”AÇLIK FELAKETİ (GOLODOMOR) 1932-1933”

25 Kasım 2006 0 Yazar: admin

Image

Ukrayna bugün Açlık Felaketi (Golodomor)’da hayatını kaybedenleri anıyor.

 “Açlık Felaketi (Golodomor)” 1932-1933. Ukrayna Halkı’nın yaşadığı gerçek bir felaket…

Bugün tarihçiler dahi felakette kaç kişinin hayatını kaybettiğini kesin olarak açıklayamıyorlar. Ancak rakamlar 7-10 milyon insanın bu felaket sırasında hayatını kaybettiğini söylüyor.

Felaketin boyutlarını daha iyi anlamak için istatistiklere kısaca gözatmak gerekiyor. Şöyle ki; 1930 yılında, halk hükümete 400 milyon adet, 1931 yılında 390 milyon adet ekmek veriyor, ancak 1932 yılında verilebilen ekmek sadece 132 milyon adet. Bunun nedenlerini tarihçiler hala araştırıyor, tartışıyor. Ancak sonuçları konusunda herkes hemfikir; “1932-1933 yılları arasında Ukrayna’da milyonlar açlıktan hayatını kaybetti ”.

İstatistiklere devam edelim, 1929-1932 yılları arasında ülkenin hayvan stoklarının %60’tan fazlası tükenmiş durumda. Üretim yapılamıyor, yem yok. Hayvanlar açlıktan ölüyorlar.

Moskova’nın o dönemki tarım politikasını bir kısım tarihçiler Ukrayna’ya karşı yapılmış bir sabotaj olarak nitelendiyor. Ancak bir çok tarihçi bu görüşe katılmıyor. Buna göre 1932 yılının sonbaharında merkezi yönetim Ukrayna’ya V.M. Molotov başkanlığındaki acil durumlar komisyonunu gönderiyor. Komisyonun öncelikli görevi merkezi yönetimin istekleri doğrultusunda tarım politikasının uygulanmasını sağlamak. NKVD (İçişleri Halk Komiserliği), Kızıl Ordu ve merkeze bağlı diğer birimler de bu komisyonun bünyesinde görevliler. Yapılan çalışmalar sonucunda halktan merkezi yönetime 1932 ve 1933 yılları arasında 132 milyon adet ekmek toplanabiliyor. (Toplanan ekmekler daha sonra belli bir program çerçevesinde birlik içinde dağıtılıyor.) Molotov ekmeklerin hangi yollar alınırsa alınsın toplanmasını emrediyor, direnen ise ağır şekilde cezalandırılıyor. Ekmek veremeyenlerden et, patates, tohumlar ve diğer tarım ürünleri tüm evlerin bodrum katlarına ve kilerlerine girilerek toplanıyor ve halk kendi kendine üretim yapamaz hale geliyor. Tarlalar iki sene boyunca hemen hemen hiç ekilmiyor.

Ancak bu uygulama sadece Ukrayna’da gerçekleştirilmiyor. Ukrayna’nın yanı sıra, SSCB’nin diğer bölgelerinden Aşağı Pavolje, Kuzey Kafkaslar, Dona ve Kubani Bölgeleri’nde yaşayan halklar da felaketten fazlası ile etkileniyorlar.

Tarihçilerin bildirdiklerine göre bu dönemde aileler tüm fertleri ile hayatların kaybediyorlar, imkanı olanlar çocuklarını şehirlerdeki (Tabii ulaşabilirlerse) hastanalere ve çoğu zaman hastane bahçelerine terketmek zorunda kalıyorla. Ulaşabilirlerse deniyor, çünkü o dönemde gerekli evrakı olmayan köylüler yaşadıkları yerleri terk edip şehirlere gidemiyorlar. Köylerden kaçamıyorlar çünkü bu yasaklanmış durumda ve güvenlik kuvvetleri yerleşim birimlerinin sınırlarında sürekli denetim yapıyor.

Bu dönemde merkezi yönetim, bugün tarihçiler tarafından “Beş Başak Yasası” olarak adlandırılan bir yasa çıkartıyor. Bu kanun uyarınca şehirler ve köyler arasında seyahat sadece gerekli dökümanları ya da izinleri olan Sovyet vatandaşları tarafından yapılabilecek. Ancak söz konusu gerekli belgeler köy sakinlerinde zaten bulunmuyor ve  insanlar köylerinden kaçıp yiyecek bulup hayatlarını kurtarmayı başaramıyorlar. Bu tür bir uygulama (İzne tabi dolaşım)  Çarlık Dönemi’nde 1861 yılındaki toprak reformundan  beri yürürlüğe hiç konulmamış.

Bu dönemde Stalin bir konuşmasında şunları söylüyor: “Her kim ülkede açlık yaşanıyor diyorsa o SSCB’nin düşmanıdır.” Bu dönemde SSCB’nin kapılarının dünyaya kapatıldığını ve bu konu ile ilgili hiçbir uluslararası yardım talebinde bulunulmadığını hatırlatmak gerekiyor.

Bugün tarihçiler Ukrayna’da (Ve tabii açlığın yaşandığı diğer bölgelerde) yaşanan “Açlık Felaketi” konusunda farklı görüşlere sahipler. Sorumlusunun kim olduğu, neden bu olayın yaşandığı hakkında hala bir görüş birliği sağlanabilmiş değil. Kimi tarihçiler olaylardan o dönemki Stalin Yönetimi’ni (Ve Rusya’yı) sorumlu tutar ve olayları “soykırım” olarak nitelendirirken, bir kısım tarihçiler ise olayın sadece Ukrayna’da değil tüm SSCB’de yaşandığını dile getirerek yaşananları “Açlık Felaketi”olarak nietelendirip konuyu Stalin ve Rusya ile ilişkilendirmekten kaçınıyor.

Tarihçilerin bu tavrı günümüzde Ukrayna’daki siyasi partilere de yansımış durumda. Ukrayna Parlamentosu’nda bu konuya dair alınabilmiş bir karar henüz yok.

Konu ile ilgili BM bünyesinde girişimlerde bulunuluyor ve BM’nin karar alması isteniyor. (Bu durumun yakın zamanda gerçekleşmesi oldukça zor görünüyor).

Öte yandan dünyadaki 50 ülke 1932-1933 yılları arasında yaşanmış olayları soykırım olarak nitelendiriyor. Bu ülkeler arasında Türkiye bulunmuyor.

 

Bu tür insanlık felaketlerinin siyasi bir hal alması konunun gerçek sebeplerine ulaşılmasını ne yazık ki zorlaştırıyor.

 

Podrobno: Novi Dovidnik: İstoriya Ukrayin.-K.: TOV “Kazka”, 1005.-c.549-552