği eski liderlerden François Mitterand tarafında tartışma arenasına taşınmıştı. Bölgenin Almanya’nın egemenliğinden sıyrılması ve Fransa’yı cesaretlendirmesi düşüncesi ile Mitterand görüşmelere destek verirken oluşan birlik Fransa’ya önemli ölçüde fayda sağladı. Borçlanma maliyetlerinde rekor düşük seviyeler ile Akdeniz’de yaşanan sıkıntılardan korunan Fransa Mitterand’dan sonra ilk sosyalist cumhurbaşkanı François Hollande euro krizinde liderliği korumaya çalışıyor.

Ekonomisi git gide savunmasız hale gelen Fransa yıllar içinde Almanya ile rekabetçilik bazında yerini koruyamadı. Almanya sert kesintiler ile büyük reformlar yaparken Fransa bu gelişmelere uzak kaldı.

Birliğin diğer ülkelerinde kesintiler son sürat devam ederken Fransa’da kamu harcamaları ve borçlar arttı. Ülkenin borçluluğu GSYH’nın yüzde 57’sine gelerek birliğin en yüksek seviyesine ulaştı. Ülkede para birliğinin kurulduğu dönemin başından beri bakıldığında ürkütücü bir artış dikkat çekiyor. İlk dönemlerde yüzde 22 olan kamu borcunu GSYİH’ye olan oranı şimdi yüzde 90 seviyesine çıkmış durumda.

Ülkede iş ortamında da kötüleşme dikkat çekiyor. Fransız firmaları işgücü, ürün ve piyasa maliyetleri altında ezilmeye başladı. Euro Bölgesi’nin en yüksek sosyal masrafları ve yüksek vergiler ülkeden kaçışlara neden olmaya başladı. Büyük şirketlerin kendilerini korumak için daha düşük vergisi ülkeler kaçtığı haberleri artarken artık yaşayan halkın da arayış içinde olduğu gözleniyor. Yeni kurulan şirket sayısının düştüğü ülkede az sayıda küçük girişimci bugün istihdam güçlendirirken ülkenin motoru haline geldi. Dün gelen verilerde zor da olsa resesyondan sıyıran Fransa ekonomisi için gelecek yılın o kadar da parlak olmadığı ortak görüş.

Bir başka ortak görüş ise Hollande’ın cesur adımlar ile yeni reform planlarını ortaya koymaması halinde sürecin daha da kötüye gideceği yönünde.

FRANSA’DA EKONOMİK KRİZİN FATURASI YABANCILARA KESİLDİ
Fransa’da ağırlaşan ekomomik kriz, yabancı düşmanlığını artırdı.

Haftalık siyasi L’express dergisi son sayının kapağında’aile yardımı bürosunun önünde bekleyen başörtülü kadına yer vererek “Göçmenliğin gerçek maliyeti” manşetini kullandı. Dergi, özellikle Kuzey Afrika’dan gelen göçmenlerin Fransa’ya maliyetlerinin yüksek olduğunu belirterek, herhangi bir vasfı olmayan bu göçmenlerin ülkeye bir katkı sağlamaktan ziyade yeni yük oluşturduklarını belirtti.

Tepkiler üzerine açıklama yapan yazı işleri müdürü Christophe Barbier, “Kanada veya İsveç’ten çalışmak için gelenler sorun teşkil etmiyor. Ama Akdeniz’in güneyinden gelenler ekonomi üzerinde yeni yükler getiriyor.” dedi.

Dergiye tepki gösteren birçok yabancı kuruluş ise dergiyi, başörtülüleri ötekileştirerek İslam’ı hedef seçmekle suçladı.