2013 bütçesinin kaderini belirleyecek gelirler

17 Ekim 2012 Kapalı Yazar: tuidnews

2012’de bozulan bütçe dengelerinin önümüzdeki yıllarda daha fazla bozulması önlemek isteyen hükümet için gelirler cephesi gelecek sene büyük önem arz edecek.

Geçen yılın aynı ayında 1.9 milyar TL açık veren bütçede Eylül ayı açığının 5.8 milyar TL olarak gerçekleşmesi, Eylül ayında bütçe performansında bozulmanın devam ettiği şeklinde yorumlandı.

Geçen yılın Ocak-Eylül döneminde 234 milyon TL fazla veren bütçe, 2012 Ocak-Eylül döneminde 14.4 milyar TL açık verdi. Geçen yılın aynı döneminde 35 milyar TL olarak gerçekleşen faiz dışı fazla ise bu yılın aynı döneminde 25.2 milyar TL olarak gerçekleşti.

Harcamalardaki artış, iç talepteki durgunluk, ithalattaki düşüş, vergi ödemeleri ve özelleştirmeden beklenilen gelirlerin elde edilememesi gibi faktörlerin bütçe dengelerindeki bozulmanın temellerini oluşturması, bozulmanın ne kadar daha süreceği sorularını da beraberinde getirdi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2013 yılı bütçe gelirlerinin 371 milyar lira, bütçe giderlerinin 403.99 milyar lira, faiz hariç giderlerin 351 milyar lira, faiz dışı fazlanın 19,1 milyar lira olarak öngörüldüğünü bildirdi.

2012’de bozulan bütçe dengelerinin önümüzdeki yıllarda daha fazla bozulması önlemek isteyen hükümetin hedefleri için gelecek yıl özelleştirmeden beklenen 9.5 milyar TL ve 2B çalışmalarından sağlanması beklenen 4.8 milyar TL belirleyici olacağı belirtiliyor.

2013 YILI İÇİN GELİRLERDE CİDDİ YÜKSELİŞ ÖNGÖRÜLÜYOR

Oyak Yatırım Ekonomisti Gülay Girgin, 2013 yılında Türkiye ekonomisinin nasıl bir büyüme patikasını beklediğinin bilinmediğine dikkat çekerek 2013 yılına ilişkin öngörülerde, gelirler tarafının ciddi oranda yükseltildiğine dikkat çekti.

2013 yılında yerel seçim harcamalarının da olacağını hatırlatan Girgin, kamunun ne kadar büyüme içinde yer alacağının önem arz edeceğini söyledi.

2013 bütçe açığı tahminlerini beklentilerin biraz daha üzerinde tuttuklarına değinen Girgin, bütçe açığı/GSYH oranının yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmesini beklediklerini dile getirdi.

Bundan sonraki süreçte gider tarafının reel bazda artış göstereceğini kesin olarak nitelendiren Girgin, bütçe performansını belirleyecek en önemli etken olan gelirler tarafının dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti.

BÜTÇE DENGELERİNDE BOZULMA SÜRECEK

T-Bank Ekonomisti Veyis Fertekligil, değerlendirmesinde, bütçe dengelerindeki bozulma Eylül ayında da sürdüğünü kaydederek Eylül ayındaki açığın zaten bütçe dengelerindeki bozulmanın sonbahar aylarında da devam ettiğini gösterdiğini ve özellikle yılın son aylarında bu eğilimin artmasının beklenebileceğini belirtti.

Ekonomi yönetiminin açığın GSYİH’ya oranını yüzde 2,3’e revize etmesi kararını gerçekçi olarak nitelendiren Fertekligil, ”Bu sene bütçe dengelerindeki bozulmada harcamalardaki artış, vergi gelirlerinin ekonomide yavaş büyüme, iç talebin durgunluğu ve ithalatın azalması dolayısıyla beklendiği kadar artmaması ve özelleştirmeden beklenilen gelirlerin elde edilememesi rol oynadı. OVP’ye baktığımızda bütçe dengesindeki bozulmanın önümüzdeki yıl ve 2015’e kadar kontrol altına alınmaya çalışıldığı görülmekte. Seçim yılları olmasına rağmen hükümetin harcamalar tarafında fazla açılmak istemediği ve bütçe disiplinini korumak istediği anlaşılmakta. Vergi gelirleri tarafında ise özellikle 2013’de daha güçlü bir performans gösterilmesi beklenmekte. Ekonominin %4 büyümesi ve özel tüketimdeki hafif artış beklentisi sayesinde bu mümkün olabilir. Özetle 2012’de bozulan bütçe dengelerinin önümüzdeki yıllarda daha fazla bozulması önlenmek istenmekte. Tabii burada ekonomi yönetiminin, vergiler tarafında sadece dolaylı vergilere değil, dolaysız vergilere de yani gelir ve kurumsal vergi tahsilatlarının -vergi adaletini sağlayıcı bir biçimde ve gelirlerle doğru orantılı olarak- dengeli bir biçimde artırılmasına da önem vermesi gerektiğini ve bunun da kapsamlı bir vergi reformu sayesinde olabileceğini hatırlatmak isteriz. Umarız yeni gelir vergisi tasarısı bu konuda biraz rahatlamaya yol açabilir. Yoksa sadece dolaylı vergilerin artırılmasına yönelik gelir artırıcı önlemler, daha önceki yıllarda ve bu yıl olduğu gibi enflasyonun artmasına ve ekonomik dengelerin bozulmasına yol açmakta, ayrıca iç tüketimi sınırlayarak büyüme hızını dolaylı yoldan negatif etkilemekte ve kısır bir döngünün sürmesine neden olmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de vergi politikalarındaki bu çarpıklığın giderilmesi için ek çaba harcanması ve adil bir vergi düzeni için yeni reformlar gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Öte yandan, harcamalar tarafında ise zor da olsa özellikle sosyal güvenlik, altyapı ve genel olarak cari transfer harcalamalarındaki hızlı artışların önlenmesi veya daha makul düzeylere çekilmesi gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

”HARCAMALARIN DİSİPLİN ALTINDA TUTULMASI ÖNEMLİ”

ABank Ekonomisti Serdar Şenol ise değerlendirmelerinde, Ağustos ayında sınırlı toparlanma görülen bütçe göstergelerinde Eylül ayında yeniden olumsuz bir tablo gözlendiğine dikkat çekti.

2013 hedeflerinde harcamaların yüzde 11, faiz dışı harcamalarınsa yüzde 12 kadar artırılmasının öngörüldüğünü kaydeden Şenol, bu yılın yüzde 17’lerdeki artışın ardından bütçe disiplini anlamında hedeflerin ciddi bir duruş gerektirmekte olduğunu dile getirdi.

Vergi gelirlerinde yüzde 7’lik artış ardından gelecek sene yüzde 14 artış beklendiğini kaydeden Şenol, ”Son vergi artışları ve büyüme beklentileri dahilinde bu artışlar mümkün olabilir.Büyümenin beklentilerin altında kalmasıysa vergi artışlarını gerektirebilir. Özelleştirmeden 2013 yılında beklenen 9.5 milyar TL ve 2B çalışmalarından sağlanması beklenen 4.8 milyar TL 2013 hedefleri için belirleyici olacak. Gelecek yıl içinse OVP hedeflerine ulaşılması için özellikle ek harcamaların gündeme gelmesi gerekmekte. Seçim süreci öncesinde harcamaların disiplin altında tutulması önem taşıyor. Bütçe göstergeleri nispeten olumsuz kalsa da, OVP’de verilen mali disiplin sinyali ve daha gerçekçi hedefler bu kapsamdaki risklerin sınırlı kalmasına neden olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRK TELEKOM, HALKBANKASI VE TÜRK HAVA YOLLARI ÖZELLEŞTİRME GELİRLERİ BELİRLEYİCİ

BGC Partnes Başekonomisti Özgür Altuğ değerlendirmesinde, bütçe dengelerinde görülen bozulmanın Eylül ayında da devam ettiğini belirtti.

Ekonomik aktivitedeki yavaşlama, personel giderlerinde beklentiler üzerinde düzeltmeler, sabit harcamalar, beklentilerin altında gelen özelleştirme gelirleri ve düşük vadesi geçmiş vergi ödemeleri bütçe dengelerindeki bozulmanın temellerini oluşturdu.

Hükümetin açığın GSYİH’ya oranını yüzde 2.3’e revize ettiğinin hatırlatıldığı değerlendirmede, hedefte bir miktar sapma olabileceği belirtildi.

Hükümetin 2013 yılında hızlı büyüme ile Türk Telekom, Halkbankası ve Türk Hava Yolları’ndaki yüksek özelleştirme gelirleri ile hükümetin taslakta gelirleri arttırdığına yer verildi.

”MERKEZ BANKASI DAHA RAHAT DAVRANACAK”
JP Morgan, vergi cephesinde görülen konjonktürel zayıflamaya bağlı olarak mali performansta Eylül ayında bozulma görüldüğüne dikkat çekerek, 2012 bütçe açığı/GSYH öngörüsünü yüzde 2,2’den yüzde 2,5’e çekti.

Son açıklanan vergi önlemlerinin mali performanstaki zayıflamayı durdurmaya yardımcı olacağı öngörüsüne rağmen kurum, 2013 yılı bütçe açığı/GSYH oranı öngörüsüne yüzde 2,4’den yüzde 2,7’ye çıkardı.

Türkiye’nin mali performansının benzerlerine kıyasla üstün olacağının bildirildiği raporda, borç dinamiklerindeki iyileşmenin devam edeceği öngörüsü paylaşıldı.

Bütçe rakamlarında iç talep tarafında canlanma işareti görülmediğine dikkat çeken kurum, bu durumun Merkez Bankası’nın faiz koridorunun üst bandı tarafında daha rahat davranmasına neden olacağını savundu.