Anlıatamer’den Privatbank yorumu: “En ‘özel’ banka devletleştirildi”

26 Aralık 2016 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

Kariyerini uzun yıllardır Ukrayna’da sürdüren bankacı Onur Anlıatamer, Ukrayna’nın en büyük bankası Privatbank’ın devlet kontrolüne geçmesiyle ilgili UkraynaHayat.Com için bir makale kaleme aldı. İşte Anlıatamer’in konuyla ilgili değerlendirmeleri:

En “Özel” Banka Devletleştirildi

PrivatBank (Türkçeye “Özel Banka” olarak da çevrilebilir) bağımsızlığını yeni kazanmış Ukrayna’nın ilk özel bankalarından biri olarak 1992 yılında kurulmuş. Ama onu asıl özel kılan Ukrayna’nın açık ara en büyük bankası olması. 272 milyar grivnalık aktif büyüklügü ile onu takip eden devlet bankası Oschadbank’ın neredeyse 1.5 katı, sıralamada kendisine en yakın özel bankanın ise 5 katı büyüklüğünde bir bankadan bahsediyoruz.

İşte bu özel banka geçtiğimiz pazar gecesi birçok kişinin sürpriz olarak algıladığı bir kararla devletleştirildi.

Peki bu karar sürpriz miydi? Aslına bakarsanız bankacılar ve finans çevreleri için bu karar hiç de şaşırtıcı olmadı. Neredeyse son 2 yıldır gündemde olan, çeşitli zamanlarda üst düzey devlet yetkililerinin de dillendirdiği Privatbank konusu bu şekilde resmen karara bağlanmış oldu.

Bilindiği üzere başta IMF olmak üzere Ukrayna’ya kredi açmış tüm kreditörler bankacılık sektörünün yapılandırılması için hükümete ve Merkez Bankası’na (NBU) baskı yapıyor, uyarılarda bulunuyorlardı. Bu sebeple NBU içinde bulunduğumuz son 2 yılda 80’nin üzerindeki bankanın lisansını iptal etti. Zira 100 milyar doların altına inmiş bir ekonomide düşük sermayeli, sahiplik yapısı belirsiz, cep bankası olarak nitelendirilen onlarca banka hem gereksiz risk yaratıyor hem de bankacılık sistemine duyulan güveni sarsıyordu.

Nitekim NBU bu yıl aldığı kararlarla hem bankaların minimum sermaye yükümlülüklerini yükseltti, hem de bankaların sahiplik yapısını ve ilişkili şahıs ve firmalarla olan işlemlerini yakın incelemeye aldı.

Ayrıca yine IMF’in tavsiyesi ile tüm bankalara stres testi uyguladı.

Privatbank’ın devletleştirilmesine giden süreçte geçtiğimiz eylül ayında yapılan stres testinin sonuçları ve elbette ki yukarıda bahsettiğim ilişkili şahıs ve şirketlere verilen yüksek tutarlı krediler düğmeye basılması için en önemli sebepler oldu.

Peki bir banka iştirakine veya grup firmasına kredi veremez mi? Bunun cevabı, “elbette verebilir”. Ancak bankacılıkta birçok işlemin limiti olduğu gibi bunun da bir limiti var. Ukrayna Bankacılık Mevzuatı’na göre bankalar sermayelerinin ancak %25’ine kadar ilişkili şirketlere kredi kullandırabilir.

Bu noktada “ilişkili” olmak durumu oldukça geniş bir kavram, zira banka yöneticisinin yakın akrabasının firması da “ilişkili” olarak nitelendirilir. Dolayısıyla Merkez Bankası özellikle ilişkili veya ilişkili olabilecek firmalarla olan işlemlere özel bir dikkat göstermektedir.

Nitekim Privatbank örneğinde tüm kredi portföyünün %80’nin ilişkili şirketlere verilen kredilerden oluştuğu söylenmektedir. 180 milyar grivnalık portföyde bu rakam yaklaşık 144 milyar grivnaya denk geliyor. Kaba bir hesapla mevcut sermayenin 5 katı büyüklüğünde, mevcut limitin ise 20 kat üzerinde bir kredi rakamından bahsedildiğini duyunca bir bankacı olarak şok olduğumu söylemem lazım.

Peki bundan sonra Privatbank’ı ve ülke ekonomisini neler bekliyor?

Yeni yönetim işbaşı yaptıktan sonra kendilerini uzun ve zorlu bir süreç bekliyor. Bankanın büyüklüğü itibarıyla olası zararın tespiti aylar, belki de yıllar alacaktır. Bu süreçte yeni yönetim gerek operasyonel, gerekse muhasebesel birçok sürprizle karşılaşabilir.

Merkez Bankası ve Devlet Başkanı Poroshenko’nun yaptığı “Privatbank mevduatlarına %100 devlet garantisi” açıklamaları şok etkisi yaratabilecek mevduat, dolayısıyla likidite çıkışını engellese de toplam mevduatların %70’ini oluşturan vadeli mevduatlarda vadeler geldikçe çıkışların olabileceğini öngörmek için uzman olmaya gerek yok.

Bu mevduatlar taahhüt edildiği gibi gününde ödenebilir ve sistem içinde kalır ise (yani başka bankalara yatırılır ise) kısa vadede ekonomik bir daralma yaşanmayacaktır.

Ancak Privatbank olası zararları bankanın eski sahiplerinden tahsil edemezse fatura yine halka çıkacak demektir. Telaffuz edilen 5-6 milyar dolarlık sermaye eksiği zaten açık veren bütçede ciddi bir yara açacaktır. Bu noktada IMF başta olmak üzere batılı kreditörlerin söz konusu zararların tahsil edilmesi yönünde hükümete ciddi baskı uygulayacağını düşünüyorum.

Son olarak bir de not düşelim. Privatbank büyüklüğüne rağmen hantal yapısından teknoloji yatırımlarıyla sıyrılabilmeyi başarmış bir banka. Bankanın bilgi işlem departmanından sorumlu yöneticisi Dmytro Dubilet otuzlu yaşlarının başında genç bir yönetici. Aynı zamanda bankanın (artık eski) Genel Müdürü Olexandr Dubilet’in de oğlu. Yeni devlet portalı “iGov”’un oluşumunda da proje müdürü olarak görev almış Dmytro, ekibiyle beraber Privatbank’ta çok güzel işler çıkardı. Büyük ihtimalle kendisine yeni yönetimde yer vermeyeceklerdir.

Oschadbank ile birleşme söylentilerinin döndüğü bugünlerde Privatbank içindeki anahtar personelin kaybı operasyonel risklere yol açabileceği gibi “know-how”, yani bilgi kaybına da yol açacaktır.

Oysa ki artık diğer devlet bankalarıyla aynı takımda mücadele eden Privatbank, teknolojisi ve sektöre getirdiği yeniliklerle hantal ve bürokratik devlet bankalarına yeni bir soluk getirebilir.

Onur Anlıatamer

 

http://ukraynahayat.com/