‘ABD ve Türkiye ile işbirliği güven veriyor’

25 Aralık 2014 Kapalı Yazar: TUİD WebAdmin

Furkan_01_1

Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Makedonya ziyaretinde ana gündem ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi oldu. Türkiye Makedonya’nın ihracatında yüzde 1.2’lik payıyla 13. sırada. Türkiye’nin ihracat sıralamasında ise Makedonya 8. sırada. Davutoğlu 23 Aralık’taki ziyaretinde “ikinciliği bile kabul etmem” diyerek, bir türlü ulaşılamayan 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefinin bir kaç yıl içinde yakalanmasını istedi.

Ülkenin dış yatırımlarından sorumlu ismi bir Türk. Makedonya Hükümeti’nin en genç bakanı ünvanını taşıyan Türk kökenli Furkan Çako aynı zamanda hükümet ortağı Türk Demokratik Partisi’nin gelecekteki lider adaylarından biri olarak görülüyor. Çako, Üsküp’te Aljazeera‘nin sorularını yanıtladı.

Türkiye Başbakanı Davutoğlu’nun ziyaretini nasıl yorumluyorsunuz?

FURKAN ÇAKO KİMDİR?

Furkan Çako 1985 yılında Makedonya’nın Gostivar şehrinde doğdu. Bu şehirdeki Türk okullarında eğitimini tamamlayan Çako, üniversite eğitimine ise Türkiye’de devam etti. Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Çako, yüksek lisansını Slovaka’da Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Anabilim dalında tamamladı. Ulusal ve Uluslararası birçok konferans, seminer ve çalıştayda aktif olarak görev alan Furkan Çako aktif olarak İngilizce ve Türkçe dillerinde farklı gazete ve dergilere makale ve yorum yazıları yazıyor. Furkan Çako, en son Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir’in Dış Politika Danışmanı olarak görev yapmaktaydı. Çako 6 Haziren 2014’te devlet bakanlığı görevine getirildi. Çako, iyi derecede Makedonca, Arnavutça, Sırpça-Hırvatça, İngilizce, Slovakça ve Rusça biliyor.

Biz kendisini Eylül ayında ziyaret etmiştik, Başbakanımız Gruevski ile birlikte. İlk kabul ettiği heyettik. Dolayısıyla hemen bu kadar kısa bir süre sonra iade-i ziyaret yapması çok önemli. Hem Makedonya için, hem Balkanlar bağlamında vereceği mesaj bağlamında çok büyük anlamı var.

Uzun süredir Türkiye ile Makedonya arasındaki ticaret hacmi 400 milyon dolar seviyesinde, 1 milyar dolara taşınması hedefini gerçekleştirmek için neye ihtiyaç var?

Ticaret hacmimiz 500 milyon dolar civarında, bunun yıl sonu itibariyle özellikle 700 milyon dolar seviyesine geldiğini söyleyebiliriz. İnanıyorum ki 2015 yılı çok yoğun geçecek bu ticaret hacminin yükseltilmesi için. Özellikle Ocak ayında Türk şirketletlerinden yeni yatırımlar gelecek tekstil alanında. Onlar çok büyük bir katkı verecek Makedonya ekonomisine.

Onun dışında 2015 yılı içerisinde özellikle Makedonya Türkiye İş Forumu düzenlenmesi öngörülmekte. Bunların daha sonraki süreçlerde, bireysel anlamda holding sahiplerini, işadamlarını tetiklemesi ve somut anlamda da yatırımlara dönüşmesini bekliyoruz.

Türk iş adamları Makedon hükümetinden daha çok neyi talep ediyor?

Bizim hükümetimizin dış yatırımcılara sunmuş oldukları vergilendirme imkanları olsun, teşvikler olsun….Gümrük Birliği üyesi olduğumuz için, özellikle Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığımız için çok uygun şartlarımız var.

Bu anlamda çok büyük bir talepleri yok. Ama bir takım bürokratik süreçlerde yavaşlamalar oluyor. Onların hızlandırılması gerektiği konusunda talepler geliyor.

Bizim hükümet olarak bu konuda gerek Başbakanımız, gerek diğer bakanlar, bizim de çalıştığımız bu bakanlık bunları karşılamak için birebir her gün kendileriyle görüşüyoruz. Yalnız bizim de Brüksel’e, AB’ye tabi olduğumuz birtakım konular var, onlar aslında biraz bu şeyleri çıkartıyor ama onun dışında hiçbir sıkıntımız yok. Dolayısıyla hükümet ağzı ile konuştuğum için değil ama gerçekten çok olumlu bir hava var dış yatırımcılar için.

Makedonya son bir kaç yıldır ekonomik dönüşüm için ciddi çaba sarfediyor. Nereden nereye geldi?

2008 yılından bu yana, siyasi istikrar açısından aynı hükümet devam ediyor. Bu bir olumlu gösterge dış yatırımcılar için. Bu hükümetlerin yapmış oldukları köklü ekonomik reformlar var.

Mesela Makedonya bugün sadece kendi özelinde değil, Güneydoğu Avrupa Bölgesi nezdinde baktığınızda en iyi iş yapılabilir ülke durumunda. Vergileri en düşük olan ülke. Serbest ekonomik ve ticaret bölgelerinde sunmuş olduğu teşvikler bağlamında da en uygun ülke konumunda.

Bizde ABD’den, Avusturya’dan, Hollanda’dan yatırımcılar var. Ve bunlar hatta ön sıralardalar. Türkiye ile aramızda çok yakın ilişkiler olmasına rağmen bu bağlamda Türkiye ön sırada değil. Biz de dolayısıyla Türkiye’yi daha yüksek yerlere çekmeye çalışıyoruz.

Makedonya’nın isim sorunu nedeniyle karşılaştığı AB ve NATO üyeliği sorunları sizin yabancı yatırımcıyı çekmenizi ya da ekonomik anlamda kalkınmayı zorlaştırmıyor mu? Daha çok çaba sarfetmenize neden olmuyor mu?

Bir kere AB üyesi olmamış olmamız, daha fazla siyasi koşullardan dolayı kaynaklanıyor ve siyasi etkileri de var. Ekonomik bağlamda nispeten daha olumsuz etkileri var.

Bizim AB üyesi olamamamız biraz belki de Balkanlar hassas noktadır biliyorsunuz kimi güvenlik sorunlarını tetikleyebilir. Yatırımcıların gözünde “güvenli ülke değil” diye anlam gelebilir.

NATO’ya üye olmamış olmamız da tabii yatırımcıların gözünde, belki biraz tedirginlik yaratabilir. Ama ülkenin ABD ile stratejik ortaklığı var. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti ile de stratejik anlaşması var. Bu anlaşmalar Makedonya’nın güvenliğini de garanti altına almış oluyorlar. Bu da yatırımcılara ek bir güven vermiş oluyor.

Bunun dışında Makedonya’da bankacılık sektöründe büyük bir isim olan Halkbank var. Bu Türk ve diğer yatırımcılara güven veriyor. Makedonya’da Sütaş, Cevahir Holding, Limak var. Bu gibi kuruluşların burada olmaları da dolayısıyla diğer yatırımcılara güven veriyor.  AB ve NATO üyesi olmamış olsak bile.

Ukrayna’da yaşananların size ve bölge ülkelerine ekonomik ve siyasi etkisi ne oldu?

Siyasi olarak Ukrayna’da yaşanan krizin özel olarak Makedonya’da yakından ve içten etkilediğini düşünmüyorum. Ekonomik anlamda ise etkilediğini düşünüyorum ama olumlu anlamda.

Çünkü bizim dış yatırımcıların Makedonya’ya gelmeleri için iyileştirdiğimiz bu ekonomik havayı, Ukraynalılar belki biraz daha önce yaptılar. Ve bu bağlamda çok dış yatırımcı gitti oraya. Ama güvenlik nedeninden dolayı şimdi onlar dislocation (yer değiştirme) yapıyorlar, başka bir yere gitmek istiyorlar. Dolayısıyla biz de Makedonya olarak onları Makedonya’ya çekmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda somut olan yatırımlar da var. Halihazırda orada işlerini durdurup da Makedonya’ya gelen iki üç firma bulunuyor.

Son seçimden sonra hükümet ile muhalefet arasında gerilim var. Muhalefet partileri hükümeti protesto ederek Meclis’e girmiyor. Bu durum ülkede tüm kesimler üzerinde tedirginlik yaratıyor mu?

Makedonya’da yaşayan Türk azınlık üzerinde çok fazla, etkili bir tedirginlik yarattığını düşünmüyorum. Makedonya’daki siyasi hava ve şu anki mevcut hükümeti de çok fazla derinden etkileyen bir konu da yok.

Yalnız uluslararası topluma verilen mesaj bağlamında orada ister istemez muhalefetin parlamentoya gelmiyor olması biraz sanki ülkede işler iyi gitmiyor mesajını veriyor. Ama bu bağlamda Başbakanımızın ve iktidardaki parti ortağımızın, bizlerin de muhalefete olumlu anlamda çağrılarımız var.

Belki katılmadıkları noktalar olabilir, bunu anlıyoruz. Yalnız bunları ispatlamak parlamentodan çıkmak ile olmuyor. Parlamentoya gelmeleri gerek. Eleştiri yapacaklarsa oradan yapmaları gerek. Demokraside rahatsızlıklarını bildirmeleri için başka metodlar var.

Dolayısıyla yapılan bu adımları muhalefet bakımından Makedonya’daki demokrasiyi zedelediklerini düşünüyorum. Daha fazla devletçi mantık ile düşünmelerini isterdik. Makedonya’nın iyiliği için. Buradaki çok etnili, çok kültürlü yaşamın devamı için onların da katkı sağlamasını istiyoruz parlamentoya gelerek. Dışarda durarak iktidarlarını sağlayamazlar. Millete de olumlu mesaj vermezler. Ne yaparlar sürekli olumsuz hava, kriz havası. Oysa o kadar da ciddi bir şey yok.

Burada Türk azınlığı temsil eden 3 siyasi parti var. Baktığınız zaman nüfusun yüzde 4’ü gibi kesimini oluşturan bir topluluk için fazla bir sayı değil mi? Bu partilerin bir araya gelerek Türk toplumunu temsil edecek daha güçlü bir yapı oluşturması mümkün değil mi?

Liberal görüşü daha ağır olan bir kişiyim. Dolayısıyla çok partili bir Makedonya’nın tek kutuplu ya da tek partili bir sistemden daha iyi olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla böyle bir hava içerinden Türklerin açısından baktığımızda da belki bizim söylediğimiz partide bir görüş vardır, başkaları başka parti ile başka bir görüş söylemek ister. Bunlar sadece “Ben partiyi kurayım, başkan ben olayım” bakışıyla yaklaşıldığında, somut anlamda bir plan, bir eylem olmadığı zaman kötü oluyor. Bölünmeye kesinlikle hizmet veriyor. Ama bunların zaten halk bugüne kadar neyin ne olduğunu anlamış durumda.

Bizim partimiz sadece bu yıl iktidarda değil en az 4. dönemini iktidarda yaşıyor. Zaten Makedonya’da kurulan ilk Türk partisi. Dolayısıyla böyle bir siyasi tarihi de var. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu partilerin daha aza ineceğini düşünüyorum.

Kaynak: Al Jazeera